HÜDA PAR: Türkiye, siyonist rejimin saldırısına somut bir cevap vermeli

HÜDA PAR: Türkiye, siyonist rejimin saldırısına somut bir cevap vermeli
Siyonist rejimin Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef almasına tepki gösteren HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, Türkiye’nin bu saldırılara karşı somut ve net bir cevap vermesi gerektiğini belirtti.

HÜDA PAR Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin İmir, siyonist terör rejiminin Ebu Zuhur Hava Üssü’ne saldırısına, ABD'nin Gazze'nin yeniden inşasını şarta bağlayan açıklamalarına ile İran'a karşı devreye aldığı yeni yaptırım paketine dair değerlendirmelerde bulundu.

Siyonist terör rejiminin Suriye'nin İdlib kentinde bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yönelik gerçekleştirdiği saldırıya tepki gösteren İmir, “Siyonist terör rejiminin Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü ‘Türkiye’nin üsse yerleşme hazırlığında olduğunu’ gerekçe göstererek vurması, uyguladığı ‘kuduz köpek’ stratejisindeki saldırganlığın hiçbir sınırı olmadığını bir kez daha açıkça göstermiştir. Siyonist terör rejimi bu saldırı ve sonrasında yaptığı açıklamalarla, Türkiye'nin Suriye ile yapacağı anlaşma ve bu anlaşma uyarınca ortaya koyacağı faaliyetlere karşı kendisinin ‘veto hakkı’ olduğunu fiilen ilan etmiştir.” dedi.

“Siyonist terör rejimine net bir cevap verilmezse, saldırıların boyutunu daha da büyütecektir”

Gazze’de soykırım suçu işleyen siyonist rejime güçlü cevap verilmesi gerektiğine dair geçmişte yaptıkları uyarıları hatırlatan İmir, “Buradan bir kez daha uyarıyoruz; siyonistlerin açıkça Türkiye'yi hedef almasına somut ve net bir cevap verilmezse işgalci siyonist rejim, bu saldırıların boyutunu daha da büyütecektir.” ifadelerini kullandı.

“Siyonist rejimin her saldırısına en az misliyle karşılık verilmelidir”

Siyonist terör rejiminin saldırılarını ABD'nin ekonomik ve askeri desteğiyle sürdürdüğüne değinen İmir, “Bu tehdide ve kuşatmaya karşı durmanın ilk adımı olarak; Filistin direnişine sadece siyasi sahiplenme değil, açıkça askeri destek verileceği ilan edilmeli ve siyonist rejimin her saldırısına en az misliyle karşılık verilmelidir.” şeklinde konuştu.

“Çifte vatandaş siyonistlerin yargılanmasına ilişkin kanun teklifimiz kanunlaştırılmalı”

Adalet Bakanlığı’nın Sumud Filosu davasında soykırımcı ve terörist elebaşı Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması kararını desteklediklerini belirten İmir, şunları söyledi: “Bu girişim yürütülen mücadelede son derece önemli bir adımdır. Bununla beraber Aralık 2023’te Meclise sunduğumuz, soykırım suçuna iştirak eden çifte vatandaşların yargılanıp cezalandırılması, yargıdan kaçanların vatandaşlıktan çıkarılması ve mal varlıklarına el konulmasını öngören kanun teklifimizin bir an önce TBMM Genel Kurulu’nda görüşülüp kanunlaştırılması önem arz etmektedir.”

“Şantaj planı, doğrudan Gazze’yi insansızlaştırma ve siyonist çeteye teslim etme projesidir”

ABD’nin silahsızlanma şantajı ve Gazze tehditlerinin, Batı’nın “barış” tiyatrosunu bir kez daha deşifre ettiğini vurgulayan İmir, “Siyonist işgalcilerin hamisi ABD’nin temsilcilerinin, ‘Hamas 60-90 gün içinde silahsızlanmazsa israilin işi bitirmesinin önü açılır’ şeklindeki tehditleri ve silahsızlanma olmadan Gazze’nin yeniden inşasına izin verilmeyeceği yönündeki açıklamaları, Batı’nın ‘barış’ tiyatrosunun arkasındaki kirli niyeti bir kez daha deşifre etmiştir. Söz konusu şantaj planı, doğrudan Gazze’yi insansızlaştırma ve siyonist çeteye teslim etme projesidir.” şeklinde konuştu.

