Dermatoloji Uzmanı Gülengül: Kaşıntıyı hafife almayın
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Gülengül, 1 Ekim Dünya Ürtiker Günü dolayısıyla ürtiker (kurdeşen) hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi.
Ürtikerin yalnızca ciltte ortaya çıkan geçici döküntülerden ibaret olmadığını belirten Gülengül, tekrarlayan kaşıntı ve atakların uyku düzeninden günlük yaşama, iş ve okul hayatından sosyal yaşama kadar birçok alanı etkileyebileceğini ifade etti.
"Ürtiker her zaman alerji değildir"
Ürtikeri, ciltte aniden ortaya çıkan, genellikle yoğun kaşıntının eşlik ettiği, kabarık ve kızarık döküntülerle seyreden bir deri hastalığı olarak tanımlayan Gülengül, döküntülerin vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabileceğini ve yer değiştirebildiğini söyledi.
Ürtiker plaklarının çoğunlukla 24 saat içerisinde iz bırakmadan kaybolduğunu belirten Gülengül, farklı bölgelerde yeni döküntülerin gelişebileceğini ifade etti.
Bazı hastalarda ürtikere anjiyoödemin eşlik edebildiğini belirten Gülengül, özellikle göz kapakları, dudaklar, yüz, el ve ayaklarda görülen şişliklerin cildin daha derin tabakalarını etkileyen anjiyoödemden kaynaklanabileceğini söyledi.
Ürtikerin akut ve kronik olmak üzere farklı şekillerde görülebildiğini belirten Gülengül, "Akut ürtiker, yakınmaların 6 haftaya kadar devam ettiği ürtiker tablosudur. Enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, gıdalar veya böcek sokmaları gibi çeşitli durumlarla ilişkili olabilir. Ancak her zaman kesin bir neden saptanamayabilir." dedi.
Kronik ürtikerin ise belirtilerin 6 haftadan uzun sürmesi veya tekrarlaması durumunda söz konusu olduğunu belirten Gülengül, kronik ürtikerin aylar, bazı hastalarda ise daha uzun süre devam edebildiğini ifade etti.
Gülengül, özellikle kronik spontan ürtiker konusunda önemli bir uyarıda bulunarak, "Kronik ürtiker her zaman alerji değildir. Her kronik ürtiker hastasında geniş kapsamlı gıda veya alerji testlerinin yapılması gerekli değildir. Hangi incelemelerin gerekli olduğuna hastanın öyküsü ve muayene bulguları doğrultusunda hekim tarafından karar verilmelidir." ifadelerini kullandı.
Kaşıntı ve kabarıklıklar dikkate alınmalı
Ürtikerin başlıca belirtilerinin aniden ortaya çıkan kaşıntılı kabarıklıklar, kızarık veya ten renginde döküntüler ve döküntülerin kısa sürede kaybolarak farklı bölgelerde yeniden ortaya çıkması olduğunu belirten Gülengül, bazı hastalarda gece uykusunu bozabilecek düzeyde kaşıntı ile dudak, göz kapağı ve yüz bölgesinde şişlik görülebileceğini söyledi.
Tekrarlayan ve öngörülemeyen atakların da ürtiker açısından dikkate alınması gerektiğini belirten Gülengül, hastalığın bulaşıcı olmadığını vurguladı.
Ürtikerin her hastada aynı nedenle ortaya çıkmadığını belirten Gülengül, akut ürtikerin bazı hastalarda enfeksiyon, ilaç, gıda veya çevresel etkenlerle ilişkili olabileceğini söyledi.
Kronik ürtikerin ise her zaman gıda veya çevresel bir alerji sonucu ortaya çıkmadığını belirten Gülengül, bazı kronik ürtiker türlerinde bağışıklık sisteminin kendi mekanizmalarının rol oynadığının düşünüldüğünü ifade etti.
Soğuk, sıcak, basınç, sürtünme, egzersiz, terleme ve güneş ışığı gibi fiziksel uyaranların da bazı kişilerde ürtikeri tetikleyebildiğini belirten Gülengül, bu durumların kronik indüklenebilir ürtiker kapsamında değerlendirilebildiğini söyledi.
