Ziraat Yüksek Mühendisi Peltek: Bu yıl kıraç arazilerde verim yüzleri güldürdü

Ziraat Yüksek Mühendisi Peltek: Bu yıl kıraç arazilerde verim yüzleri güldürdü
Ziraat Yüksek Mühendisi Abdulkadir Peltek, Şanlıurfa'da bu yıl yağışların etkisiyle kıraç arazilerde yüksek verim elde edildiğini, buna karşın sulu arazilerde görülen hastalıkların verimi düşürdüğünü belirtti.

Şanlıurfa'da buğday hasadı devam ederken, Ziraat Yüksek Mühendisi Abdulkadir Peltek, hasat sezonu, verim durumu, buğday alım fiyatları ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara ilişkin İLKHA'ya değerlendirmelerde bulundu.

Hasadın kentte ilk olarak Harran, Akçakale ve Ceylanpınar ilçelerinde başladığını, ardından Siverek ve Viranşehir'e doğru devam ettiğini belirten Peltek, bu yıl yağışların hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin görüldüğünü ifade etti.

Kıraç arazilerde uzun yılların en yüksek verimlerinden bazılarının elde edildiğini dile getiren Peltek, buna karşılık sulu tarım yapılan alanlarda aşırı yağışların kök hastalıkları ve septorya gibi hastalıklara neden olduğunu, bu nedenle verimin beklentilerin altında kaldığını söyledi.

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin buğday alım fiyatını 16 lira olarak açıkladığını hatırlatan Peltek, üreticilerin beklentisinin ise 18-20 lira arasında olduğunu ifade etti.

Ancak asıl sorunun fiyat kadar ürünün TMO'ya ulaştırılması olduğunu belirten Peltek, randevu ve depolama sıkıntıları nedeniyle birçok çiftçinin ürününü özel sektöre daha düşük fiyatlardan satmak zorunda kaldığını kaydetti.

TMO'dan randevu alabilen üreticilerin prim desteğiyle birlikte daha avantajlı satış yapabildiğini aktaran Peltek, özellikle Harran, Bozova ve Hilvan gibi ilçelerde lokasyon, stok ve randevu yetersizliğinin üreticiyi mağdur ettiğini dile getirdi.

Hasat döneminin bu yıl iklim şartları nedeniyle geciktiğini belirten Peltek, normalde haziran sonunda tamamlanan hasadın temmuz ayına sarktığını, bunun da ikinci ürün olarak ekilen mısırın ekim takvimini olumsuz etkilediğini ifade etti.

Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi zorladığını vurgulayan Peltek, özellikle ilaç, gübre, mazot, işçilik ve nakliye giderlerinde ciddi yükseliş yaşandığını söyledi. Nakliye ücretlerinin bazı bölgelerde geçen yıla göre yaklaşık üç kat arttığını belirten Peltek, bu durumun üreticinin gelirini önemli ölçüde azalttığını kaydetti.

Toprak Mahsulleri Ofisine ürün tesliminde yaşanan randevu sıkıntısının çözülmesi gerektiğini ifade eden Peltek, lisanslı depoların sisteme dâhil edilmesinin önemli bir adım olduğunu ancak lojistik imkânları sınırlı ilçelerde yeni düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.

“Yağışlar verimi artırdı, pazarlama süreci üreticiyi zorladı”

