Şeytan, Azerbaycan’da Hortladı!
Dünya daha çok özgürlük talepleriyle inlerken, halkı Müslüman olan ülkelerde Müslümanlar en tabii olan haklarından mahrum ediliyor.
19. Asırda bütün İslam coğrafyası emperyalistlerce işgal edildi. Kendilerine göre sınırlar çizerek oluşturdukları devletçiklerde kendi işbirlikçilerini işbaşına getirdiler. Ve bir asırdır başımıza bela ettikleri sistem ve işbirlikçileri sayesinde, kalp ve beyinlerimizi de işgal ederek zehirlediler.
Halkı Müslüman ülkelere baktığımızda İslam’dan daha çok batının kanun ve kültürü egemendir. Baştaki yöneticiler İslam ve Kur’an’dan ziyade, emperyalist ve Siyonistlere bağlıdırlar. Bunca açık zulme rağmen, mazlum Filistin ve İran yerine, saldırgan emperyalist ve Siyonistlere taraf olmaktadırlar. Tehdit ederek işgal eden, sömüren, saldıran emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’e el pençe dururken, komşu ve ırkdaşlarına karşı saldırgan olabiliyorlar. Ve küfür bunlardan cesaret alarak, Müslümanlara karşı bu kadar saldırgan ve zalim olabiliyor.
Irkçılık, mezhepçilik, partizanlık…bahaneleriyle insanlarımız birbirine düşman edilirken, içimizdeki düşkünleri satın alarak kendilerine piyon yapmaktadırlar. Algı operasyonları ve içimizdeki bu işbirlikçileriyle, hakikatleri tersyüz ederek toplumu yönlendirmeye çalışmaktadırlar. Kafaları karıştırıyor ve birbirimize güveni yok etmeye çalışıyorlar. Dünyanın her tarafında ve her kesimden vicdan sahibi insanlar, emperyalist ve Siyonistlerin zulmünü lanetlerken, içimizde satın aldıkları düşkünlerin emperyalist ve Siyonistlere taraf oldukları görülmektedir.
Dini maskeyle ortaya çıkan Adnan efendi, “İsrail’e uzanan ellerin üzerine gök kubbeyi indiririz” tehdidinde bulunuyordu. ‘Dini cemaat’ maskeli Gülen hareketinin, girişilen askeri darbe teşebbüsüyle kimlerin kontrolünde olduğu açığa çıkmıştı. İslami camialara karşı çok acımasız olan bu yapılar, İsrail ve Amerika hayranlıklarını gizlemiyorlardı.
Türkiye kendine geldikçe bir şeyler karıştırıyorlar. Daha önce onlarca mühendis infaz edildi. Tarımda kendine yeterli olmanın önüne geçildi. Rus uçağı düşürme provokasyonuyla savaşa tahrik edildi. Çözüm sürecinde bazı provokasyonlarla süreç zehirlendi. Şimdi de Kıbrıs TC ve Azerbaycan üzerinden provokasyonlar yapılmaktadır. Gülen grubunun en çok Türki Cumhuriyetlerde örgütlendiği unutulmamalı. Ve Azerbaycan’da sahip olduğu okullar devredilmedi, ancak isim değiştirilerek aynı şekilde devam ettikleri söyleniyor. Varlığını sürdüren bu grup, Türkiye’de olduğu gibi geldiği Devlet kademelerinde şimdi oyun kuruyor. Siyonist İsrail’in yanında yer alarak fitneyi ateşliyor.
Dillendirdikleri Demokrasi, özgürlük, İnsan Haklarına aykırı olarak, Müslüman kardeşlerimizin örtülerine el uzatma alçaklığında bulunuyorlar. Azerbaycan’da bunu Türkiye düşmanlığına malzeme yapmaya çalışıyorlar. Ne yazık ki bazıları aynı oyunun figürü olarak, bazıları da ırkçılık zaafıyla, Müslüman bacılarımızın örtüsüne uzanan bu kirli elleri savunabilmektedir. Güya oyunu görme hissiyatıyla ve iki devletin karşı karşıya gelmemesi adına politik bir dil kullanmaya çalışan B. Yıldırım gibi siyasetçiler, Müslümanları inciten çok yanlış ve haksız ifadeler kullanabilmektedir. Kardeşi İlhan kızmasın diye, Allah ve Müslümanları kızdırmaktadır.
Evet geniş düşünmek, oyunu görmek ve akıllı davranmak gerekir. Ama zalime karşı mazlumdan yana ana ilkesinden vazgeçilemez. Zalim İlhan hiçbir zaman bizim kardeşimiz olmadı ve bu zulmüyle karşımızda olmuştur. Zulme ve zalime karşı olmak insan olmanın sorumluluğudur.
Ey İlhan! Türkiye’nin geçmişinden ders al. Akıttığın gözyaşlarında boğulacaksın. Bu zulmünle ancak kendi sonunu hızlandırır ve cehennem ateşini alevlendirirsin. Kendine gördüğün hak ve özgürlüğü, Müslümanlara yasaklayamazsın.
MAZLUMLARIN YANINDA, ZALİMLERİ LANETLİYORUZ…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.