‘Uydurulan Din, İndirilen Din’ Uydurukçularına Reddiye – 2
Allah gerçeği var. Resul ve Kur’an gerçeği var. İnsanlar bunlar karşısındaki tutumlarıyla, kendi konum ve liyakatlerini belirlerler. İmkânların çok kısıtlı olduğu tarihi süreç içinde cehalet, kıt bilgi ve farklı sebeplerle hadis, sünnet, âlimlerin içtihadı olan mezhep…
Hakkında abartılar, yanlış algı ve rivayetler olmuş ve maalesef devam etmektedir. Bu yanlışları, dinin temel kaynağı Kur’an ve yaşanan örneği olan Resulün örnekliğiyle fark eder, düzeltirsiniz. Ama bu iddia sahiplerinin haddi aşan çoğunluğu, dinimizin ana kaynağı olan Kur’an ayetleriyle oynuyorlar, ilgisiz ve çelişkili çok farklı tevillerle mana kargaşasına çekiyorlar. Kur’an ayetlerinin içini boşaltıyor, asıl manasından saptırıyorlar. Ahkâm ve ibadetlerle ilgili ayetler hakkında, hiç ilgisi olmayan çok çeşitli tevillerde bulunuyorlar. Kur’an’ı bildiren resulün davet ettiği ve yaşadığından farklı bir din tarifi yapıyorlar.
Saygın âlimlerimiz dini bir yorumda bulunduktan sonra “doğrusunu Allah bilir” derlerdi. Bunların çoğu ise kendi algılarını Allah’ın emriymiş gibi sunuyorlar. Herkesin kendi akıl ve algısını ‘din’ edinmelerine teşvik ediyorlar. Allah adıyla değil de, Allah adına konuşanlar var. Eğer illaki ‘Uydurulan Din’ kavramı kullanılacaksa; Resulün bildirdiği din ve ibadetleri ret edip, bu güne kadar gelmiş Müslümanlardan farklı bir anlayışıyla Kur’an ayetlerini aslından saptıran ve hiç ilgisi olmayan tevillerde bulunanlar için bu kavramın kullanılması çok daha isabetli olmaz mı? Ve bunlar, Müslümanları ‘akletmez, Uydurulan Din” gibi ithamlarla suçlarken; O çok övdükleri ateist ve deistlerin de kendilerine aynı nazarla baktıklarını bilmiyorlar mı?
“Dinin tek kaynağı” dedikleri Kur’an’a iftira, maksadından saptırma, ayetlerinin içini boşaltarak kendilerince anlamlandırmak; Dini kaynak kabul etmedikleri resule iftira etmekten daha mı hafif kalıyor?
Usul, hedefe götüren yoldur. Yanlış üslupla doğru hedefe varılmaz. Üslubunuz, niyetinizi ve varacağınız yolun neticesini belirler. Eğer aşağılayıcı, suçlayıcı saldırgan bir dil ve üslup kullanırsanız ancak kötüye tahrik eder ve düşman kazanırsınız. Ama Kur’an’ın emri ve Resulün sünnetine uyarak hikmet ve güzel sözle el uzatırsanız kardeş kazanırsınız. Kişisel niyet ve amacınız ne olursa olsun! Bu üslubun gaye ve neticesi, çok farklı yorum ve farklı dini anlayışlarla aklı bulandırılan insanların İslam ve Müslümanlara güvenlerini sarsmak; Müslümanların, ümmetin dirilişine ve İslam’ın geleceğine dair güven ve umutlarını kırmaktır. Güven ve umudunu kırdığınız bir toplumu, dilediğiniz gibi kullanmaya hazır hale getirmişsiniz demektir. Kitabımızın konusu olan ayrıştırıcı ve tahripkâr sivri dili kullananların bir kısmı bilerek, bir kısmı da sonucu düşünmeden çok zararlı olan bu projeye alet olmaktadır.
DEVAM EDECEK...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.