Veysi DEMİR

Veysi DEMİR

Her Taraftan Saldırı Altındayız!

Her Taraftan Saldırı Altındayız!

Gazze Şeridi’nde 3 yıla yakın bir süredir siyonist işgal rejimi tarafından dünyanın gözü önünde her türlü işgal, katliam, insanlık ve savaş suçunu barındıran soykırım ve vahşet işlendi ve 10 Ekim 2025’te imzalanan sözde ateşkes ve “garantör ülkelere” rağmen işlenmeye devam ediyor.

Aynı şekilde Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen siyonist işgalcilerin Lübnan’a ağır saldırıları; ABD baskısıyla Lübnan Hükümeti ve terör rejimi arasında devam eden ateşkes görüşmelerine rağmen aralıksız devam ediyor. Batı Şeria’da durum pek farklı değil. Siyonist ordunun baskın ve saldırıları, işgal ordusu koruması altındaki Yahudi çetelerin saldırıları ve uyguladıkları her türlü terör, gasp, ekine ve mala zarar verme saldırıları ile insanlıktan çıktıklarını pervasızca sergiliyorlar.

ABD ve İran İslam Cumhuriyeti arasında gerilim devam ederken, Suudi ve müttefiklerinin desteğiyle Yemen hükümet güçleri, Ensarullah hareketine saldırılar düzenliyorlar.

Benim anlamadığım 3 yıla yakındır terör rejiminin dünyanın gözü önünde işlemediği vahşet, terör ve soykırım saldırıları kalmadığı halde konuya duyarsız kalanlar, işgal rejimine karşı “kuzu” olanlar, birbirlerine karşı nasıl böyle “kurt postuna” bürünüp Müslüman kanı döküyorlar? Madem bu gücünüz ve iradeniz vardı neden bunu israil terör devletine karşı kullanmıyorsunuz? Siz kime hizmet ediyorsunuz? Amacınız nedir?

Ümmetin evlatlarına ve coğrafyasına dönük saldırılar yeni ivme kazanırken, 7 Ağustos günü Mekke’de “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandı. Önce bu anlaşmanın Riyad’da yapılacağı duyuruldu sonra “kurmay bir akıl” devreye girerek anlaşmanın Mekke’de imzalanmasını ve bu ismi alması sağlandı. Öyle ya derin bir manası olan “Mekke” ismi ile gerçekten güzel bir imaj, güzel bir çağrışım ve güzel bir algı oluşur.

Mekke anlaşmasının imzalanmasından sonra bu anlaşmanın kime karşı yapıldığı ile ilgili tartışmalar başladı. Kimisi “İran’a karşı kuruldu” yorumunu yaparken, kimisi de “israile karşı kuruldu” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Anlaşmanın açıklandığı gün İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, Mekke Anlaşması üzerinden Riyad yönetimine tepki gösterdi. Ancak İranlı yetkililerin sonraki günlerde Mekke anlaşmasına yönelik değerlendirmeleri değişti ve olumlu baktıklarını açıkladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'nın kolektif caydırıcılığı esas aldığını belirterek, “Anlaşma hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır.” açıklamasında bulundu.

Peki, ümmet bu dağınık halde ve saldırı altındayken bu anlaşma sadra şifa olabilecek mi? Bunu tabi ki zamanla göreceğiz. Bizim için asıl konu terör rejiminin saldırganlığı ve yayılmacı kanlı politikalarıdır. Eğer bu ittifak bunu engelleme yönünde adım atarsa ne âlâ, yok eğer İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği gibi sadece aciz kınamalarla yetinecekse bir değeri olmayacaktır.

Mekke anlaşmasına “ihtiyatlı iyimserlik” nazarından bakarken birdenbire kendi ülkesinde bile sözleri itibar görmeyen, köyün delisi Trump açıklama yaparak, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın Mekke Savunma Anlaşması'ndan memnuniyet duyuyorum. Üç ulusun büyük liderliğini tebrik ediyorum… Bu anlaşma, Orta Doğu'nun nasıl bir araya geldiğini ve ülkelerin nihayet kendilerini daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerini gösteriyor. Bahsi geçen üç ülkenin büyük liderliklerini tebrik ediyorum. Bu büyük, cesur ve önemli bir adım” dedi.

Trump, durup dururken ve 10 gün sonra neden bu açıklamayı yaptı? Anlaşmayı itibarsızlaştırmak mı amacı? Kafasında başka şeytani bir plan mı var? Bilmiyoruz. Biz yine olumlu bakış açımızı koruyup, Mısır ve İran’ın katılımı ile gerçek bir ittifaka dönüşmesini temenni ediyoruz.

Bir başka sorunumuz da geçen hafta yazdığım “Uluslararası Filistin Konvoyu!” konusu var. 20 ülkeden 500 aktivistin yer aldığı ve 11 Ağustos’ta Irak sınırına uğurlanan konvoy, o günden beri Irak sınırında bekletiliyor ve girişine izin verilmiyor. Geçen hafta bu tavrı Ürdün hükümetinden beklediğimi yazmıştım. Ancak yanılmışım bu görevi Ürdün’den önce Irak merkezi hükümeti devraldı ve konvoya izin vermedi ve konvoy geri Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldı.

Rabbimizden duamız ve temennimiz odur ki: Ümmet olarak bizleri korkak, pısırık ve koltuk sevdalısı yönetimlerden kurtarıp, cesur ve dirayetli lider ve yönetimlere kavuşturmasıdır. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Veysi DEMİR Arşivi