Milletvekili Ramanlı: Süresiz nafaka zulmüne son verilmelidir

Milletvekili Ramanlı: Süresiz nafaka zulmüne son verilmelidir
Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında süresiz nafaka uygulamasına dikkat çekerek, “Nafaka uygulamasının evlilik süresiyle orantılı, süreli ve ölçülü bir sisteme kavuşturulması gerektirmektedir.” dedi.

HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; süresiz nafaka uygulaması, aile değerleriyle bağdaşmayan isimlerin kamu projelerinde yer alması ve evde planlı doğum konularıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“Süresiz nafaka, kısa süre sonra boşanmayla sonlanan evliliklerde ciddi mağduriyetlere yol açıyor”

Son günlerde basına yansıyan haberlerle süresiz nafaka zulmünün tekrar Türkiye’nin gündemine geldiğine değinen Ramanlı, “2025 yılı Ocak ve Temmuz aylarında yaptığımız açıklamalarda süresiz nafaka uygulamasının yol açtığı mağduriyetlere açıkça dikkat çekmiş, bu uygulamanın adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığını ifade etmiştik. Süresiz nafaka, boşanma sonrası taraflar arasında bitmeyen bir bağımlılık ilişkisi doğurmakta; özellikle kısa süre sonra boşanmayla sonlanan evliliklerde ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Boşanma davalarının makul sürede sonuçlandırılmasına yönelik yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli”

Uzun süren boşanma davalarının çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine de dikkat çeken Ramanlı, şöyle devam etti: “Bu nedenle, nafaka uygulamasının evlilik süresiyle orantılı, süreli ve ölçülü bir sisteme kavuşturulması; geçimini sağlayamayacak durumda olanların ise sosyal devlet ilkesi gereği devlet tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Boşanma davalarının makul sürede sonuçlandırılmasına yönelik yasal ve usulî düzenlemeler de gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.”

Ramanlı konuşmasının devamında, “Bizler, aileyi zayıflatan değil güçlendiren; ideolojik değil adil ve insani bir aile hukuku düzenlemesi çağrımızı bir kez daha kamuoyunun takdirine sunuyoruz.” dedi.

“Cinsel sapkınlıkların savunuculuğunu yapan bir ismin “Ailem” dizisinde yer alması kabul edilemez”

Aileyi güçlendirme iddiasıyla hayata geçirilen kamu projelerini önemsediklerini ifade eden Ramanlı, “Ancak göz ardı edilmemesi gereken hayati bir husus vardır ki bu da temsil sorumluluğudur. Aileyi konu alan bir projede yalnızca içerik değil, o içeriği taşıyan ve kamuoyuna sunan kişilerin duruşu da önem arz etmektedir. Aile değerleriyle açıkça çatışan, gayr-ı ahlaki yaşam biçimlerini savunan, cinsel sapkınlıkların savunuculuğunu yapan ve anne-babaya hürmeti değersizleştiren bir ismin, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen “Velivizyon Projesi” kapsamında hazırlanan “Ailem” dizisinde yer alması kabul edilemez bir durumdur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Devlet projeleri, ahlaki çöküşü normalleştiren figürlerin vitrini haline getirilmemeli”

Ramanlı açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Ekranda ya da projede verilen mesaj ile gerçek hayatta bilinen duruş arasındaki çelişki, toplum nezdinde ciddi bir samimiyet ve güven sorununa neden olmaktadır. Devlet projeleri, ahlaki çöküşü normalleştiren figürlerin vitrini haline getirilmemeli; aile değerleriyle çatışan isimler kamu projelerinde yer almamalıdır.”

“Her gebe kadın ve ailenin, doğumun gerçekleşeceği yeri seçme hakkı bulunmaktadır”

Doğurganlığı artırmayı hedefleyen politikalar, yalnızca doğum sayısına odaklandığında eksik kalmaktadır.” diyen Ramanlı, “Ailenin güçlendirilmesi ve nüfusun desteklenmesine yönelik hedefler, doğum sürecinin niteliğinin iyileştirilmesini de kapsamalıdır. Her gebe kadın ve ailenin, doğumun gerçekleşeceği yeri seçme hakkı bulunmaktadır. Bu tercih, tıbbi güvenlik çerçevesinde değerlendirildiğinde sağlık sistemi tarafından dikkate alınması gereken bir haktır. Nitekim günümüzde Hollanda, Avustralya, Yeni Zelanda ve İngiltere gibi birçok ülkede planlı evde doğum, belirlenmiş kriterler ve sağlık protokolleri çerçevesinde desteklenmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Planlı evde doğumun kamusal sağlık hizmetleri kapsamında tanımlanması önemli bir ihtiyaçtır”

Hastane ortamının anne adaylarının kaygı düzeyini artırdığını belirten Ramanlı, “Buna karşılık, evde sakin ve mahrem bir ortamda, deneyimli bir ebenin eşlik ettiği; risk değerlendirmesi önceden yapılmış ve gerekli durumlarda hızlı sevk ile tıbbi destek imkânı bulunan planlı evde doğum sisteminin sağlanması, bu kaygı düzeyini azaltacaktır. Bu çerçevede, uygun gebeliklerde planlı evde doğumun kamusal sağlık hizmetleri kapsamında tanımlanması ve yapılandırılması önemli bir ihtiyaçtır. Sağlık sisteminin, bu tercihlere cevap verecek alternatif hizmet modelleri geliştirmesi büyük önem arz etmektedir.” şeklinde konuştu.

Kaynak:HÜR24 Haber

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.