Hani Anlaşma? Hani Garantör Ülkeler?
7 Ekim’den beri Gazze Şeridinde yaşanan soykırım, vahşet, kuşatma ve insanlık tarihinde görülmemiş mezalim ve insani felaket 11 Ekim’de yürürlüğe giren sözde ateşkese rağmen aralıksız ve kesintisiz bir şekilde devam ediyor.
9 Ekim 2025’te ABD öncülüğünde 20 ülkenin imzaladığı ve 11 Ekim’de yürürlüğe giren ve 4 aşamadan oluşan Gazze ateşkes anlaşması gereği HAMAS ve direniş, ellerindeki siyonist esirleri ve cesetlerini teslim etti ve üzerine düşeni yaptı. Ancak hiçbir anlaşmaya sadık kalmayan ve hiçbir kural tanımayan, güçten başka bir dilden anlamayan siyonist işgalci teröristler, Gazze’de saldırı, katliamlar ve soykırıma pervasız bir şekilde devam etti ve ediyor. Anlaşma gereği Refah Sınır Kapısının açılması ve Gazze’ye gıda ve ilaç girmesi gerekirken bunların hiçbiri yerine getirilmedi ve işgal genişletildi.
Aynı şekilde 27 Kasım 2024 tarihinde Lübnan ile işgal rejimi arasında yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen, katliamlarına ara vermeden devam etti ve İran savaşından sonra Lübnan’a kara saldırısı başlattı.
Ateşkes sürecinde HAMAS ve Kassam Tugayları ile İslami Cihad ve Kudüs Seriyyeleri’nin önemli lider ve komutanlarını suikast saldırıları ile şehit eden israil terör örgütü (İTÖ), geçen hafta HAMAS Barış heyeti Başkanı Halil El-Hayye’nin oğlunu şehid etti. En son cuma akşam Kassam Tugayları Genel Komutanı İzzeddin el-Haddad’ı ailesiyle birlikte şehit etti.
Suikastlar yanında İTÖ, Gazze ve Lübnan’da sivil halka yönelik katliam ve soykırıma da dünyanın gözü önünde devam ediyor. Siviller; saldırılar, açlık, salgın hastalıklar, ilaçsızlık ve tedavi olamamadan dolayı kırılmaya devam ediyor.
Peki, bütün bunlar yaşanırken Gazze Barış Kurulu diye sözde anlaşmaya imza atan 20 ülke ve “Garantör Ülkeler” nerede? Neden seslerini çıkarmıyorlar? Neden katliama karşı durmuyorlar? Kaç ay geçmesine rağmen anlaşmanın 2’nci aşamasına neden geçilemiyor? Neden 1’inci aşamada verilen sözler yerine getirilmedi? İTÖ, bilerek süreci uzatıp katliam ve soykırıma devam ederek sahada HAMAS ve direnişin elini aklınca zayıflatma stratejisi uyguluyor.
Demek ki, ateşkes anlaşması karşılıklı değil tek taraflı olarak yapılmış. Filistin direnişine, “sen gereğini yap anlaşma yürüsün” diyenler İTÖ’nün açık ihlal ve katliamlarına ses çıkar(a)mıyor. Batsın böyle ateşkes anlaşması, yerin dibine girsin. Madem anlaşmanın uygulanması noktasında bir etkiniz olmayacak ve terör rejimini durdurmayacaksınız o zaman neden dünyaya böyle bir imaj verdiniz? Filistin halkı ve direnişine neden umut verdiniz? Yoksa sizin göreviniz sadece direnişi durdurmak ve silahsızlanmasını sağlamak mı?
Madem bu anlaşmanın uygulanmasını sağlayamıyorsunuz o halde siz ne işe yarıyorsunuz? Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği ne işe yarıyor? Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Lübnan’da yaşanan katliamları ve Gazze ablukasını kaldırmak için bir şey yapmıyor veya yapamıyorsanız en azından halkların ve Dünya vicdanının önünden çekilin ve oyalamaktan vazgeçin.
Bütün bu olumsuz tabloya rağmen neyse ki Dünya vicdanı Gazze ve Lübnan’ın unutulduğu bir süreçte yeniden harekete geçti. Sumud Filosu Gazze ablukasını kırmak amaçlı deniz ve karadan Gazze’ye doğru yola çıktı ancak İTÖ yine vahşice müdahale etti. Avrupa ülkelerinde eskisi kadar olmazsa da Gazze soykırımı protestoları kitleler halinde devam ediyor. Aynı duyarlılık ve canlılık maalesef ülkemizde ve İslam dünyasında nedense yok.
Sonuç itibariyle İTÖ güçten başka bir dilden anlamıyor ve hiçbir anlaşma ile yola gelmez ve yayılmacı politikalarından vazgeçmez. İran’a da yeniden saldırmak için fırsat kollayan siyon-emperyal işgale karşı ümmetin vahdet cephesini oluşturmalıyız.
Unutmayalım! Sessizlik zulme ortak olmaktır vesselam…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.