HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, partisinin Batman 5. Olağan İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada sapkın akımlara destek çıkan siyasilere tepki göstererek, "Sizin, 'hürriyet' dediğiniz şeye biz sapkınlık diyoruz. O sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz. Kendi çocuklarımızı, kendi gençlerimizi size yem ettirmeyeceğiz." dedi.

HÜDA PAR Batman İl Başkanlığının "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" sloganıyla düzenlediği 5'inci Olağan İl Kongresi HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirildi.

İl Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen kongre, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kongreye, HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, Genel Başkan Vekili İshak Sağlam, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şah Gültekin, Genel İdare Kurulu Üyesi Abdurrahman Cevher, İstişare Kurulu Üyesi Eyyüp Yanaç, Kayapınar Belde Belediyesi Başkanı Samir Özhan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, âlimler, kanaat önderleri, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.

"Bir gün herkes HÜDA PAR'lı olacak"

Adaletin; bir tanımıyla, her şeyi yerli yerine koymak ve herkese hakkını eksiksiz bir şekilde vermek olduğunu aktaran Yapıcıoğlu, "Eğer siz bir şeyi hak ettiği yere koymazsanız adalet gerçekleşmiş olmaz. Tarafsız bir gözle parti programımıza bakan hemen herkes, bu parti programının bir medeniyet projesi olduğunu görecektir. Memleketimden bütün vatandaşlarımıza, hatta bütün insanlığa bir çağrıda bulunuyorum: Buyurun, lütfen gelin; şu medeniyet projesini satır satır, kelime kelime inceleyin. Ne büyük bir emekle hazırlanmış, ne kadar ince bir program olduğunu ve aslında belki insanların kurtuluş reçetesi olduğunu kendiniz müşahede edin, diyorum. Zaman zaman arkadaşlarıma söylüyorum. 'Bir gün herkes HÜDA PAR'lı olacak.' Size çok büyük bir laf gibi geliyor ama ben buna yürekten inanıyorum. Başarılı olmak için önce inanmak gerek." diye konuştu.

Siyasetin görevinin insanlığın huzuru ve iki cihan saadeti için çalışmak olduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, "Siyasetin varlık sebebi, devletin varlık ve meşruiyet sebebi insanların huzurunu ve temel hak ve hürriyetlerini muhafaza etmek, onları korumaktır. Diğer temel haklar da bunların yan kolları olarak değerlendirilebilir. Dile getirilen bütün hakların amacı insanların dinini, canını, malını, aklını ve neslini korumaktır. Şu beş temel şeyi korumak, doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bütün yasakların amacıdır veya öyle olmalıdır. Bu beş temel maksadı gerçekleştirmek için yoğun bir çabamız oldu. İnşallah bu çabalarımızı devam ettireceğiz." dedi.

Parlamentodaki çalışmaları da bu hedefler doğrultusunda inşa etmeye çalıştıklarını aktaran Yapıcıoğlu, şöyle devam etti:

"Yolumuzu bu minval üzere çizmeye çalıştık. Pek çok kanun teklifi hazırladık. Mesela çifte vatandaş olup da soykırım suçuna iştirak etmiş olanların vatandaşlıklarının iptal edilmesi ve yargılanmaları ile ilgili bir kanun teklifi hazırladık.

Mukaddesatlara çok yoğun saldırılar var. Bunun sonucunda değerlerimizi aşındırmak suretiyle aslında bunlara saldırarak, bunları değersizleştirmeye çalışıyorlar ve kendi değersiz hedeflerini ya da saçma sapan ideolojilerini bu topluma bu şekilde dayatmak istiyorlar.

Biz, aileyi korumak ve hayasızca hareketleri alenen yapanların cezalandırılması için bir kanun teklifi hazırladık.

Şu son günlerde biliyorsunuz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı ve diğer illere de yayılan 'Ailem Güvende' adıyla bir operasyon var. Türlü türlü sapıklıklar var. Bu sapıklıkları yapanlar vaveyleyi kopardılar. Sanki onların hayat hakkına bir saldırı varmış gibi, 'Bu bizim için bir varoluş savaşıdır' diyorlar. Bu şekilde yaşamak için mücadele eden, diğerlerinden farklı olan insanlara niye sahip çıkmıyorsunuz diye siyaset kurumundan şikâyet ediyorlar."