Yağışların kıraç ve susuz tarım yapılan alanlarda olumlu sonuçlar verdiğini belirten Peltek, “Şanlıurfa'da hasat öncelikle güney bölgelerinde olan Harran, Akçakale ve Ceylanpınar bölgelerinde başlar. Yavaş yavaş doğudaki ilçelerimize doğru, Siverek ve Viranşehir bölgesine doğru devam eder. Şu anda Harran ve Akçakale'de biçim kısmen bitti. Fiyat beklentisi olarak çiftçinin 18 ile 20 TL arasında bir beklentisi vardı. Yükselen maliyetlerden dolayı Toprak Mahsulleri Ofisi 16 TL'den alım açıkladı. Çiftçiler genel olarak Şanlıurfa'nın birçok bölgesinde, Türkiye genelinde bu fiyata itiraz etti. Fakat Şanlıurfa genelinde hiçbir çiftçi hemen hemen 16 TL'den ürününü satamadı. Gerek lokasyon ve lojistik sıkıntılarından ötürü, gerek ofislerin randevu sıkıntısından ötürü randevu alamadıkları için özel sektöre sattılar ya da parasını erken almak isteyen çiftçiler özel sektöre sattılar. 16 TL'yi beğenmeyen çiftçi 14 ve 15 TL'den özel sektöre sattı. Bugün ofisten randevusunu alanlar 16,5 TL'ye ürünlerini sattılar. Bununla beraber 3 TL prim desteği de var. Bunları üst üste koyunca güzel bir kazanç sağlanmış oldu. Tabii ki elektrik ile sulama yapan bölgelerde gelir hesabı oturulup tartışılabilir.

Bu sene çok güzel yağmur aldık. Bu yağış, kuru bölgelerde ve kıraç arazilerde çok güzel sonuçlar ortaya çıkardı. Sulu arazilerde ise yağmurun fazla olmasından dolayı kök hastalıkları, septorya gibi hastalıklar oldu. Bundan dolayı sulu arazilerde verim biraz düşük geldi ama kıraç bölgelerde ve susuz ekilen bölgelerde çiftçiler gayet memnun kaldılar verimden. Tabii bir çiftçi için aldığı verim önemli değil. Bununla beraber ürünü doğru pazarlamak gerekiyor. Biraz zorluklar yaşandı. Suruç ilçesi Organize Sanayi Bölgesi'ne yakınlığından dolayı bir sorun yaşamadı ya da Urfa merkeze yakın bölgelerde bir sorun yaşanmadı. Fakat Harran, Bozova, Hilvan gibi ilçelerde Toprak Mahsulleri Ofisine satış konusunda lojistik ve stok çokluğundan bazı çiftçiler veremedi. Veremeyen çiftçilerimiz de istemeden özel sektöre satmak zorunda kaldılar. Suruç bölgesinde 650 kilodan 800 kilonun üstüne kadar verim alındı. Bozova'da 600 kilogramla 750 kilo arasında verim alındı. Siverek, Viranşehir ve aynı şekilde Harran Ovası arazileri sulu. Çoğunluk bu bölgede zaten sulu ekim yapıyor. Yağışlardan ötürü, az önce belirttiğim gibi hastalıklar meydana geldi. Bundan dolayı bu bölgelerde verim biraz düşük geldi.” ifadelerini kullandı.

“Yağışlar kıraç arazilerde verimi artırırken hasadı geciktirdi”

Hasat takviminin de iklim koşullarından etkilendiğini dile getiren Peltek, “Fazla yağışlardan dolayı bu sene kuruya ekilen arazilerde bayağı ürün verimi oldu. Hilvan'da ve Harran'da Tektek Dağları'nda susuz bölgeye yapılan ekimlerde çiftçiler önceki yıllarda kuruda 300 kilo, 400 ile 500 kilo arasında verim aldılar. Bu da çiftçiyi ziyadesiyle memnun etti. Diğer arazilerde de az önce belirttiğim gibi sulu arazilerde yağmur ve yağış önceki yıllara göre verim kaybına sebep oldu. Önceki yıllarda Harran Ovası'nda 900 kiloyu aşan çiftçilerimiz var. Bu sene kıraçların daha fazla verim verdiği söyleniliyor. Normalde Şanlıurfa'nın güney bölgelerinde mayıs ayının 20'sinden itibaren dağlardan hasat başlar. Yavaş yavaş yaylalara doğru inilir. Haziran ayının sonunda Urfa'nın yüzde doksanında hasat biter.

