Ali Demir

Ali Demir

İntihar: Bir Şehrin Ortak Sorumluluğu

İntihar: Bir Şehrin Ortak Sorumluluğu

Batman’da yakın zamanda peş peşe yaşanan intihar vakaları, geride kalan aileleri tarifsiz bir acıyla baş başa bıraktı. Bir evde artık bir sandalye boş, bir annenin yüreğinde dinmeyen bir sızı, bir babanın aklında cevabını bulamadığı sorular var. Olayın ardından konuşuyor, üzülüyor, sonra gündem değişince hayatımıza devam ediyoruz. Oysa geride kalanların acısı gündemle birlikte bitmiyor. Bu gidişatı değiştirmek istiyorsak yalnızca üzülmekle yetinmemeli, ne yapabileceğimizi açıkça konuşmalıyız.

İntiharın tek bir sebebi yoktur. Borç, aile içi sorunlar, yalnızlık, şiddet, bağımlılık, utanç duygusu veya ağır ruhsal sıkıntılar insanın kendisini çaresiz hissetmesine yol açabilir. Bu nedenle bir vakayı tek bir nedene bağlamak, insanı veya ailesini suçlamak doğru değildir. Önceliğimiz, zorlanan kişiyi zamanında fark etmek ve yardıma ulaşmasını sağlamaktır.

Önce Evimizin İçindeki Sesi Duyalım

İlk adım ailede ve yakın çevrede başlar. Elbette aile her sorunu tek başına çözemez, fakat bir insanın yalnız kalmamasında büyük rol oynayabilir. Evladımızın içine kapanmasını, arkadaşlarından uzaklaşmasını, umutsuz konuşmasını, davranışlarının belirgin biçimde değişmesini veya vedalaşır gibi davranmasını küçümsememeliyiz. Bunları geçiştirmek yerine sakin biçimde halini sormalıyız.

Bazen nasihat vermek için acele ediyor, daha derdini anlamadan öğüt sıralıyoruz. Oysa insanın önce dinlenilmeye ve anlaşılmaya ihtiyacı olabilir. “Kafana takma” demek yerine “Seni dinliyorum, birlikte bir yol bulalım” diyebilmeliyiz. Kendine zarar vermeyi düşünüp düşünmediğini açıkça sormak, bu düşünceyi kişinin aklına sokmaz; yardım istemesine kapı açabilir. Risk ciddi görünüyorsa kişiyi yalnız bırakmayıp hemen onu destek birimlerine yönlendirmek gerekir.

Aileler de bütün yükü kendi omuzlarında taşımamalıdır. Borç, kumar veya madde bağımlılığı varsa kişiyi utandırmak yerine tedavi ve sosyal destek yolları araştırılmalı; şiddet ya da tehdit söz konusuysa öncelikle güvenlik sağlanmalıdır. Yardım istemek zayıflık değildir. Bazen en doğru destek, sorunu tek başımıza çözmeye çalışmak yerine doğru uzmana ulaşmaktır.

İnanç, Merhamet ve Tedavi Birlikte Yürümeli

İslam insan hayatına büyük değer verir. Kur’an’da, “Kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” buyurulur (Nisa: 29). Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, zor zamanlarda insana güç verebilir. Ancak acı çeken birini yalnızca “imanı zayıf” diye değerlendirmek, yaşadığı sıkıntıyı anlamamıza engel olur. Dua ve manevi destek gereklidir; fakat gerektiğinde psikolojik ve tıbbi yardım da alınmalıdır. Din ile tedavi birbirinin alternatifi değildir.

Sıkıntı yaşayan insanları yargılamadan dinlemeli, yalnızca uyarmakla kalmayıp yardım alabilecekleri yerlere yönlendirmeliyiz. Günaha düşen bir insana dönüş yolunu kapatmak değil, toparlanması için el uzatmak gerekir.

Söylemden Eyleme Geçelim

Komşu, arkadaş, öğretmen ve iş arkadaşı da bir değişimi fark edebilir. Uzun süredir ortadan kaybolan birini aramak, halini hatırını sormak, onu yargılamadan dinlemek küçük görünen ama önemli adımlardır.

Dernekler, vakıflar, cemaatler ve siyasi partiler bu konuda yalnızca açıklama yapmakla yetinmemelidir. Uzmanlarla bilgilendirme toplantıları düzenleyebilir, bağımlılıkla mücadele edenleri destek hizmetlerine yönlendirebilir, ekonomik sıkıntı yaşayan aileleri mevcut yardımlarla buluşturabilirler. Bunu yaparken insanların mahremiyetini korumak, yaşadıklarını izinsiz paylaşmamak şarttır.

Belediye, sağlık kurumları, okullar ve sosyal hizmet birimleri arasında açık bir yönlendirme ağı kurulması da önemlidir. İnsanlar nereye başvuracağını bilmeli, kurum kapıları arasında yalnız bırakılmamalıdır. Psikolojik desteğe erişim kolaylaştırılmalı, risk altındaki kişilere ve ailelerine yol gösterecek bilgilendirme yapılmalıdır.

İntihar haberlerinde de yönteme ve özel ayrıntılara yer vermek yerine, ailelerin mahremiyetine saygı gösterilmeli ve yardım yolları hatırlatılmalıdır.

Bir Canı Korumak Hepimizin Meselesi

Her vakayı önleyebileceğimizi söyleyemeyiz. Fakat bir insanın yardım istemesini kolaylaştırabilir, yalnızlığını azaltabilir ve doğru desteğe ulaşmasına katkı sunabiliriz. Bunun için aile dinlemeli, yakın çevre fark etmeli, uzmanlar destek vermeli, kurumlar da sorumluluğunu yerine getirmelidir. Hiç kimse her şeyi tek başına çözemez, ama herkes bir adım atabilir.

Batman’da yaşanan acıları birkaç günlük üzüntüyle geçiştirmeyelim. Her olaydan sonra “Neden oldu?” sorusunu sormakla kalmayalım. Bir de şunu soralım: “Bir daha yaşanmaması için ne yapabiliriz?” Bu sorunun cevabı evimizde, arkadaş çevremizde, mahallemizde ve kurumlarımızdadır.

Bu ateşin kimi, hangi aileyi ne zaman yakacağını kimse bilemez. O halde insanları uçurumun kenarına geldikten sonra fark etmeyi beklemeyelim. Yargılamak yerine dinleyelim, dışlamak yerine destek olalım, çaresizliği gördüğümüzde doğru yardıma ulaşması için yanında duralım. İntiharla mücadele, yalnızca bir ölümü önleme çabası değil, insana yeniden umut ve yaşamak için destek sunma sorumluluğudur.
Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Demir Arşivi