"O sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz"

Bazı siyasilerin sapkınlığa destek çıkmasına tepki gösteren Yapıcıoğlu, Bazı genel başkanlar çıkıp onlara sahip çıkma ihtiyacı hissediyor. Aslında onların yaptığı bir var olma mücadelesi değil. Onlar zaten varlar. Hazreti Lut zamanında da vardılar, şu anda da varlar ve varlıklarını sürdürüyorlar. Onların var olma mücadelesi değil, kendilerinin kendilerine benzemeyenlerden daha üstün ve daha değerli olduğunu bütün topluma dayatmaya çalışmaları söz konusu. Onlar bu sapıklıklarını bizim çocuklarımıza da bulaştırmaya çalışıyorlar. Genel başkanlar konuşmuyor öyle mi? Konuşuyorum işte. Buradan Batman'dan HÜDA PAR Genel Başkanı olarak söylüyorum: Sizin hürriyet dediğiniz şeye biz sapkınlık diyoruz. O sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz. Kendi çocuklarımızı, kendi gençlerimizi size yem ettirmeyeceğiz." diye ekledi.

"Bu millet bu yolda sizin arkanızdan gelmez"

Peki onlara kim sahip çıkıyor? Kimlerin sahip çıktığı malumdur. Memleketin bütün sorunları hal oldu da o sapkın ilişkilerin bildirileriyle, üstelik para karşılığında ve dışarıdan gelen, kendi hesabına gelmeyince Filistin'de açlıktan ölen çocuklara mama bile göndermeyen Avrupa'dan gelen milyon dolarlarla bu sapıklıkları yapanlara kim sahip çıkıyor? İbretle izliyorsunuz. 'Kürt haklarını koruyacağım' diye yola çıktığını iddia edenler, Lut kavminin izinden gidenleri savunur oldular. Yazıklar olsun. Ama maskelerinizi kaldırın. Gerçek yüzünüzü insanlara gösterin. Savunun bakalım, neyi savunuyorsanız nefesinizi tüketin. Allah'ın izniyle Avrupa'nın gittiği, Amerika'nın gittiği, Doğu'da bazı ülkelerin, Kore gibi bazı ülkelerin gittiği ve sonunda uçurum olduğunu gördüğü, hatta uçurumdan yuvarlanmaya başladığı bu yolu bize yürütemeyeceksiniz. Bu millet bu yolda sizin arkanızdan gelmez. Bugüne kadar istediğiniz şeyleri verdi diye kendi ailesini dağıtacağını, kendi namusundan vazgeçeceğini, kendi evladını sapkınlıklara kendi eliyle teslim edeceğini düşünüyorsanız yazıklar olsun size. O hevesiniz inşallah kıyamete kadar kursağınızda kalacak." ifadelerini kullandı.

Halkın gündeminde, "geçim, hayat pahalılığı, yüksek kiralar, açlık sınırının altındaki emekli maaşları, iş bulamayan gençler, iş bulamadığı için evlenemeyen gençler, manevi boşluk ve gençlerin içine çekilmeye çalışıldığı buhranların" olduğunu vurgulayan Yapıcıoğlu, tüm bunların yanında milletin gündeminden düşmeyen, düşmemesi gereken "Gazze" konusunun olduğunu aktardı.

Gazze'deki soykırım

Yapıcıoğlu, Gazze'de devam eden soykırıma ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Malumunuz olduğu üzere 2023 yılının 7 Ekim'inde Aksa Tufanı denilen operasyondan sonra Gazze'ye çok yoğun saldırılar yapıldı ve Gazze neredeyse bir bütün halinde yıkıldı. 80 binin üzerinde şehit var. On bin kişinin cesedi henüz enkazların altından çıkarılmadı. Aradan geçen yaklaşık üç yıl içerisinde, iki yılın sonunda, geçtiğimiz yıl ekim ayında Mısır'da, bir Gazze Barış Kurulu oluşturuldu. Buna göre ateşkes sağlanacak, saldırılar duracak, Gazze'ye günde altı yüz kamyon insani yardım malzemesi girecek, Gazze'nin yeniden inşa edilmesi sağlanacak, oradaki sağlık sistemi ayağa kaldırılacak ve yaralılar daha ciddi, imkânları yüksek olan yerlerde tedavi edilmeleri için dışarı çıkarılacaktı. Bunun karşılığında da Gazze'deki yönetim, yani HAMAS hükümeti, yönetimi bir teknokrat hükümete devretmeyi kabul ediyor. Bunun aşamaları vardı. Fakat o ateşkes sürecinden bu yana şehit edilenlerin sayısı 1500 kişiye ulaştı. Son bir yıl içerisinde.

