HAMAS: Oslo Anlaşması işgali ve yerleşim faaliyetlerini derinleştirdi
HAMAS'ın yurt dışındaki Ulusal İlişkiler Dairesi Başkanı Ali Baraka, Oslo Anlaşmalarının imzalanmasının 33'üncü yıl dönümüne ilişkin açıklama yaptı.
Anlaşmanın Filistin halkı için özgürlük, bağımsızlık ve güvenlik sağlamadığını, işgali sona erdirmediğini veya mültecilerin geri dönüş hakkını garanti etmediğini kanıtladığını belirten Baraka, aksine, işgalci hükümetlerin anlaşmayı yasa dışı yerleşim inşaatına, Yahudileştirmeye, toprak gaspına ve fiili durumların dayatılmasına devam etmek için kullandığını bildirdi.
Baraka, işgal ve yerleşim politikalarıyla işgal altındaki Batı Şeria'nın parçalanmış kantonlara dönüştürüldüğünü, bu sırada Kudüs ve Mescid-i Aksa'da Yahudileştirme suçlarının ve baskınların devam ettiğini, ayrıca Gazze Şeridi'nde Filistin halkına karşı soykırım, yıkım, kuşatma ve açlık savaşının sürdüğünü söyledi.
Filistin devletinin kurulması ve mülteci sorununun çözümü için beş yıllık bir geçiş dönemi olarak sunulan Oslo Anlaşmalarının pratikte işgali pekiştirmeye, güvenlik koordinasyonunu güçlendirmeye, Filistin ulusal konumunu zayıflatmaya ve direniş güçlerini kuşatmaya yol açtığını vurgulayan Baraka, bağımsız bir devlet kurulması veya mültecilerin geri dönüşü vaatlerinin ise yerine getirilmediğini sözlerine ekledi.
Baraka, Filistin temsilinin dışlayıcılığına, atamaya ve tekelleştirilmesine dayalı siyasi yaklaşımın devam etmesinin ve Oslo anlaşmasına karşı çıkan direniş güçlerini ve ulusal şahsiyetleri izole etme girişimlerinin, Filistin ulusal davasını zayıflatan hataları tekrarladığı gerekçesiyle sakıncalı olduğunu belirtti.
Baraka, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün demokratik ve ulusal temeller üzerine, özgür, adil ve doğrudan seçimlerle, ülke içindeki ve dışındaki Filistin halkının tüm güçlerinin, gruplarının ve bileşenlerinin katılımıyla yeniden inşa edilmesi çağrısında bulundu.
Ulusal çıkarların dar parti çıkarlarının önüne geçirilmesi ve işgal, yerleşim, yerinden edilme, Yahudileştirme ile mücadelede ve Kudüs, Mescid-i Aksa ve İslam ve Hristiyan kutsal yerlerinin savunulmasında ulusal önceliklerin belirlenmesi gerektiğinin altını çizen Baraka, ayrıca, saldırganlığın sona ermesi ve Gazze Şeridi üzerindeki ablukanın kaldırılması, Filistin ulusal haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
Baraka, bu hakların başında Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve Kudüs'ü başkent olarak kabul eden bağımsız bir devlet kurma hakkı ile Filistinli mültecilerin evlerine ve mallarına geri dönme hakkı geldiğini bildirdi.
Baraka, Filistin ulusal projesini korumanın ve Filistin halkının haklarını yeniden tesis etmenin yolunun, dışlama, tek taraflılık ve karar alma süreçlerini tekeline almak değil, ulusal birlik, siyasi ortaklık ve gerçek temsiliyet olduğunu vurguladı.
Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.