Tebliğ Ve Davette Etken Olan Unsurlar
Çoğumuz iyi olduğumuzu ve iyiliğe davet ettiğimiz halde, insanların neden bize katılmadıklarını merak ederiz. Hatta toplumun bizi anlamadığını ve bunun için toplumu suçlayanlar bile var.
Oysa bir ‘Dava’ sahibi olduğunu iddia edenlerin, öncelikle kendilerini ve toplumu iyi tanımaları ve kendilerini kontrol etmeleri gerekir. Toplum sizi tanımak ve anlamak zorunda değil. Eğer bir ‘Davanız’ olduğunu iddia ediyorsanız, sizin kendinizi topluma doğru bir şekilde tanıtmanız ve ikna etmeniz gerekir. Bu hususta toplum müşteri, siz satıcısınız. Satıcı olan sizler, güvenilir olmalı ve malınızı iyi pazarlamalısınız.
Tebliğ ve Davette şu hususlar etkili olur:
1 – Arz edilen, davet edilen: Bilgi, haber, Hakikatin kendisi…
2 – Tebliğ eden: Şahsiyeti, Vasıfları, Donanımı…
3 – Tebliğ edilen: şahsiyeti, İlmi, Sosyolojik ve Psikolojik hali…
4 – Tebliğ Usulü: Üslup, zamanı, mevcut şartlar, kullanılan vasıta…
Öncelikle insanların çok farklı olduğunu ve farklı tercihlerde bulunacaklarını bilmelisiniz. İnsanların düşünce, sevgi ve tercihlerini bir tek şekle sokmak mümkün değil. Kimileri Hakka, Doğruya talip olurken; kimileri de nefislerine, çıkarlarına, egolarına, güce, korkuya, parti ve ideolojilere köle olabiliyor. Tercih ve Hakka teslimiyet liyakat meselesidir. Siz hakkı ispatlı bir şekilde gösterseniz bile, kişi layık olduğu şeyi tercih edecektir. Burada önemli olan sizin hakka teslimiyetiniz ve bunu doğru bir şekilde iletmenizdir.
Davette tebliğcinin fonksiyonu çok etkilidir. Hiçbirimiz kusursuz değiliz. Ama bir davette bulunanın mutlaka güvenilir, adil, dürüst ve istikrarlı olması şarttır. Bu yüzden Allah’ın görevlendireceği peygamberler, peygamberlikten önce toplumda doğru ve güvenilir ‘Emin’ olarak bilinmişlerdir. Topluma güven vermeyen insanlara kim inanır ki? Bu yüzden alimlerimiz, farz namaza çağrı olan Ezanı, fasıkların okumasını uygun görmemişler.
Adil, dürüst ve güvenilir olmanız gerektiği gibi, davet ettiğiniz şeylere öncelikle sizin uymanız gerekir ki, inandırıcı olasınız. Davet ettiğiniz şey hakkında doğru bilgiye sahip olmalı ve bunu güzel üslupla tebliğ etmelisiniz.
Siz doğru olacaksınız ki, doğru insanlar size gelsin ve size karşı doğru olsunlar. Adaletli olacaksınız ve aranızda adaleti yaşatacaksınız ki, adil insanlar size gelsin. Aranızda kardeşliğin gereğini yerine getireceksiniz ki, başkaları da sizinle kardeş olmak istesin. Vefalı ve istikrarlı olacaksınız ki, insanlar size güvensin. Hakkı, Adaleti, Kardeşliği şahsi çıkarlarınızdan üstün tutacaksınız ki, insanlar size inansın ve sizi tercih etsin.
Söyledikleriniz ve yaptıklarınız uyumlu olmalı, yaptıklarınız söylediklerinizi doğrulamalı. ‘Davanız’ nefsinizden öncelikli olmalıdır. ‘Dava’ dediğinizi, şahsi çıkarlarınız ve egonuza tercih etmelisiniz. Konuşmaktan önce ahlak ve şahsiyetinizle, karşı taraf üzerinde güven yaratmalısınız. Size inanmayan söylediklerinize, ‘davanıza’ da inanmaz. Tıpkı sizin güvenmediklerinize inanmadığınız gibi.
Davanız ne olursa olsun, adil ve dürüst olmalısınız. Söylediklerinize kendiniz uymalısınız. Güzel ahlaklı ve merhametli olmalısınız. Ayrıştırma yerine birleştirici olmalısınız. Kavga yerine, barışçıl olmalısınız. Dağıtma yerine, toparlayıcı olmalısınız. Suçlama yerine, doğruyu göstermelisiniz. İtici değil, çekici olmalısınız. İnat yerine, sevdirmelisiniz. Kendini gösterme yerine, davanız ve karşı tarafın faydasını gözetlemelisiniz.
Eğer İslam gibi aziz bir davanız var ise: Kur’an öncelikle kendinizi düzeltmenizi, iyi bir örnek olarak insanları hikmetle ve sözün güzeliyle davet etmenizi istiyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.