İskilipli Atıf Hoca için 100'üncü şehadet yıl dönümünde "Hafızayı Onarmak" paneli düzenlendi
Ankara Ulucanlar Cezaevi Müzesi Konferans Salonu'nda düzenlenen program, Diyanet İşleri Başkanlı Eğitim Uzmanı Ali Akkaya tarafından okunan Kur'an-ı Kerim ile başladı.
Program HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir, Çorum Valisi Ali Çalgan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Prof. Dr. Mustafa Aşkar, Prof. Dr. Yasin Aktay, Yönetmen Mesut Uçakan ve İskilipli Atıf Hoca'nın cenazesini bulan eski milletvekili Mehmet Sılay'ın yanı sıra davetliler yoğun katılım sağladı.
"İskilipli Atıf Hoca, bugünkü aydınların çoğunluğuyla kıyaslanamayacak kadar çok yönlü bir münevverdi"
Diyanet-Sen tarafından hazırlanan “Hafızayı Onarmak: Şehadetinin 100. Yılında İskilipli Atıf Efendi” paneli hakkında açılış konuşması yapan Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, "100 yıl önce zulmen darağacına çekilen İskilipli Atıf Efendi, çağının önde gelen müderrisi, aydın, alim ve aksiyonerlerinden biriydi. Sebilürreşad, Beyanü’l Hak gibi bütün Osmanlı coğrafyasında takip edilen önemli dergilerde yazıyordu. Kamu Görevlileri sendikacılığının öncülü olan Cemiyet-i Müderrisin’in kurucuları arasındaydı. İstiklal Harbine destek için gençleri örgütleyen, işgale karşı dik duruş sergileyen bir vatanseverdi. Ülkede giderek yaygınlaşan, hatta devlet eliyle dayatılan Frenk mukallitliğine diğer değişle batılılaşma rüzgarına karşı inanç değerlerimizi, medeniyetimizi, örf ve geleneğimizi savunan bir insandı. Çağına şahitlik ediyor, gördüğü yanlışlar karşısında sesini ve sözünü yükseltiyordu. İskilipli Atıf Hoca, bugünkü aydınların çoğunluğuyla kıyaslanamayacak kadar çok yönlü bir münevverdi." dedi.
"Hafızayı Onarmak" için tarihî yüzleşme çağrısı
Bu yıl, bu çok yönlü şahsiyetin şehadetinin yüzüncü seneyi devriyesi olduğunu hatırlatan Yıldız, "Biz de Diyanet-Sen olarak bu vesileyle İskilipli Atıf Efendi’yi anmak, anlamak, onunla ilgili örülmüş karanlık tarihi aydınlatmak, tahrifat ve tahribatı onarmak istiyoruz. Bu amaçla programımızın konseptini 'Hafızayı Onarmak' olarak belirledik. Onarmak; yok saymak değil, tam tersine, kırılmış, incinmiş, eksilmiş olanı fark edip yerine koymaya çalışmaktır. Bu program aynı zamanda gecikmiş bir adalet arayışıdır. Bugün burada, İskilipli Atıf Efendi’nin şahsında, aslında kendi tarihimizle yüzleşmenin imkânını arıyoruz. Programımızı Ulucanlar Cezaevi’nde gerçekleştirmemizin nedeni de tam olarak bu yüzleşme niyetimizle ilgili. Çünkü Atıf Hoca, Ankara’da yargılandığı süreçte bir dönem bu cezaevinde tutuldu." ifadelerine yer verdi.