Soykırım durmadı, devam ediyor. Günde 600 kamyon girecekti Gazze'ye. Günde 100-150 kamyon yardım giriyor içeriye. O yardımlar insanlara dağıtılacak, oradaki muhtaç olan insanlara dağıtılacak türden yardımlar değil, ticari mallar; mesela oraya pirinç, un girmiyor. Daha çok bisküvi, çikolata, cips gibi şeyler giriyor. O da ticari mal olarak satılsın diye gönderiliyor. Orada iş yok. Bütün imkânsızlıklar içerisinde okullar açıldı. Öğrenciler yeniden ders başı yaptı. Ama okul yok, kırtasiye malzemesi yok. Gazze'nin yüzde yetmişi tamamen yıkılmış ya da işgal altında. Bir sarı hat olacaktı. O hattı siyonistler sürekli genişletiyorlar. Ama barış kurulu bir şey yapıyor. Barış kurulu diyor ki: 'HAMAS, sen silahlarını bırakacaktın, ne oldu? Sen sözünü yerine getirdin mi?' Peki saldırılar durdu mu? Yardımlar içeri giriyor mu? Bir tek binayı ayağa kaldıracak çimento dahi içeriye girdi mi? Girmedi. O siyonistlere bir çift sözünüz yok mu? Sadece her gün katledilen ve bir sonraki bombanın tepelerine ne zaman düşeceğini bekleyen insanlara mı sözünüz geçiyor? Sadece onlardan mı bir şey isteyeceksiniz?

Gazze'yi unutmayın, unutturmayın ve gündeminizden düşürmeyin. Dualarınızdan eksik etmeyin. Gazze şu anda da iki yıl önceki gibi, üç yıl önceki gibi sizin yardımlarınıza muhtaç durumda. Elinizden ne geliyorsa lütfen bunu yapmaya devam edin. Siyonistler için inşallah sonun başlangıcıdır. Onlar meşruiyet zeminini kaybettiler. Onlar artık inşallah giderek daha fazla sayıda kişi ve hükümet tarafından gayrimeşru olarak görülecektir. İnşallah bir gün o işgal bütünüyle sona erecek."

Faiz politikasına tepki

Enflasyonla mücadelene faiz politikasına eleştiren Yapıcıoğlu, "Enflasyonu düşüreceğiz' dediler. Enflasyonu düşürmek için de Merkez Bankasının politika faizini yüzde 8,5'ten yüzde 50'ye çıkardılar. 'Faiz yükselirse piyasadaki para çekilir, böylece fiyatlar düşürülebilir' dediler. Düşünün, yüzde otuzlarda olan enflasyon, yüzde 37-38 bandında olan enflasyon yüzde 70'lerin üzerine çıktı. Faizle beraber o da tırmanışa geçti. Sonra şimdi yüzde 30'lara düştü. Yüzde 32-33 üç bandına yapışan enflasyon orada kaldı. Sıkı para politikasında ısrar… Bunu yıllarca söylüyoruz, bunu yapmayın. Bu fiyatların artışı talep fazlalığından idiyse bu yöntem belki işe yarayabilirdi. Ama fiyatların artışı daha çok maliyetlerden kaynaklanıyor. Maliyetlerin yükselmesini engelleyin diyoruz. İşçilik maliyetleri yükseliyor, enerji maliyetleri yükseliyor, kira maliyetleri yükseliyor. Hammaddenin taşınması, lojistik, hepsi yükseliyor. Peki nasıl siz fiyatları aşağıya çekeceksiniz? Maliyetler yükseliyor. Yapmayın. Bu çözüm değil." diye konuştu.