Ürtiker konusunda toplumda doğru bilinen bazı yanlışların bulunduğuna dikkat çeken Gülengül, "Ürtiker varsa mutlaka yediğim bir şeye alerjim vardır." düşüncesinin her zaman doğru olmadığını söyledi.
Özellikle kronik spontan ürtikerde gıda alerjisinin çoğu hastada temel neden olmadığını belirten Gülengül, ürtikerin bulaşıcı olduğu yönündeki düşüncenin de yanlış olduğunu ifade etti.
"Döküntüler geçtiyse doktora gitmenin anlamı yok." düşüncesinin de doğru olmadığını belirten Gülengül, ürtiker lezyonlarının muayene sırasında görülmeyebileceğini söyledi.
Gülengül, "Atak sırasında çekilen fotoğraflar hekimin değerlendirmesine yardımcı olabilir." dedi.
Ürtikerin yalnızca cildi etkileyen bir hastalık olmadığını belirten Gülengül, sürekli kaşıntı ve tekrarlayan atakların uyku düzenini, günlük aktiviteleri, iş ve okul yaşamını, sosyal hayatı ve kişinin duygusal iyilik halini etkileyebileceğini ifade etti.
6 haftayı aşan şikâyetlere dikkat
Ürtiker ataklarının sık tekrarlaması, şikâyetlerin 6 haftadan uzun sürmesi, kaşıntının uyku veya günlük yaşamı etkilemesi ve dudak, göz kapağı ya da yüz bölgesinde tekrarlayan şişlik gelişmesi halinde dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Gülengül, belirtilerin kullanılan ilaçlarla ilişkili görünmesi veya hastalığın iş, okul ve sosyal yaşamı etkilemesi durumunda da hekime başvurulmasını önerdi.
Muayeneye gelirken atak sırasında çekilen fotoğrafların gösterilmesinin değerlendirmeye yardımcı olabileceğini belirten Gülengül, kullanılan ilaçların da hekimle paylaşılması gerektiğini söyledi.
Dil ve boğazda şişlik varsa acil müdahale gerekiyor
Ürtiker veya anjiyoödeme dil ya da boğazda şişlik, nefes almada güçlük, hırıltılı solunum, yutma güçlüğü, bayılma veya ciddi baş dönmesinin eşlik etmesi halinde acil tıbbi değerlendirme gerektiğini belirten Gülengül, bu belirtilerin görülmesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi ile iletişime geçilmesi veya en yakın acil servise başvurulması gerektiğini vurguladı.
"Amaç sadece döküntüleri azaltmak değil"
Ürtikerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirten Gülengül, hastalığın yalnızca ciltte görülen kabarıklıklardan ibaret olmadığını söyledi.
Tekrarlayan kaşıntı ve öngörülemeyen atakların uyku düzeni, iş ve okul hayatı, sosyal aktiviteler, günlük yaşam ve duygusal iyilik hali üzerinde etkili olabileceğini belirten Gülengül, "Bu nedenle tedavide amaç yalnızca mevcut döküntüleri azaltmak değil, hastalığın mümkün olduğunca iyi kontrol edilmesini ve yaşam kalitesinin korunmasını sağlamaktır." dedi.
Ürtikerin doğru değerlendirme, uygun tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Gülengül, şikâyetleri tekrarlayan veya günlük yaşamı etkilenen kişilerin sağlık profesyoneline başvurmasını önerdi.
Gülengül, kişilerin kendi kendilerine gereksiz diyetler uygulamaması, ilaçlarını hekim önerisi olmadan değiştirmemesi ve ürtikeri yalnızca "alerji" olarak değerlendirmemesi gerektiğini vurguladı.
2026 Dünya Ürtiker Günü'nün "Kontrolü Ele Alın – Kaşıntıdan Kavrayışa" temasıyla düzenlendiğini belirten Gülengül, hastaların hastalıklarını anlamalarının, yaşamlarındaki etkisini hekimleriyle paylaşmalarının ve tedavi sürecine aktif şekilde katılmalarının önemine dikkat çekti.
Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.