"Tarihî gerçekler çarpıtılmış, tahrif ve tahrip edilmiş durumda"
Neden 'Hafızayı Onarmak' dediklerini açıklayan Yıldız, şunları aktardı:
"Çünkü İskilipli Atıf Efendi ile ilgili tarihi gerçekler çarpıtılmış, tahrif ve tahrip edilmiş durumda. Sadece canına değil itibarına da kast eden sözde bir mahkemenin verdiği kararla vatan haini ilan edilerek, tarih ters yüz edilmiştir. Onu yazdığı bir kitap yüzünden idam etmeye kalktılar. Oysa o kitap Şapka Kanunu’ndan en az bir buçuk yıl önce yazılmıştı. Bu tutmayınca başında olduğu Teali İslam Cemiyeti adına dağıtılan bildiriyi sebep gösterip vatan hainliği ile itham ettiler. Oysa o bildiriye bütün baskılara rağmen imza atmamış, aksine tekzip yayınlamıştı. 'Üç Ali'ler diye bilinen, hiçbiri hukukçu olmayan mahkeme heyeti ne bir soruşturmaya ne bir delile ne de bir şahide izin vermeden, tamamen siyasi kararlar verdiler. Kararların temyizi de yoktu, başvurulacak bir üst makam da. Devleti milletten korumak üzere kurulmuştu. Atıf Efendi bu milletin evladıydı. Bu yüzden mahkeme heyeti apaçık gerçekliği yok sayarak Atıf Hoca’nın canına da itibarına da kastetti."
"İdeolojik tarih anlatısının düzeltilmesi gerektiğine inanıyoruz"
Son olarak Yıldız, "Bugün bu mahkemenin verdiği kararı tarihi bir vesika gibi önümüze koyup duruyorlar. Ben burada onlara şunu sormak gerekiyor: Anadolu’da milletimizin o dönem 'Maznunun (yani sanığın) behemahâl idamına, şahidin ise bilahare dinlenmesine karar verildi.' diye özetlediği yargılama tiyatrosunda verilmiş kararları mı hakikat kabul edeceğiz, yoksa gerçekleri tarihin gizlenmiş sayfalarında mı arayacağız? İşte biz bu çarpıtılmış ideolojik tarih anlatısının düzeltilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de Diyanet-Sen olarak merhumun şehadet yıldönümlerinde İskilip’te anmalar düzenledik, dualar ettik, O’nu milletimizle hakikatler ışığında anlatmaya çalıştık. Düzenlediğimiz bu panelimizi de tarihi bir çarpıtmayı düzeltmeye, onu bütün yönleriyle tanımaya ve tanıtmaya, iade-i itibarına yönelik bir program olarak kurguladık. Sözlerimi tamamlarken şunu ifade etmek isterim: Bugün burada, İskilipli Atıf Efendi'nin şahsında, aslında çok daha büyük bir meseleyi; bir döneme dair kolektif hafızayı inşa eden tarih yazımını konuşacağız. Temennimiz, bu panelin, hakikate ve adalete hizmet etmesi, ideolojik mülahazalarla tahrip ve tahrif edilmiş hafızayı onarmaya katkı sunmasıdır." diye konuştu.
"İskilipli Atıf Efendi'yi tarihi gerçekler ışığında görmek istiyoruz"
Ardından program Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile Çorum Valisi Ali Çalgan'ın selamlama konuşmalarıyla devam etti.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Hafızayı Onarmak' başlıklı Âtıf Efendi'nin vefatının, şehadetinin 100. sene-i devriyesindeki toplantıya hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum. Hafızayı onarmak, yanlış kurulmuş bir geçmişi hakikat zeminine taşımayı, siyasi, ideolojik tartışmaları bir kenara bırakarak yorum ve olguyu, belge ve kanaati birbirine karıştırmadan ortaya çıkarmaktır. Tarihçi Edward Carr'ın 'Tarih geçmiş ile bugün arasında bitmeyen bir diyalogdur' deyişini bu anlamda işaret alarak, tarihimizde hakkında cesurca konuşmayı sürdürebileceğimiz oranda hakikate yaklaşabileceğimize inanıyor ve İskilipli Atıf Efendi meselesini de bize sunulan ve anlatılan tarihin dışında mühürlenmiş bir hakikat, dogmatik bir hakikat muamelesi yapmadan cesurca konuşup tartışabilme ihtiyacına vurgu yapmak istiyorum. Biz İskilipli Atıf Efendi'yi politik bir mahkemenin kararıyla değil, tarihi gerçekler ışığında görmek istiyor ve hakkını teslim etmek istiyoruz." dedi.