Siz fiyatları düşüremeyeceksiniz. Ama onun yanında sıkı para politikasıyla, piyasadaki teknik tabiriyle likidite sıkışıklığından, yani piyasada nakit para yokluğundan dolayı esnaf iş yapamayacak. Sattığı malın karşılığını alamayacak. Zamanında tahsil edemeyecek alacağını. Bu da piyasada durgunluğa, uzun vadede de işsizliğe yol açacak dedik. Ama maalesef sesimizi duyuramadık. Enflasyon hedefleri tutmadı. Ama bu hedeflere göre belirlenen maaşlar eridi gitti. Maaşlar enflasyon hedefine göre belirleniyor değil mi? Memura diyorlar ki, "Önümüzdeki sene maaş artışımız şu kadar, enflasyon hedefimiz şu kadar." Asgari ücret pazarlıklarında hedef enflasyon bir ölçü oluyor. Emekli maaşlarında da hedefler dikkate alınıyor. Ne oldu? Ne olacak? Öyleyse tutmayan hedefler karşısında eriyen maaşların bir an önce telafi edilmesi lazım.

"Faizsiz Türkiye Süreci' başlatalım"

Yapıcıoğlu, "Faiz işsizliğin de sebebi. Faiz gelir adaletsizliğinin en büyük sebeplerinden biri. Faiz, parası olanların ve hiçbir iş yapmadan sadece o parayı satarak para kazananların bütün bir milleti sömürmesidir. Milletin kanını emmesidir. Faiz beladır. Gelin bu belayı büyütmeyin diyoruz. Yeni bir süreç başladı değil mi? Adına resmi makamların 'Terörsüz Türkiye Süreci' dediği süreç. Biz de diyoruz ki haydi buyurun, bir tane de 'Faizsiz Türkiye Süreci' başlatalım. Başlatalım ki fakir fukara nefes alsın? Başlatalım ki bu sömürü düzeninin çarkına en azından küçük de olsa bir çomak sokmuş olalım ve bu gariban milletin sırtına kene gibi yapışmış, onun kanını emen kapitalistlerin hortumlarını keselim." dedi.

"Aileye yönelik saldırılara ve gençliği umutsuzluğa düşürenlere karşı set olacak bir iradeye sahibiz"

Aile yoğun bir saldırı altında olduğunu ifade eden HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, "Bu saldırının çeşitli araçları var. Farklı yollarla saldırıyorlar. Birisi gençlerin evlenmesini zorlaştırmak, birisi gençleri evlilikten soğutmak, birisi evlenenleri kolay bir şekilde birbirinden ayırmak, yani ailelerini çökertmek, boşanmaları hızlandırmak; Bunu yaparken pek çok süslü laf ediyorlar: 'Hürriyet, özgürlük, hak, hukuk' gibi kavramlar kullanıyorlar. Ama aslında asıl gaye, temel gaye aileyi parçalamak, aileyi dağıtmak ve insanı bütün aidiyetlerinden soyutlamak, koparmak. 'Herkes ferdi olsun, herkes tek başına kalsın. Kimse bir aileye mensup olmasın ya da öyle bir mensubiyet hissetmesin. Kimsenin bir cemaat bağı olmasın, kimsenin bir aşiret bağı olmasın. Bütün bağları koparalım ki onları tek tek daha kolay avlayabilelim' diye bunu yapıyorlar. Bu nedenle aile yoğun bir saldırı altında. Biz de diyoruz ki Allah'ın izniyle bu aileye yönelik saldırılara ve gençliği umutsuzluğa düşürenlere karşı set olacak bir iradeye sahibiz ve bu irade güçlü bir şekilde dimdik ayaktadır. Ve onların oyunlarını bozmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Yaklaşık iki yıldır Türkiye’de bir sürecin konuşulduğunu ifade eden Yapıcıoğlu, "Meclisteki gelişmeler, komisyon kurulması, o komisyon raporunun Genel Kurula gelmesi ve Genel Kurulda bir kanun adı altında kabul edilmesiyle inşallah bir devir kapanıyor. İnşallah 40 küsur yıllık şiddet parantezi kapanıyor. Biz bu meseleyi hiçbir zaman istismar etmedik. 'Kürt meselesi diye bir şey yoktur' denildiğinde bile, herkesin gündemi başka bir yöne kaydığında bile biz ısrarla meseleyi gündemde tuttuk. 'Bu mesele vardır ve mutlaka çözülmelidir' dedik. Bu meselenin çözümü için çalışmalar yapıldı, programlar tertip edildi. Fakat bu meselenin çözümünün silah olmadığını, şiddet olmadığını ısrarla belirttik. Nihayet gelinen noktada silahın ve şiddetin devreden çıkarılması gerektiği konusunda önemli bir konsensüs oluştu. İnsanların büyük bir oranı bu noktada; evet, silah ve şiddet çözümsüzlüktür, hatta çözümün önündeki en büyük engellerden biridir, dedi." değerlendirmesinde bulundu.

