Yıldırım: Vatandaş 16 Nisan'da bize ve bütün partilere ince mesaj verdi!
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Ankara’da 116. Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
Yıldırım, Tunceli'de polis helikopterinin düşmesi sonucu şehit olanlar ile Ağrı'da el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit düşen askere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.
Bu ülke ve millet için canını seve seve feda eden, 15 Temmuz'da demokrasiyi kurtaran, milletin istiklaline sahip çıkan bütün şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere hayırlı, uzun ömür dileyen Yıldırım, Türkiye'nin birlik ve beka mücadelesi verdiğini belirtti.
Terörle mücadelenin, hiç tereddüde uğramadan, rehavete düşmeden devam edeceğini vurgulayan Yıldırım, "Pazar günü yaptığımız halk oylamasının bize verdiği mesaj, terörle mücadelenin kararlılıkla sürmesidir ve milletin birliğinin, kardeşliğinin artarak devam etmesidir." diye konuştu.
Başbakan Yıldırım, anayasa değişikliği halk oylamasının, huzur, güven içinde, yurdun her tarafında demokrasiye yakışır şekilde sonuçlandırıldığını dile getirerek, "Milletin kararı net, sonuç 'evet'. Bunda hiçbir tereddüt yok. Çünkü 500'den fazla basın, yabancı medya kuruluşu izlemiş. AGİT gözlemcileri gelmiş. Millet, herkesin gözü önünde tercihini yaptı, kararını verdi. Şimdi herkese düşen, milletin verdiği bu karara saygı göstermektir, boyun eğmektir." ifadelerini kullandı.
Demokrasi ve demokratik rekabetin "bilek güreşi" olmadığının altını çizen Yıldırım, şöyle devam etti:
"Her seçimden sonra milletimize verdiğimiz söz üzere, başarı bizim aklımızı başımızdan almaz, millete gönül bağımızı koparmaz, bizi şımartmaz. Medeni davranışın en önemli ölçüsü, sevinci ve üzüntüyü hukukun içerisinde birlikte paylaşmaktır. Biz 80 milyon vatandaşız, birbirimizin hukukunu sonuna kadar sahibiz, saygılıyız. Bizim sevincimiz bir başkasının üzüntüsü olamaz, olmamalıdır. Biz bu halk oylamasının neticesini bütün vatandaşlarımızın yararına, geleceği için olumlu, önemli bir sonuç olarak görüyoruz. Sonucu bütün ülkemiz adına vakarla karşılamak mecburiyetindeyiz."
Halk oylamasının büyük bir demokratik olgunluk içinde tamamlandığına dikkati çeken Yıldırım, 16 Nisan Pazar günü yapılan halk oylamasında, 58 milyon 381 bin 452 kayıtlı seçmeden, 49 milyon 799 bin 163'ünün sandığa giderek oyunu verdiğini, katılım oranının yüzde 85,3 olarak gerçekleştiğini hatırlattı.
Başbakan Yıldırım, halk oylamasına katılım oranının, 1 Kasım seçimlerinden daha yüksek olduğunu belirterek, "Bu rekor katılım oranı için milletime teşekkür ediyorum. Milletim geleceğine, sandığa, demokrasiye sahip çıkmıştır. Bu aynı zamanda ülkemizin demokratikleşme seviyesini, kalitesini ve siyasetten beklentisini de ortaya koymaktadır." dedi.
BEYHUDEDİR, BOŞTUR, AYIPTIR
Halk oylamasının, "doğrudan halkın iradesine müracaat etmek" anlamına geldiğine işaret eden Yıldırım, "Bu halk oylamasında 'evet' diyenler de 'hayır' diyenler de başımızın tacıdır. Milletin sözünün üzerine söz söylemek beyhudedir, boştur, ayıptır. 25 milyon 157 bin 25 vatandaşımız, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini de içeren anayasa değişikliğine 'evet' demiştir. 'Evet' oyları, 'hayır' oylarından 1 milyon 379 bin 934 daha fazla çıkmıştır. Vatandaşlarımızın istisnasız her birine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Gerek Cumhurbaşkanımızı gerekse bizi arayarak tebrik eden devlet ve hükümet başkanlarına milletim adına teşekkür ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Yıldırım, halk oylamasında yurt dışında yaşayan vatandaşların, içinde bulundukları zorluklara, baskılara rağmen ülkelerine, demokrasiye sahip çıktıklarını, gerçek bir "memleket sevdalısı" olduklarını ortaya koyduklarını vurgulayarak, yurt dışında yaşayan vatandaşlara bu cesur duruşları dolayısıyla teşekkür etti.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan gelen "evet" oylarındaki anlamlı artışın, bölgenin terör örgütlerinin çağrılarına prim vermediğini açıkça ortaya koyduğunun altını çizen Yıldırım, "Vatandaşlarımız, birliği, beraberliği, kardeşliği, birlikte Türkiye olmayı tercih etmişlerdir. Bunun için bu sağduyulu yaklaşım, şuurdan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. İnsanlarımızın barıştan, huzurdan, refahtan ve demokrasiden yana tercih kullanmaları, milli birlik ve bütünlüğe omuz vermeleri son derece değerlidir." diye konuştu.