"İdeolojik müdahalelerle manipüle edilmiş tarihin onarılmasıdır"
Yalçın, "Milleti sindirme, susturma, bastırma mekanizması olarak maşeri vicdanda mahkûm edilen İstiklal Mahkemelerinin verdiği haksız kararı 100 yıl sonra da olsa, 1000 yıl sonra da olsa bu anlamda tartışmaya açmayı bir insanlık vazifesi olarak, bir hakikat mücadelesi olarak görüyoruz. Bu panelden beklentimiz de bu bağnazlığı aşıp İskilipli'yi bütün yönleriyle konuşabilmek ve tanınması ve anlaşılması bağlamında tarihimizin artık İskilipli Atıf Efendi üzerinden bir çatışma alanı olmaktan çıkarılmasıdır. Yani ideolojik müdahalelerle manipüle edilmiş tarihin onarılmasıdır. Bu panel aynı zamanda Türkiye'nin tarihine nasıl bakılması gerektiğine dair bu konuda önemli işaretler sunacaktır. Çünkü tarih, karanlık denizlerde saklı bırakılacak bir olgu değil, üzerinde konuşulması, ders çıkarılması, geleceğin inşasında önemli bir hakikat olarak önümüze konulması gereken bir olgudur. Bu açıdan Mehmet Âkif'in 'Tarihi 'tekerrür' diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı tekerrür eder miydi?' bağlamındaki tespiti son derece önemlidir. Bunun altını özenle, önemle çiziyoruz." şeklinde belirtti.
"Tarihimizi yanlışıyla, doğrusuyla, günahıyla, sevabıyla bilmek, tanımak ve onunla yüzleşmek zorundayız"
"Tarihimizi yanlışıyla, doğrusuyla, günahıyla, sevabıyla bilmek, tanımak ve onunla yüzleşmek zorundayız." diyen Yalçın, devamında şunları aktardı:
"Bugün bile bazı yargı kararlarının 10 yıl önce, 20 yıl önce, 30 yıl önce alınmış yargı kararlarının yeniden tartışıldığı, yeniden gündeme alınmak gerektiği bir konuda, 100 yıl önce bu anlamda mahkûm edilen ve haksızlık edilen İskilipli Atıf Efendi'yi bu boyutuyla hakkını teslim etmek ve o gün yapılan haksızlığı bugün yeniden teyit etmek açısından bu süreci önemli buluyoruz. Ben Çorum Valiliğimizin, Çorum'daki cemiyetlerimizin, Diyanet-Sen’imizin Çorum'da İskilipli Atıf Efendi'nin vefatının, şehadetinin sene-i devriyesi vesilesiyle düzenli olarak bir araya gelip hakikat arayışlarını son derece anlamlı ve kıymetli buluyorum. Başkanımız 100. yıl vesilesiyle yapılan anma merasimine, dua törenine bizleri davet etti ama o gün programımız çakıştığı için gelememiştik. Bugün başkanımız çok kıymetli bir iş yaptı ve konuyu Çorum'dan Ankara'ya taşıdı. Demek ki konunun, Çorum'dan Ankara'ya taşınması için bir Çorumlunun Ankara'ya sendika başkanı olarak gelmesine ihtiyaç varmış. Ben onun için başkanımızı ayrıca tebrik ediyorum."