"Meclis'te raporun 467 oyla kabul edilmesinden sonra bu işin geri dönüşü olmaz"

Yapıcıoğlu, "Ama bu işin iki ayağı vardı: Birisi şiddeti sona erdirmek, diğeri de kardeşliği yeniden tesis etmektir. Biz; şiddetin sona ermesi, örgütün tasfiyesi ve kardeşliğin hukukunun tesis edilmesi gerektiğini belirttik. Kardeşlik hukukunun tesis edilmesi gerektiği, Meclis'in hazırladığı ortak rapora da girdi. Sonra resmi zevatın konuşmalarına ve söylemlerine de kardeşlik hukuku girdi. İnşallah diyoruz ki Meclis'te raporun 467 oyla kabul edilmesinden sonra bu işin geri dönüşü olmaz. Meclis'te o gün farklı siyasi partilerden vekillerle görüşürken 'Hayırlı olsun' dedik. Birisi sordu, 'Başkanım, bu 467 oy ne demek?' dedi. 'Yolda giden arabanın geri vitesinin iptal edilmesi demek' dedim. İnşallah bu sürecin geri dönüşü yoktur. Bu kadar yüksek bir oyla, bu kadar yüksek bir destekle ve farklı siyasi partilerin desteğiyle Meclisten geçmesinden sonra artık gereğini yapmak gerekir." diye konuştu.

Yapıcıoğlu, bu sürecin ardından yapılması gereken en önemli gerekliliklerden birinin de yeni anayasa olduğunu vurguladı.

Parti teşkilatına çağrıda bulunan Yapıcıoğlu, "Yarından itibaren sahalardayız. Yarından itibaren her sokaktayız. İnşallah her evdeyiz ve inşallah her gönüldeyiz. O hedefi unutmayın. 'Bir gün herkes HÜDA PAR'lı olacak.' Yapabilmek için inanmak gerek. Buna samimiyetle inanmak, bunu gerçekleştirmek için çalışmak gerekiyor. Diyelim ki hedefimizde bulunduğumuz yerde 100 kişi var. 99 tanesini HÜDA PAR'lı yaptık. Onlarla bu milletin huzuru için, bu milletin iki cihan saadeti için çalışmaya başladık. Bir tek kişi kalmış olsa bile 'Bizim vazifemiz bitti' demeyeceğiz. Bu böyle olmalıdır. Yani oturmayacağız, ümidi kesmeyeceğiz, mücadeleyi kesmeyeceğiz, yılgınlık göstermeyeceğiz. Allah yolunuzu bahtınızı açık eylesin." dedi.

Adana'da hasta mahremiyeti talebine karşılık, "beyaz kod" uygulamasına gidilmesine tepki gösteren Yapıcıoğlu, "Bir kadın, 'Ben erkek doktor tarafından muayene olmak istemiyorum. Beni kadın doktor muayene etsin' diyorsa bu hakkı ondan esirgeyemezsiniz. Ve bütün çalışanlarının kadın olduğu sağlık kuruluşlarını istiyoruz. Bu kadınların talebidir, onların en doğal hakkıdır.

Yapıcıoğlu, konuşmasını şu temennilerle sonlandırdı: "Bu insan merkezli ve adalet gerçekleştirmeyi hedefleyen siyasetimizi büyütmek, her gün biraz daha fazla sayıda insana ulaşmak adına çıktığımız bu yolda Allah-u Teâlâ adımlarımızın sabit kalmasın, dostlarımızın gönlüne sürur ve inşallah bütün memleketimize huzur getirmek için çaba ve gayretimizi artırsın."

Kongre, yapılan konuşmaların ardından gerçekleştirilen delege oylaması ve yeni il yönetiminin belirlenmesiyle sona erdi. Tek liste ile gidilen seçimde mevcut İl Başkanı Davut Şahin aday olmazken Mehmet Emin Doğru HÜDA PAR Batman İl Başkanı oldu.

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: Sapkınlığı başkasına bulaştırma hürriyetinizi tanımıyoruz

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.