MUHALEFET, AYNI TUTUMUNU SÜRDÜRÜYOR
Milletin, halk oylamasında sadece anayasa değişikliğini oylamadığına, aynı zamanda kendilerine ve bütün partilere ince mesajlar verdiğine dikkati çeken Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Vatandaşımın, 16 Nisan'da bize ne söylediğini çok iyi anlayacağız, iyi değerlendireceğiz. 'Hayır'dan 'hayır' sonuç çıkarmak isteyen muhalefet, maalesef oylama sonucu da aynı tutumunu sürdürmektedir. Demokrasimize yakışan bir sağduyu ortamında ve huzur içerisinde gerçekleşen bu seçime gölge düşürmemektir. Kesin olmayan sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bugün bazı partiler, ana muhalefet partisi, HDP, Vatan Partisi gibi ve bazı vatandaşlar Yüksek Seçim Kuruluna itirazda bulunmuştur. Yüksek Seçim Kurulu da bu itirazları bugün değerlendirip, açıklayacağını ilan etmiştir. Gayet tabii ki demokraside, hukuk devletinde itiraz etmek haklarıdır, bunu anlayışla karşılıyoruz. Demokrasi anlayışı gereği her sesi, her fikri duymak mecburiyetindeyiz. En aykırı yerden bile gelse kimsenin sesine kulağımızı kapayamayız."
Yıldırım, söyleyeceklerini özellikle ana muhalefet partisi genel başkanı ve yöneticilerinin dinlemesini istedi.
Her seçimden sonra çıkan tablodan duyulan memnuniyetsizliklerin, şikayetlerin, sızlanmaların olduğuna işaret eden Yıldırım, "Ne var ki eleştirinin, itirazın sınırı da hukuktur, adalettir." ifadesini kullandı.
Hukuk düzeninin, her türlü ihtimali öngördüğü için itirazların gideceği adresi de belirlediğine dikkati çeken Yıldırım, bu adresin de Yüksek Seçim Kurulu olduğunu hatırlattı.
İtirazların değerlendirileceğini ve bir kararın verileceğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti:
"Buraya kadar her şey normaldir ancak çeşitli iletişim mecraları kullanılarak insanları sokağa davet etmek, sonuçları tanımamak asla ve asla kabul edilemez. Milletin iradesine saygı duyduğunu ifade etmek yerine, sandıktan çıkan sonuca gölge düşürme çabası boştur, anlamsızdır, faydasızdır. Bu en başta oy veren vatandaşlarımıza yapılmış çok büyük ayıptır ve haksızlıktır. Şimdi ana muhalefet partisine düşen, yaptıkları itirazın sonucunu beklemektir. Bunun aksine yapılacak her hareket, hukukun dışına çıkmak olacaktır. Türkiye bir hukuk devletidir, dolayısıyla hiç kimsenin hukuksuz, sorumsuz bir tutum sergilemesi asla hoş karşılanmayacaktır."
Siyasi tartışmaların zemininin "meşru siyaset zemini" olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Herkese davetimiz bu meşru zemini korumak olmalıdır. Her vatandaşımdan istediğim, bu süreçte azami hassasiyet göstermesidir, tahriklere kapılmadan uzak durmalı ve sonucu sükunet içerisinde izlemelidir." değerlendirmesini yaptı.
BU GERÇEĞİ ARTIK KABUL ET
"Siyaset yapıyorum" diye kimsenin duygularıyla, hissiyatlarıyla oynanmaması gerektiğinin altını çizen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Kılıçdaroğlu'nun 50 milyona yakın insanımızın sandığa giderek oyunu kullandığı bir seçime gölge düşürme çabası, hem üzücüdür hem de büyük talihsizliktir. Bir ana muhalefet partisi başkanının siyasette her türlü sonucun sokakta değil, sandıkta olduğu gerçeğini bilmesi gerekir.
Kemal Bey ağzını 'hayır, hayır' demeye o kadar alıştırmış ki 16 Nisan'da sandığa gitmemiş gibi 'hayır, hayır' demeye devam ediyor. Neymiş, bu halk oylamasının sonuçlarını tanımayacakmış. Bu ne demektir, eğer sen bu sonuçları tanımazsan, bu sonuçları ortaya koyan millet de seni tanımaz kardeşim.