Urfa'nın çoğu yerinde hasat yarı durumda. Yüzde 50'si biçilmiş. Bu hasat daha 10-12 gün devam edecek. Güzel bir kış ve güzel bir bahar geçirdik. Böylelikle bitkiler de biraz hasat dönemine geç ulaştı. Bundan dolayı hasat gecikti. Bölgemizin iklim ve yağış konusunda biraz şanslıyız. İkinci ürün olarak mısır yetiştiriciliği yapıyoruz. Adayları biçtikten sonra yerine mısır ekiyoruz. Normalde temmuz ayının başlarında mısır ekilir. Şimdiki zamana baktığımızda daha yeni yeni insanlar ekmeye başlıyor. Bunlar olumsuz yanları. Olumlu yanları ise dağlık bölgelerde iklimin güzel geçmesinden dolayı bitkiler güzel yetişti. Kıraç ve susuz arazilerde mercimekte normalde 150 kilo verim alan yerlerde 300 kiloları duyduk. Susuz arpada 500 kilogramları duyduk. Bu tabii ki ülkemiz için bir gurur. Hepimize faydası var.” şeklinde konuştu.

“Artan maliyetler üreticinin beklentisini yükseltti”

Çiftçilerin aylar öncesinden yaptıkları yatırımların karşılığını hasat döneminde almayı beklediğini dile getiren Peltek, “Önceki sezonlara nazaran bu sezon maliyetler yüzde 40 civarında yükseldi. İlaç maliyetleri yüzde 100 arttı. Çiftçiler önceden bunları borç olarak alırdı. Fakat artık peşin çalışıyorlar, bir yerde peşin almak zorunda kalıyorlar. Çünkü vadeli aldıkları zaman üzerine fark biniyor. Çiftçi oturup hesap yaptığında, ‘Ben buraya bu kadar sermaye bağladım, 6 ay sonra bunun geri dönüşünü alacağım.’ diyor. Çiftçilikte ‘Ya gelmezse?’ korkusu da var. Çiftçiler arasında meşhur olan bir söz var: ‘Çiftçinin karnını kesmişler, 40 tane gelecek yıl çıkmış.’ Çiftçi üretim yapar, sezonun sonunu bilmez.

Bu yüzden ister ki fiyat iyi olsun. Artan gübre maliyeti, artan akaryakıt, mazot ve traktör giderleri, aynı zamanda işçi maliyetleri... Bunları hesaplayınca çiftçiler hâliyle daha yüksek bir fiyat bekliyordu. Evet, bizler yüksek fiyat bekliyoruz fakat bizler bu buğdayı bugünkü maliyet ile mal etmedik. Ne yazık ki Körfez Savaşı oldu, bu yüzden maliyetler arttı ama maliyetler arttığında biz zaten buğdayımızı ekip gübremizi atmıştık. Evet, belki ikinci ürünler için bunları konuşmalıyız fakat burada hem tabanı düşünmeliyiz hem de işin ekonomik boyutunu düşünmeliyiz.” ifadelerine yer verdi.

“Randevu sistemi ve nakliye maliyetleri üreticiyi zorluyor”

