Veysi DEMİR

Veysi DEMİR

CHP Meydan Muharebesi!

CHP Meydan Muharebesi!

CHP’de 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38. Olağan Kurultay’a ilişkin açılan davada perşembe günü “Mutlak Butlan” kararı çıktı ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki parti organlarının görevlerine döndüğü ifade edildi.

Aslında uzun süredir bu kararın çıkması bekleniyordu. Siyasiler, gazeteciler ve konuyu takip eden uzmanlar bunu açıkça dillendiriyordular. Karar açıklanması sonrası fiilen ikiye bölünen CHP’de dolaylı görüşmeler yürüyor ve olayın bir şekilde çözüleceği bekleniyordu. Ancak Özgür Özel ve ekibi kararı tanımadıklarını, geri adım atmayacaklarını ve kurultay tarihi açıklanmadığı takdirde CHP genel merkezini terk etmeyeceklerini hatta bayramı da genel merkezde geçireceğini söyledi.

Bu sırada CHP ile ilgilisi olmayan Bahçeli başta olmak üzere siyasiler ve gazeteciler açıklamalar yapmaya ve yol göstermeye başladılar. “Yahu arkadaş sorun CHP’lilerin kendi iç sorunları biz niye karışıyoruz, bırakalım da kendileri çözsünler” diye düşünen ve söyleyen pek çıkmadı. Her program ve platformda CHP konuşulmaya başlandı. İçimiz dışımız CHP oldu.

Sonuçta pazar günü yapılan başvuru sonrası polis, genel merkezin boşaltılmasını istedi ancak barikat ve sözde direnişle karşılaştı. Polise fırlatılan koltuklar, yangın tüpleri vs. çare olmadı ve boşaltmayız diyen Özgür Özel ve ekibi genel merkezi tıpış tıpış boşalttı.

Hatırlar mısınız 1999 seçimlerinde başörtülü olarak Merve Kavakçı milletvekili seçilmiş ve yemin etmek üzere meclise gelmişti. Kavakçı’ya tepki gösteren o zamanki DSP milletvekillerinin “dışarı, dışarı” sloganları eşliğinde Ecevit, Merve Kavakçı’ya hitaben, mecliste ne demişti: “Burası devlete meydan okunacak yer değildir…” Eee işte etme bulma dünyası. Dün alkışladığınız durum bugün başınıza geldi.

Daha önce Özgür Özel için, “CHP’nin emanetçi genel başkanı” ifadelerini yazmıştım. Şimdi bu durum tescillendi. Emanetçi başkan bir taraftan mahkeme kararını tanımayız diyor diğer taraftan karara itiraz için üst mahkemeye ve YSK’ya başvuruyor. Mahkeme işlerine gelen kararı verince “Ankara’da hakimler var” diyeceksin, aleyhine karar verilince “Sarayın yargısı” diyeceksiniz. Madem “AKP yargısı veya “Saray yargısı” ise neden üst mahkemeye ve YSK’ya başvuruda bulundunuz?

“Mutlak Butlan” kararı çıkmasından sonra CHP yönetimi partililere ve tabanına genel merkeze ve il başkanlıklarına akın etme çağrısı yaptı ancak CHP tabanı Özgür Özel yönetimine inanmadığı ve güven vermedikleri için tüm çağrılarına rağmen genel merkeze ve il başkanlıklarına az sayıda partili dışında giden olmadı. Aynı şekilde bekledikleri ekonomik kriz de yaşanmadı. Demek ki neymiş ne tabanınızın ne de halkın umurunda değilsiniz?

13 yıl genel başkanlık yapan ve son cumhurbaşkanı adayları olan Kılıçdaroğlu’na “Hain” ve “Sarayın adamı” demeye başladılar. Kılıçdaroğlu döneminde de eski Cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce’yi kastederek “Saray ile görüştü” yalanı atıldı. Entrika, yalan, iftira, rüşvet, hırsızlık, irtikap, taciz, ne varsa CHP’de yuva yapmış.

Mahkeme kararından sonra açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP ahlaki değerlerini korumak zorundadır. Ahlaki üstünlüğünü korumak zorundadır. Ben hepinizin huzurunda bütün vatandaşlarıma özellikle de partililere söz veriyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ni kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturacağız. Ahlaki değerleri olacak” açıklamasında bulundu. Oysa CHP’nin ahlaki değerleri hiç olmadı. Kuruluşundan beri halkın faydasına olan ne varsa ona ve inancımıza karşı çıktılar. CHP hiçbir zaman bu toprakların ve halkın partisi olmadı. Sürekli halkın inanç ve değerlerine düşmanlık yaptı.

CHP’liler “Yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, taciz ne varsa yaparız. Biz cumhuriyeti kuran partiyiz kimse bize karışamaz” zihniyetinde hareket ediyorlar. Yüzyıldır yaptıkları her türlü kanunsuz ve çirkef fiillere rağmen dokunulmadığı için bu özgüvenleri iyice pekişti. Şimdi dokunulmanın şaşkınlığını yaşıyorlar.

Bir de CHP için “kurucu parti” deniyor. Oysa ilk meclis 23 Nisan 1920’de kurulduğunda ortada CHP diye bir parti yoktu. CHP, 9 Eylül 1923’te kurulmuştur. Kaldı ki, şu anki CHP’de yüzyıl önce kurulan CHP değil, Deniz Baykal ve arkadaşları tarafından 1992’de tekrar kurulan ve daha sonra SHP ile birleşen partidir.

Adında Cumhuriyet ve halk kelimeleri geçmesine rağmen hiçbir zaman CHP’nin ne halkla ne de cumhuriyet ile bir ilgisi olmadı. Halka hep tepeden baktı ve inanç ve değerleri ile uğraştı. Genel Başkanın değişmesi sorunu çözmeyecek. Birbirlerine bunu yapanlar Allah korusun iktidara gelirlerse halka tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi neler yapmazlar ki?

CHP’deki mücadelenin asıl sebebi ve gücü CHP’nin İş Bankası’nın büyük ortağı olması ve yönetimi elinde tutmasından kaynaklanıyor. İş Bankası hisseleri CHP’den alınıp hazineye devredilsin bakalım ortada CHP diye bir parti kalacak mı?

Bundan sonra CHP için “havlu’dan önce” ve “havlu’dan sonra” diye bir ayırım olacak ve havlu olayı bir milat olacaktır. Halka ve memlekete kuruluşundan beri bir faydası olmayan zihniyetin bundan sonra faydasının olmasını beklemek akrepten bal yapmasını beklemek gibidir. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Veysi DEMİR Arşivi