Hizbullah lideri Kasım: Saldırganlık devam ettiği sürece direniş de devam edecek
Hizbullah lideri Kasım, Lübnanlı yetkililere doğrudan müzakereler adı altında yürütülen "saçmalığa ve aşağılamaya son vermeleri" çağrısında bulunarak, Washington deklarasyonunun Lübnan'ı sabote etmeyi ve karışıklık yaratmayı amaçladığını vurguladı.
Kasım, Washington'ın (Lübnan ile siyonist işgali arasında doğrudan müzakereler yapılacağına dair) açıklamasının, Amerika ve işgalci rejimin Lübnan'ın "Büyük İsrail" projesine boyun eğmesi için gördüğü temel ilkeleri özetlediğini kaydetti.
Şeyh Kasım, bu açıklamanın Lübnan'ı sabote etmeyi, istikrarsızlaştırmayı ve işgalci rejimin "çıkarı için Lübnanlılar arasında karışıklık yaratmayı amaçladığını, bunun Lübnan halkının bir kesiminin yok edilmesi ve geri kalanının köleleştirilmesi için bir yol haritası olduğunu" sözlerine ekledi.
Kasım, sözlerine şöyle devam etti: "Herhangi bir anlaşmanın başlangıç noktası olarak direnişin silahsızlandırılmasının birincil hedef olması, Lübnan'ın gücünün infazı ve direnişçi halkının yok edilmesine yönelik varoluşsal bir tehdit anlamına gelir."
İşgalci rejimin, savaş yoluyla başaramadığını, siyaset yoluyla başarmaya çalıştığını ancak bunun imkansız olduğunu söyleyen Şeyh Naim Kasım, "Sahte bir ateşkes sloganı altında yürütülen 'güvenlik süreci' ve bunun, Hizbullah'ın ateşkes ilan etmesi ve direniş savaşçılarının güney cephesini terk etmesi şeklinde yorumlanması, askeri baskı altında saldırganlığın devam etmesi anlamına gelmektedir. Bu bir teslimiyet, bir yenilgi ve düşmanın hedeflerine ulaşmasıdır; 'şeytanın cennete girme hayalidir." diye konuştu.
"Saldırganlık devam ettiği sürece direniş de devam edecek"
Şeyh Kasım, "Bizim tek derdimiz kapsamlı saldırganlığı durdurmak, ateşkes sağlamak ve israilin geri çekilmesini sağlamak" dedi ve ateşkesin kapsamlı olması gerektiğini, Güney ile Lübnan'ın geri kalanı arasında hiçbir ayrım olmaması ve işgalcilerin Lübnan'da öldürme özgürlüğüne sahip olmaması gerektiğini açıkladı.
Kasım, "İşgal var olduğu sürece direniş devam edecek ve saldırganlık devam ettiği sürece, sahip olduğumuz tüm güçle ona karşı koyacağız ve nerede istersek ve yapabildiğimiz sürece ona ulaşacağız." dedi.
Şeyh Kasım, sözlerine şöyle devam etti: "Köylerimiz güvensiz kaldığı, bombalandığı, yıkıldığı ve insanlarımız öldürüldüğü sürece, yerleşim yerleri de güvenli olmayacak ve gücümüzü ve sertliğimizi göreceksiniz."
Hizbullah'ın saldırılara karşı direnmeme ve karşılık vermeme konusunda kimseye herhangi bir taahhütte bulunmadığını belirten Kasım, Lübnan'ın egemenliğinin öncelikli hedef olması gerektiğini vurguladı.
Bunun, işgalci rejimin Lübnan'a yönelik her türlü hava, kara ve deniz saldırısını durdurması ve Lübnan topraklarından çekilmesiyle sağlanabilecek tek çözüm yoluyla gerçekleştirilebileceğini belirten Kasım, böylece Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyine konuşlandırılabileceğini, esirlerin serbest bırakılabileceğini, insanların köylerine geri dönebileceğini ve yeniden inşa çalışmalarına başlanabileceğini kaydetti.
Şeyh Kasım, direnişin varlığını saldırganlığın durdurulması ve işgalci rejimin geri çekilmesiyle ilişkilendirmeyi reddetti; ayrıca Lübnan'ın iç işlerine ve Lübnanlıların “ülkelerinin egemenliği ve ulusal güvenlik stratejisi çerçevesinde korunmasıyla ilgili olarak üzerinde anlaştıkları” kararlarına müdahale edilmesini de reddetti.
Naim Kasım, saldırganlık karşısında Hizbullah'ın ulusal birliğe olan bağlılığını vurgulayarak, bunun "herkes için bir güç kaynağı" olduğunu belirtti.
"Doğrudan müzakerelerin saçmalığına son verin"
Hizbullah Genel Sekreteri, yetkililerin görevlerini yerine getirmeleri ve siyasi tercihlerinden kaynaklanan, "Lübnan bileşenlerinin ulusal mutabakatını, anayasanın ilkelerini ve birlikte yaşama formülünü temsil etmeyen" iç Lübnan bölünmesi sorununu gidermeleri gerektiğini belirtti.
Yetkililerin, işgalci rejimin ülkeye yönelik saldırganlığı karşısında Lübnanlıları birleştirecek önlemleri ve diyaloğu başlatmaktan sorumlu olduğunu belirten Kasım, "Bu saldırganlık hepimize karşıdır" diyerek herkesi uyardı.
Şeyh Kasım, öncelikle ülke halkının saldırganlık karşısında bir anlayışa varmasının gerekli olduğunu, daha sonra sorunların anayasa, mezhep, yurttaş birliği ve birlikte yaşama çerçevesinde ele alınabileceğini belirtti.
Yetkililere, doğrudan müzakereler adı verilen bu saçmalığı ve hakareti durdurmaları çağrısında bulunan Kasım, "tüm halkınızı sizin yönetiminiz altında egemen bir devlet seçeneği etrafında bir araya getirerek daha güçlü olabilirsiniz; düşmanlar kaçınılmaz olarak buna boyun eğecektir." diye ekledi.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.