Veysi DEMİR

Veysi DEMİR

Tehlike Kapıya Dayandı!

Tehlike Kapıya Dayandı!

3 yıla yakındır insanlıktan çıkmış şizofren ve sadist ruhlu katiller sürüsü siyonist işgal rejimi Gazze Şeridi’nde insanlık tarihinde görülmemiş ve kelimelerin kifayetsiz kaldığı vahşi katliamlar ve soykırım savaşını dünyayı umursamadan pervasızca sürdürüyor. Artık insani ve vicdani olarak sözün bittiği safhanın çoktan geçtiği ve insanlığın bittiği bir noktadayız.

Sapkın inanışları ve hasta ruhlu yönetim ve fertleri ile bölgeyi ve dünyayı ateş çemberine dönüştürmeye kararlı olan işgalci siyonistlerin yayılmacı ve kanlı politikalarının nerede biteceğini insanlık vicdanı umutsuzca bekler hale geldi.

Hiçbir insani yönleri olmayan ve insanlığın bütün değerlerini tüketen barbar siyonist katillerin saldırı planları elbette sadece Gazze Şeridi ile sınırlı değil. Bugüne kadar Batı Şeria, Lübnan, Yemen, Katar, Tunus (Sumud Filosuna), Suriye ve İran’a saldırdı. Aksa Tufanı hareketinden sonra (Arz-ı Mev’ud) planına atıf yaparak, terör rejiminin hedefinde İran ve ardından Türkiye olduğunu yazmıştım. Ne var ki, bu tehlikeye dikkat çektiğimde; israil terör örgütünün (İTÖ) içimizdeki etki ajanı siyasiler ve sözde uzmanlar buna karşı çıkarak, “Türkiye gibi güçlü bir ülkeye niye saldırsın?” ve “israil Türkiye’ye saldıracak kadar aptal mı?” şeklinde kamuoyunu yanıltmaya, bu tehlikeyi örtbas etmeye ve İTÖ lehine algı yapmaya başlamışlardı.

Ancak gelişmeler kanla beslenen ve düşmansız yaşayamayan vampir ruhlu yaratıklar güruhunun, zamanla Türkiye’yi açıktan hedef alan ve sıranın Türkiye’de olduğu siyonist basın ve siyasileri tarafından dillendirildi. Terör rejimi 3 Nisan 2025’te Türkiye'nin Suriye'de üs kurma hazırlığı yaptığı “T4 Hava Üssü”nü bombaladı ve üsse büyük zarar verdi. Bu saldırı ile Türkiye’ye gözdağı vererek, Türkiye’nin Suriye’ye yerleşmesine izin vermeyeceği mesajı verildi. Buna karşın Türkiye’nin etkili bir adım atmasını beklerken; o zaman Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Reuters haber ajansına verdiği röportajda, Türkiye'nin israil ile Suriye'de karşı karşıya gelmek istemediğini söylemişti. Bu olay ve saldırı üzerine şöyle yazmıştım: “… Eğer Türkiye, savunma hattını Suriye’den başlatıp tedbir almazsa yakın bir gelecekte katil sürüsü siyonist işgal ordusunu kapımızda göreceğiz…”

O günden beri siyonist terör rejimi ısrarlı ve sistematik bir şekilde Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef almaya ve “israil için yeni İran Türkiye’dir”, “israil için en büyük tehlike Türkiye’dir” gibi açıklamaları sözde komutanları ve bakanları açıktan dillendirmeye başladı. Zaten siyon-emperyalistlerin düşmanlaştırma ve hedefe koyma taktiği böyle işliyor. Saldırmayı planladıkları ülkeyi önce alttan alta gündeme getirmeye başlarlar. Sonra propagandayı artırarak düzenli bir şekilde kendileri için “tehlike” gördüklerini ve yok edilmesi gerektiğini zamanla işlemeye başlarlar ve saldırı için bunun altyapısını hazırlarlar. Bununla birlikte o ülkeyi zayıflatmak için çeşitli tuzak ve entrikalar düzenlerler. Saldırı için de uluslararası kamuoyunda kendilerince destek ve “meşruiyet” zemini ararlar ve zamanı gelince de planları gereği saldırırlar. Bunu hep yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.

Nihayetinde geçen salı günü siyonist rejime ait savaş uçakları Türkiye’nin kullanması planlanan Suriye İdlib kırsalında bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na 4 hava saldırısı düzenledi. Saldırı yetmedi bir de Türkiye’ye yönelik tehditlere başladılar.

Soykırım suçlusu Netanyahu, Türkiye’nin Suriye’de askeri üs kurmaya çalıştığını ve buna izin vermeyeceklerini belirterek, “Türkiye'nin güneye doğru ilerleyen bir askeri tahkimatına tahammül etmeyeceğiz. Bunu genel hatlarıyla açıkça ifade ettik.” dedi.

Ebu Zuhur saldırısını Türkiye’ye yönelik “mesaj” ve uyarı olarak nitelendiren katil Netanyahu, “Türkiye'nin Halep yakınlarında bir havaalanında kendini yerleştirme niyetinde olduğunu gördük. Bir mesaj ilettik, ancak görünüşe göre bunu duymadılar. Bu yüzden onu daha iyi anlamalarını sağladık.” dedi.

Bu saldırı ve açıklamalara karşın sert tepkiler ve Türkiye’nin savaştan çekinmeyeceği söylendi ancak terör rejimi Suriye dahil saldırılarına ve işgallerine devam ediyor. Türkiye ve bölge ülkeleri ise “kınama, daha sert kınama, güçlü şekilde kınama, en güçlü şekilde kınama” gibi açıklamaların ötesine geçmiyorlar.

Siyonist saldırganlığının bir gün kapımıza geleceği belli idi ve bunun için 7 Ekim’den beri hazırlık yapılmalıydı. Bugünden sonra acil olarak “Mekke Anlaşması” kapsamı genişletilerek bölge ülkeleri ile ortak bir şemsiye oluşturulmalı ve siyon-emperyal yayılmacılığı ve işgaline birlik halinde karşı konulmalıdır. Gün birlik olma ve birlikte işgal ve soykırıma karşı çıkma günüdür. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Veysi DEMİR Arşivi