"Hakikat arayışında olan bütün insanımızın yüreğinde bir yaradır"
Yalçın, "Bu konu bütün insanımızın, hassasiyet gösteren, hakikat arayışında olan bütün insanımızın yüreğinde bir yaradır. Ve münevverlerimizin bu konuda mürekkep tüketmiş olmaları ve konuya ilişkin kayıtlar düşmüş olmaları uzun süredir ısrarla devam ediyor. Burada isimleri tek tek ifade edildi; Mustafa Armağan hocamızdan başlayarak Mehmet Sılay hocamıza varana kadar bütün arkadaşlarımızın, burada olmayanların da bu konuda çok ciddi arayışları ve tarihe kayıtları var. Ama konuyu hem naaşına ulaşılıp Çorum'a aktarılması konusunda Mehmet Sılay hocamızın bu konudaki gayretine başkanım özellikle teşekkür etti. Ben hepsine bu konudaki emekleri için teşekkür ederken, bütün insanlığın dikkatine sunan, beyaz perdeye taşıyan Mesut Uçakan Bey'e özellikle teşekkür ediyorum. Çünkü o filmi izlediğimizde hepimizin boğazı düğümlendi ve o gün bugündür o bir yumruk gibi boğazımızda o düğüm devam ediyor. Çünkü konuyu çok hakikatli bir şekilde işleme fırsatı sundu millete. Ben onun için Mesut Uçakan üstadımızın şahsında tüm konuya ilişkin hassasiyet gösteren münevverlerimize ve gündemde tutan cemiyetimize teşekkür ediyor." dedi.
"Bizim varlık nedenimiz temel hak ve özgürlüklerin bu anlamda teslim edilmesi"
Sendikanın önemine değinen Yalçın, "Cemiyet-i Müderrisîn ile alakalı başkanımız cümle kurdu. Biz hak hakikat mücadelesi konusunda Memur-Sen ailesi olarak Akif İnan gibi bir münevverin meydana getirdiği ve kuruculuğunu yaptığı bir teşkilatız. Bizim varlık nedenimiz temel hak ve özgürlüklerin bu anlamda teslim edilmesi, meşru haklarımızın yasal haklarla arasındaki makasın kapatılması ve bu konuda toplumun inanç hürriyetine, toplumun benliğine, varlığına, medeniyetine, mefkûresine herkesin saygı duyabilmesi konusunda örgütlü mücadelemizi ödevli ve görevli sayıyoruz. Çünkü Akif İnan bu konuda şuuru yerinde iyi bir münevverdi, iyi bir sendikacıydı, iyi bir şairdi ve bugün onun sağlığında ortaya koyduğu metinler, şiirler bütün hareketlerin ilham kaynağı olarak devam ediyor. Onun kurduğu sendikal hareket bugün 1 milyon 130 bin sayısına ulaşarak Türkiye'deki en büyük merkezi örgütlenme olarak Türkiye'de hak özgürlük mücadelesi, adalet mücadelesi, emek mücadelesi, ekmek mücadelesi konusunda işlevini yerine getirmek için olağanüstü gayret gösteriyor. Tüm sendika başkanlarımıza ben bu vesileyle özellikle onların şahsında teşkilatlarımıza, üyelerimize teşekkür ediyorum."
"Bu 'Hafızayı Onarmak' başlıklı çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyorum"
Son olarak Yalçın, "Burada Cemiyet-i Müderrisîn'le, din görevlileri alanında bugün Türkiye'deki en büyük örgütlenme olan Diyanet-Sen’imizin örgütlenmede ilham kaynağı olan cemiyetler, Hilf'ul-Fudûl'dan Cemiyet-i Müderrisîn'e varana kadar tarihteki bu konudaki çeşitli cemiyetleri ilham alarak oluşturduğu bu örgütlenmenin bu hakikatin, bu hakkın iadesi konusunda, ortaya çıkarılması konusunda ve tarihin bu konuda yeniden onarılması konusundaki bu hassasiyetini yaptığı işle, mücadele alanıyla, kuruluş felsefesiyle son derece doğru orantılı bir iş olarak görüyor ve Diyanet-Sen’imizin kuruluşuna öncülük eden başkanlarımızdan ahirete ulaşanlarımıza rahmet, bugün gayreti fedakârlıkla, samimiyetle devam ettiren tüm kardeşlerime özellikle teşekkür ediyor ve hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyor, bu 'Hafızayı Onarmak' başlıklı çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Niyet hayır, akıbet hayır." dedi.

