• BIST 1.210
  • Altın 483,325
  • Dolar 7,8553
  • Euro 9,2901
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 20 °C
  • Antalya 20 °C

6-7 EKİM OLAYLARI!

Sadık Emre

            2014 yılının Ekim ayı idi. Takvimler 6 Ekim’i gösteriyordu. Sanki O gün Kıyametin Provası idi.

            Çakallar sahaya inmiş idi. Çakalların kuzuları yemeye niyeti vardı. Bu çakalların fıtratında var idi.

            Kuzuların fıtratı ise her zaman fayda idi. Kuzular sessiz sedasız görevlerini yerine getirerek süt veriyorlardı.

            Oysa çakalların buna tahammülü yoktu. Bir şekilde kuzulara zarar verecek, parçalayarak kuzuları yiyeceklerdi.

            Olayın doğal akışına ters giden durumlar vardı. Kuzuları koruması gereken çoban yoktu ortalıkta.

            Kimse olanları anlamıyor, olayların akışına dur diyemiyordu. Bazıları ise olayların oluşunu seyrediyor belki de destekliyordu.

            Olayları başlatanlar perde arkasında karar vermişlerdi. Sözüm ona halk için yapıyor, halk için uğraşıyorlardı.

            Oysa halkın ortamını, caddesini ve sokağını Cehenneme çevirmişlerdi. Halk için çarpışıyoruz diye iddia ettikleri halk sokağa çıkamıyordu.

            Halkı canından bezdirmişlerdi. İyi bir şey yapılmasına tahammül edemiyorlardı. Halkın huzuruna kast ediyorlardı.

            Halk için yapıyoruz, çabalıyoruz ve uğraşıyoruz diyenler; halka et dağıtanın canına, malına kast etmişlerdi.

            Sözde halk için uğraştığını söyleyenler, gerçekte halk için uğraşanları, halk için gıda temin edenleri hunharca öldürüyorlardı.

            Öyle bir hunharca ki, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir yöntemle öldürüyorlardı. Tarihin en barbar katilleri bunların ellerine su dökemezdi.

            Kazıklı Voyvoda ve Cengiz Han’ın ruhuna rahmet okutan bir cinste idi bu barbarların katliamları.

            Bunların ağababaları bunlara talimat vermiş idi. Bunlar da kendi içlerinde alınan talimatın gereğini yerine getirdiler.

            Halka kahraman diye gösterilen kukla halka seslendi ve dedi ki; “Sokağa çıkın ve yakıp yıkın”

            Bu bir ihanet idi. Her şeyden önce halka, halkına ve sonrada insanlığa bir ihanet idi. Niye halkın huzuruna kast ediliyor idi?

            Çünkü halk ne kadar huzursa provokasyonlar o kadar çok başarılı olurdu. Çünkü halk ne kadar çaresiz ise o kadar çabuk tahrik olurdu.

            Gencecik fidanlar; balkonlardan atıldı, üzerinden araba ile geçildi, bıçaklandı ve sonra da kurşunlandı.

            Neydi bu gençlerin suçu? Neydi bu Öfke? Neyin intikamı idi? Habil ve Kabilin savaşı yinelenmişti.

            Kötü, iyiye tahammül edemiyordu. Habil’in kurbanına Kabil tahammül edemiyordu. Zira Habil’in kurbanı kabul görmüş idi.

            Kabil’ler ne kadar varsa, Habil’ler de o kadar var olacak. Kabil, Habil’leri öldürmekle bitireceğini zannediyordu.

            Oysa Habil’ler hep var olacak ve Habil’ler kurbanını ve adağını Rabbine hep sunacaktır. Rabbi de Habil’lerin kurbanını kabul edecektir.

            Kabil’ler hep zelil olacaktır. Kabil’lere karşı yeni Habil’lerin artması dileğiyle…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55