Psikolog Aşan: Okullarda artan şiddet olayları bireysel değil toplumsal bir sorunudur
Son dönemlerde özellikle internette oynanan oyunlar, sosyal medyanın bireyler üzerindeki etkisi gibi birçok etken, okullarda şiddet vakalarının artmasına, bu durumun birinci sınıf öğrencileri arasında dahi yaşanmasına neden oluyor.
Toplumsal boyutta bir soruna dönüşen bu tür vakalar karşısında ise çoğu zaman ne eğitimciler ne de ebeveynler nasıl tepki vereceğini bilememekte ve maalesef istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
"Bireysel değil toplumsan bir sorun"
Okullarda yaşanan şiddet vakalarına ilişkin İLKHA muhabirine konuşan Uzman Psikolog Servet Aşan, "Çocuklarla ilgili yaşanan şiddet olayları son zamanlarda giderek daha fazla konuşuluyor ve bu durum genellikle bireysel bir problem gibi ele alınıyor. Oysa burada gözden kaçırdığımız önemli bir gerçek var: Bu durum aslında toplumsal bir sorundur. Çünkü toplum dediğimiz şey bizlerden oluşur ve çocuklar da bu toplumun içinde büyür, gelişir ve kişiliklerini bu çevre içerisinde şekillendirir." dedi.
"Empati duygusu gelişmemiş çocuklar şiddeti iletişim biçimi olarak görebilir"
Aşan, "Bir çocuk dünyaya geldiği andan itibaren ailesinin, öğretmenlerinin, sosyal çevresinin ve içinde bulunduğu kültürün etkisiyle karakterini oluşturur. Bu nedenle çocukların sergilediği davranışları yalnızca bireysel bir sorun olarak görmek ya da çocuğu damgalamak, sorunun çözülmesine değil aksine devam etmesine yol açabilir. Çocuklarda küçük yaşlarda görülen şiddet davranışlarının arkasında birçok etken vardır. Bunların başında sosyal çevre, dijital kültür ve aile içi ilişkiler gelir. Özellikle empati duygusunun henüz tam gelişmediği yaşlarda çocuklar, güç gösterisini bir iletişim biçimi olarak algılayabilirler. Bu durum bazen oynadıkları dijital oyunlardan, izledikleri içeriklerden ya da çevrelerinde gördükleri davranışlardan etkilenerek ortaya çıkabilir. Örneğin bazı dijital oyunlarda rakibini yok etmek veya fiziksel olarak alt etmek bir başarı ve ödül olarak sunulur. Çocuk ise henüz gerçek hayat ile oyun dünyası arasındaki dengeyi kurabilecek gelişim düzeyinde olmayabilir. Bu nedenle başarıyı ve gücü bu şekilde algılamaya başlayabilir. Bu noktada dijital içeriklerin denetlenmesi ve sınırlandırılması ailelerin önemli sorumluluklarından biridir." diye konuştu.
"Tek bir sebebi olmayan şiddete karşı topyekûn bir mücadele edilmeli"
Yaşanan soruna karşı sorumluluğun yalnızca ailede olmadığını, okul ve öğretmenlerin de bu sürecin birer parçası olduğunu belirten Aşan, "Çocuklara empati, iletişim becerileri, sosyal ilişkiler ve saygı gibi değerleri öğretmek de eğitimin önemli bir parçasıdır. Çocukların davranışları çoğu zaman evde gördüklerinin bir yansımasıdır. Eğer aile içinde sürekli çatışma, bağırma veya şiddet varsa çocuk bu davranış biçimini normal bir iletişim şekli olarak öğrenebilir ve bunu dış dünyada tekrar edebilir. Bunun yanında kentleşmenin getirdiği yaşam koşulları da çocukların gelişimini etkileyen faktörlerden biridir. Küçük yaşam alanları, azalan sosyal ve yeşil alanlar, ekonomik stres ve günlük hayatın getirdiği gerginlikler hem yetişkinleri hem de çocukları olumsuz etkileyebilir. Ayrıca izlediğimiz filmler, dinlediğimiz şarkılar ve sosyal medya içerikleri de çocukların rol modellerini ve davranışlarını şekillendirebilir. Çocuklar güçlü gördükleri kişileri taklit etme eğilimindedir. Bu nedenle medyada sunulan içeriklerin de çocuklar üzerindeki etkisi göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle çocuklarda görülen şiddet davranışlarını yalnızca bireysel bir sorun olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu konu ailelerin, eğitim kurumlarının, yerel yönetimlerin ve devletin birlikte ele alması gereken kapsamlı bir toplumsal meseledir. Toplumu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yapılmalı, ruh sağlığı alanındaki yasal düzenlemeler ve denetimler güçlendirilmelidir. Ancak bu sorun yalnızca yasal düzenlemelerle çözülebilecek bir mesele değildir. Asıl çözüm, toplumun tüm kesimlerinin birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Çocukların empati kurmayı öğrenmesi, iletişim becerilerinin gelişmesi ve güç kavramını doğru anlaması için hem ailelerin hem de eğitim sisteminin bilinçli bir şekilde hareket etmesi gerekir. Çünkü çocuklar öğrendiklerini yaşadıkları dünyadan alır. Bu nedenle onların büyüdüğü ortamı daha sağlıklı hale getirmek hepimizin sorumluluğudur." şeklinde konuştu.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.