"Kime haksızlık yapılmışsa nerede olursa olsun onun karşısında dimdik durmamız gerektiğini düşünüyorum"
Çorum Valisi Ali Çalgan, "Çorum'dan hepinize selamlar, sevgiler, saygılar. Merhumun, rahmetlinin hemşehrisi olarak onun doğduğu topraklarda görev yapan biri olarak buradaki programa kayıtsız kalamadım. Onun için aranızdayım. Evet, hak, adalet, özgürlük mücadelesi, inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda bizim indimizde, şahsi olarak konuşuyorum, burada herhangi bir devlet sıfatına sığınarak söylemiyorum, akan sular duruyor, durması lazım geldiğini değerlendiriyorum. Kime haksızlık yapılmışsa nerede olursa olsun onun karşısında dimdik durmamız gerektiğini düşünüyorum. Bizi insan yapacak, bizi kâmil Müslüman yapacak da bu duruşumuzdur diye değerlendiriyorum." ifade etti.
"Hakikatlerin konuşulması ortamı olan bu toplantılar çok kıymetli"
Konuşmasının devamında Çalgan, "Bu manada bir hakkın teslimi, zihinlerdeki bulanıklığın giderilmesi, hakikatlerin konuşulması ortamı olan bu toplantılar çok kıymetli. Çünkü tek taraflı bakıldığı zaman hakikatin ortaya çıkarılması, gerçeğin görülmesi mümkün olmadığı gibi, tam tersine vatan hainlerinin kahraman, vatanseverlerin hain ilan edildiği de tarihte çokça görülmüştür. Bu manada hemşehrimiz büyük din âlimi İskilipli Atıf Hoca efendinin şu kısacık video gösteriminde bile ne kadar münevver olduğu, ne kadar aydın olduğu, sadece dini ilimleri tahsil etmenin yeterli olmayacağını, bugün tam da ihtiyacımız olan pozitif bilimlere de ağırlık vermemiz gerektiğini bundan 100-120 sene önce zikretmiş olmaları çok kıymetli. Bunları inanıyorum 86 milyonun çok azı biliyor. O manada ben bu programı tertip eden Memur-Sen teşkilatımıza, Diyanet-Sen Genel Başkanımıza, kıymetli hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Biz Atıf Hoca'yı bugün panelist olarak, konuşmacı olarak aramızda bulunan Dr. Mehmet Sılay'ın, merhum Necip Fazıl'ın kitaplarından öğrendik. Dolayısıyla hayatı, fikirleriyle ilgili çok şey söyleyecek değilim. Sözü onlara bırakacağız." ifadelerine yer verdi.

Açılış ve selamlama konuşmalarının ardından programın açılış konferansında yazar Tarihci Mustafa Armağan, "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Geçiş Sürecinin Hafıza Kazısı ve İskilipli Atıf Hoca" başlıklı sunumunda, dönemin siyasi ve toplumsal dönüşümünü İskilipli Atıf Hoca'nın hayatı üzerinden değerlendirdi.
Ardından gerçekleştirilen panel oturumunda Prof. Dr. Mustafa Aşkar, İskilipli Atıf Efendi'nin mücadelesini ele alırken, Prof. Dr. Yasin Aktay "Baş Eğmedi, Baş Verdi" başlıklı sunumunda İskilipli Atıf Hoca'nın duruşunu ve İstiklal Mahkemeleri sürecini değerlendirdi. Yönetmen Mesut Uçakan, Atıf Hoca'nın idamını evrensel bir dram olarak ele alırken, Mehmet Sılay ise İskilipli Atıf Efendi'yi anlama ve onun ilmi mirasını yeniden değerlendirme üzerine sunum yaptı. Panelin moderatörlüğünü Dr. Gazi Doğan üstlendi.
Gün boyu devam eden programda, İskilipli Mehmet Atıf Efendi'nin ilmi şahsiyeti, fikir dünyası ve Türkiye'nin toplumsal hafızasındaki yeri farklı yönleriyle ele alınırken, katılımcılar hafızanın korunması ve tarihi şahsiyetlerin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.