Ekim 2025’te yürürlüğe giren sözde ateşkesten bu yana siyonist terör rejiminin en az 4 bin 95 kez ateşkesi ihlal ettiğine dikkat çeken İmir, “Siyonist terör rejimi 1300’e yakın kardeşimizi de katletmiş ve açık hava hapishanesine çevirdiği Gazze’ye insani yardımların girişini engellemeye devam etmiştir. Buna rağmen kendilerine ‘Barış Kurulu’ diyen yapı, işgalcinin katliamlarına tek bir laf edemezken hâlâ Filistin direnişinden adım beklemektedir.” diye konuştu.

“Bu alçakça plana ortak olmak veya göz yummak, İslam dünyası için tarihî bir utançtır”

Siyonist rejimin ve soykırımın bir numaralı finansörü olan ABD’nin tek amacının Gazze’yi Filistinlilerden temizleyip siyonistlerin lehine bir garnizona dönüştürmek olduğuna vurgu yapan İmir, şöyle devam etti:

“Bu alçakça plana ortak olmak veya göz yummak, İslam dünyası için tarihî bir utançtır. Sözde garantörlük rolüne soyunan ancak siyonistlerin binlerce ihlaline, sözlü veya yazılı kınama mesajlarıyla karşılık vermeyi yeterli görmenin, soykırımcı katillerin cüretini artırmaktan başka bir işe yaramadığı artık görülmelidir. Bu nedenle ABD’nin dayatmalarına ve siyonist teröre karşı Filistin davasının yanında durmak için kamuoyu harekete geçmelidir. Filistin halkına dayatılan teslimiyet planları reddedilmeli, diplomasi söylemleri bir kenara bırakılıp Gazze’ye yönelik abluka fiilen yarılmalıdır.”

“ABD, şantajla uluslararası hukuku ve devletlerin egemenlik haklarını yok saymaktadır”

ABD'nin İran'a karşı devreye aldığı yeni "maksimum yaptırım" paketini de değerlendiren İmir, şunları söyledi:

“Washington yönetimi, elindeki ekonomik şantaj imkânlarını devreye sokarak uluslararası hukuku ve devletlerin egemenlik haklarını yok saymaktadır. ABD; onlarca yıldır Küba’yı ağır bir ekonomik ablukaya maruz bırakarak, Venezuela’nın ulusal servetine ve kaynaklarına el koyarak, İran halkının ise gıdaya, ilaca ve temel ihtiyaçlara erişimini kısıtlayarak sistematik bir ekonomik baskı uygulamaktadır. Kendi politikalarına boyun eğmeyen ülkeler, küresel finans sisteminin ve doların hegemonyası kullanılarak doğrudan hedefe konulmakta ve yaptırımlarla dize getirilmeye çalışılmaktadır.”

“Türkiye de ekonomik şantajın hedefinde”

Türkiye’nin de zaman zaman ABD’nin yaptırım tehditleriyle doğrudan karşı karşıya kaldığını hatırlatan İmir, “Savunma sanayiinden dış politikaya kadar atılacak pek çok adım, Batı’nın ekonomik şantaj araçlarıyla baskılanmakta; ülkemizin kendi menfaatleri doğrultusunda bağımsız kararlar almasının önüne yaptırım tehditleriyle geçilmeye çalışılmaktadır.” diye konuştu.

ABD'nin yaptırım zorbalığına boyun eğilmemeli”

ABD’nin finansal gücü bir silah olarak kullanmasına karşı ortak hareket iradesi çağrısı yapan İmir, “Tek taraflı yaptırımlara ve ekonomik baskılara maruz kalan veya kalma riski taşıyan tüm ülkeler, tehdit ve şantajlara boyun eğmeyecek güçlü bir dayanışma ve ortak hareket iradesi sergilemelidir. Amerikan dolarının ticari bir tehdit aracı olarak kullanılmasını engellemek amacıyla uluslararası ticarette yerel para birimlerinin kullanımı derhal yaygınlaştırılmalı ve alternatif ödeme sistemleri fiilen devreye sokulmalıdır.” çağrısında bulundu.

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.