Nakliye ücretleri konusunda da ilgili kurumların ortak bir fiyat belirleme mekanizması oluşturmasının üreticilerin mağduriyetini azaltacağını ifade eden Peltek, “Biçer çalışır, buğday biçilir, kamyona yüklenir. Biçilen ürünlerin çoğunluğu özel sektöre, buğday pazarına gider. Bazı çiftçiler ise TMO'ya satar. Toprak Mahsulleri Ofisine satış için randevu alınması gerekiyor. Randevu almak isteyen çiftçilerimiz sistem dolu olduğu için randevu bulamıyor. Ben de ayın 15'ine randevu alıyorum. Tabii bununla beraber Bakanlık sağ olsun, özel lisanslı depoları da Toprak Mahsulleri Ofisine bağladı. Hangisinde randevu varsa bulabiliyorsak oraya gönderiyoruz. Fakat Harran Ovası'nda herkes aynı zamanda hasada başladığı için bu sefer sıra sıkıntısı yaşıyoruz. Biçer bana bugün geldiği için benim bugün hasat etmem gerekiyor fakat bir hafta sonrasına randevu aldım. Bundan dolayı müsait olan bir yere buğdayımı stok yapıyorum. Randevu günüm geldiğinde ise tekrardan nakliye tutup buğdayımı yükleyip ofise veriyorum ya da hasat ettiğim ürünü aynı gün içerisinde kamyona yükleyip özel sektöre, buğday pazarına satmam gerekiyor. Bundan dolayı biçim günü ile randevu günü arasında bir kopukluk oluşuyor. Bu da çiftçinin Toprak Mahsulleri Ofisine değil de özel sektöre mecburiyetten satmasına neden oluyor. Bu da kilo başına en az bir buçuk TL zararına malı satmış oluyor.

Çiftçiler hasat öncesi oturup konuşuyor, biçerdöver fiyatları belirleniyor. Ziraat Odaları birleşip biçercilerle oturup bir fiyat belirliyor fakat nakliyede aynı çözüm yolu maalesef yok. Kamyoncular ve nakliyeciler serbest piyasada ‘Şu fiyata gelirim.’ diyor. Zaten biçer de çalıştığı için ben kamyoncunun verdiği fiyata mecbur kalıyorum. Hâlbuki işinin karşılığı o değil. Ziraat Odası nasıl biçerdöverci ile anlaşıp biçerdöver fiyatını belirliyorsa aynı şekilde Ziraat Odaları birleşip Şoförler Odası ile veya kiminle görüşülmesi gerekiyorsa onlarla oturulup bir ücret belirlenmesi lazım. Geçen yıl buradan 6.000 TL'ye gönderdiğimiz nakliyeye bu sene 18.000 TL'ye kadar para talep eden nakliyeciler oldu. Evet, bazı kalemler zamlandı ama 2,5 katı zamlanmadı. Burada da çiftçi ürününü yükleyip göndermeye mecbur olduğu için o fiyatı kabul ediyor. Zaten burada kilogramda 50 kuruş nakliye gideri oluyor. Bu da bizim için büyük bir problem.

Burada biçilen ürün çok fazla bir şey değil. Dekara 800 kilograma kadar bu bölgede sulu arazilerde verim var. Bunu üst üste koyduğumuz zaman ürünün sadece ilaç gideri kadar bir nakliye gideri gelecek üstüne. Bunların da göz önünde bulundurulması lazım. Bozova, Hilvan ve Harran bölgelerinde Toprak Mahsulleri Ofisine satışta hem stok ve yer sıkıntısı oluyor hem de randevu sıkıntısı oluyor. Özel depoların, lisanslı depoların Toprak Mahsulleri Ofisine ve Bakanlığa bağlanması güzel ama lojistik ve lokasyon sıkıntısı yaşayan bölgelerimiz var. Bunların da göz önünde bulundurulması lazım.” diye konuştu.

Son olarak Peltek, “Kuraklık, don, doğal afet, aşırı yağış demeden üretimin devam etmesi için çiftçimizin yanında duran Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Sayın Tarım Bakanımıza teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Yine gece gündüz, yaz kış demeden ülkemizin gıda güvenliğini sağlayan bütün üreticilerimize bereketli ve hayırlı bir sezon diliyor, saygılarımı sunuyorum.” dedi.

Ziraat Yüksek Mühendisi Peltek: Bu yıl kıraç arazilerde verim yüzleri güldürdü

Ziraat Yüksek Mühendisi Peltek: Bu yıl kıraç arazilerde verim yüzleri güldürdü

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.