Düşmana Kuzu, Kardeşine Kurt Olan Ümmet! Adım Adım Mezhep Savaşına Doğru!
Gazze Şeridi’nde mezalimin 3 yılını doldurmasına sayılı günler kala; siyonist işgal rejiminin dünyanın gözü önünde insanlık tarihi boyunca görülmemiş vahşet, soykırım, abluka ve tarif edilemeyecek kadar büyük alçaklıklar işlemeye devam ediyor.
İnsanlık vicdanı ve dünya kamuoyunun tepkisini azaltma amaçlı göstermelik ve soykırımı dünyanın gözünden kaçırma planı dahilinde, 10 Ekim 2025’te sözde “garantör ülkeler” vitrine konulup bir ateşkes anlaşması yapıldı. Bununla HAMAS ve Gazze direnişi etkisizleştirilmek ve katliamlar dünyanın gözünden ve gündemden düşürülmek istendi ve başarıldı.
Aynı tiyatro Lübnan ve Batı Şeria’da da uygulanıyor. Terör rejimi, dünyanın gözünü kapatan anlaşmaları bile hiçe sayarak hatta kendi lehinde kullanarak saldırı, baskın, toprak gaspı, hırsızlık ve katliamlarına vites artırarak devam ettiriyor.
Peki, bütün bu vahşet ve soykırım gözümüzün önünde cereyan ederken; Şehid Şeyh Ahmed Yasin’in vasiyetinde dediği gibi: “…suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!” hükmünde olan ümmet ve ümmetin sözde liderleri gözlerini vahşet ve soykırıma kapatmış ve birbirlerine diş bilemenin, birbirlerinin kuyularını kazmanın derdindeler.
Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki acılarımız yanında büyük şeytan ABD’nin İran’la olan savaşı ve Yemen’in hedef haline getirilmesi sorunu ile karşı karşıyayız. Geçen yıl 12 Günlük savaşta da 28 Şubat’ta başlayan ve 40 gün süren ve ara ara devam eden ABD ve terör rejiminin İran’a yönelik saldırıları bölge ülkelerindeki ABD üslerinden yapıldı. İran bu üsleri vurunca da ağlamaya sızlanmaya başladılar.
Şu an dünya bir taraftan Yemen üzerinden ABD ve terör rejiminin çıkarmak istediği bölgesel savaşa odaklanmışken (aslında amaçlanan “Mezhep Savaşı”dır.) Diğer taraftan da ABD’nin New York şehrinde 22 Eylül’de başlayacak olan BM 81. Genel Kurulu’na odaklanmış durumda. Sürekli çelişkili açıklamalarıyla dikkat çeken ve hiçbir itibarı ve güveni olmayan Trump, BM Genel Kurulu için ABD’ye gidecek olan 6 körfez ülkesi lideri ile görüşme gerçekleştirecek ve muhtemelen uğursuz kararlar alacaklardır. (Allah (cc) onlara fırsat vermesin.) Trump, bu görüşme öncesi İran’a açık ve ağır tehditlerde bulunurken, bir taraftan da muhtemelen New York’a gidecek olan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olduğunu söylüyor. Bir taraftan “sopa” gösteriyor, bir taraftan “havuç” gösteriyor.
Yazının başlığına dönecek olursak: Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan’a ağır saldırılar ve soykırım 7 Ekim’den beri aralıksız devam ederken kılını kıpırdatmayan, kuzu rolüne bürünüp terör rejimine tek kelime edemeyen ve Gazze’ye bir şişe su sokmaktan aciz olan bölge ülkeleri, konu İran’a ve Yemen’e gelince birdenbire “kurt postuna” bürünüp saldırı ve savaştan bahsedebiliyorlar ve fiili olarak bunu gösteriyorlar.
Şimdi bir taraftan Suudi yönetimi ve koalisyonu 7 Ekim’den bu yana terör rejimine fiili olarak saldıran ilk ülke olan Yemen’e neden ve ne amaçla saldırıyorlar? Yemen’e Gazze ve Lübnan’a sahip çıkmasının bedeli mi ödettirilmek isteniyor? Müslümanların birlik olup terör rejimi ve hamisi ABD ve müttefiklerine karşı koyması gerekmez miydi? Neden terör rejiminin dillendirdiği “Mezhep Savaşı” planında figüran olmayı kabul ediyorsunuz? Bir de utanmadan Yemen’deki yalın ayaklı kahramanlara “Mekke’ye saldırı” iftirası atıyorsunuz? Önce Suud yönetimi, Mekke yakınında normalleşme adı altında haram arenası olan konserler vererek, Kâbe görseline karşı yapılan çirkefliğin hesabını versin.
Geldiğimiz noktada çıkarılmak istenen bölgesel veya mezhep savaşında ülkemize büyük iş düşüyor. Bu fitne girdabında “taraf olmak” oyununa düşmeden, Müslüman ülkeler arasında arabuluculuk görevi üstlenerek, fitnenin ve şeytani tezgâhın önünü tıkamalıdır. Aksi halde büyük bir fitne ile karşı karşıya kalacağız ve ağlayanlar hep Müslümanlar, gülenler ise siyonist emperyalistler olacaktır. Vesselam…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.