Tamam, kabul ediyoruz, iyi çalıştın, çok koşturdun ama milletin takdiri ortada. Oraya takılıp kalırsan yol alamazsın. Türkiye, meşru demokratik süreçler içerisinde bu muazzam değişikliği gerçekleştirdi. Bu gerçeği artık kabul et. Milletin kabul ettiğini sen kabul etmezsen ne yazar. Millete fatura çıkaracağına başarısızlığı kendinde ara."
50 ARTI 1, BU İŞİN ÖLÇÜSÜ, KURALI, MEŞRUİYETİ BUDUR
Yıldırım, anayasa değişiklik teklifinin müzakerelerin ardından komisyona geldiğini, TBMM'de görüşüldüğünü, çetin müzakerelerin yapıldığını ve nihayetinde kabul edildiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayının ardından demokrasinin gereği "karar milletin" denilerek referandum sürecinin başladığını anlatan Yıldırım, bu süreçte bütün araçlar kullanılarak medyada, kamuoyunda muhalefetin, iktidar partisinin lehte, aleyhte her türlü çalışmayı yaptığına işaret etti.
Yıldırım, "İki ay boyunca tezlerimizi ortaya koyduk. Biz de anlattık. 'Hayır' diyenler de anlattı. Milletimiz herkesi dinledi. Hatta bu değişikliğe hayır kampanyası yapanlar hiçbir sınır tanımadı. Her şeyi söylediler. Gerçekle yakından uzaktan alakası olmayan, bu değişiklikte yer almayan her şeyi söylediler ama bir türlü değişiklik ne getirecek ona yönelik tek bir kelime söylemediler. Nihayet 16 Nisan'da karar verildi, yüzde 51,41 olarak teklif evet oyuyla geçti." diye konuştu.
Aradaki farkın az olduğu yönündeki görüşlere değinen Yıldırım, "Ne demek bu? Biz ne dedik ilk günden 50 artı 1... Bu işin ölçüsü budur, kuralı budur, meşruiyeti budur ve hep böyle olmuştur." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, 1987 referandumuna bakılması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Sadece 75 bin fark vardır. 'Siyasi yasaklar devam etmesi gerekir' diye kampanya yapan ANAP karşısında 'yasaklar kalkmalıdır' diye kampanya yapanlar 75 bin oy ile kazanmıştır. O zaman bir meşruiyet tartışması olmadı. Benzer şekilde İngiltere'nin kurucusu olduğu AB'den çıkarken yaptığı halk oylamasındaki oy farkı Türkiye'deki referandumdaki oy farkından daha azdır. Tarihi bir karar veriyor İngiltere. Baştan beri içinde olduğu, kurucusu olduğu bir birlikten çıkıyor ve bu önemli kararda 'evet' ve 'hayır' arasındaki fark, Türkiye'deki 16 Nisan'daki oylamadan daha az. Orada meşruiyet tartışması olmuyor ve sonuca herkes rıza gösteriyor.
ABD seçimleri keza... Aradaki fark çok az hatta oy sayısı kaybedenin daha fazla ama delege sayısı fazla olduğu için Trump kazanıyor. Bu ABD'de mesele olmuyor ama Türkiye'de şeffaf bir şekilde yapılan, sınırsız bir propaganda alanı sağlanan ve içeriden, dışarıdan yedi düvelin izlediği, taraf olduğu bir halk oylamasının sonucunu hazmetmek zorunda ana muhalefet partisi. Demokrasiye inanıyorsa, demokrasiyi içselleştirmişse hazmetmek mecburiyetinde.
Çareyi sokakta aramak, kaos ortamı oluşturmaktan medet ummak ana muhalefet partisine yakışmaz. Eğer böyle bir iş içerisinde olursa millet gereken cevabı verir. Türkiye bir hukuk devletidir, hiçbir anarşiye, sokak faaliyetine, yasaları çiğneyecek hiçbir fiili duruma rıza göstermemiz söz konusu değildir. Ben milletime çağrı yapıyorum, provokasyonlara gelmeyin, tahriklere kapılmayın ve buna benzer çağrılara kulak asmayın."
Yıldırım, Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu ifade ederek, bunun gereğinin yapıldığını milletin önüne sandığın getirildiğini ve millettin de kararını verdiğini söyledi.
Bundan sonra kendilerine düşenin "önlerine bakmak" olduğunu dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:
"Yapacak çok işimiz var. Ülkemizin ekonomisini daha da büyütmek, yatırımları daha da hızlandırmak, reformları hayata bir bir geçirmek ve 2019'un 3 Kasım'ına hazırlanmak. 2019'da iki seçimimiz var. Bir tanesi 2019 Mart sonu yerel seçimler, belediye seçimleri. Bir de 3 Kasım 2019'da yaptığımız bu anayasa değişikliğine göre birleştirilmiş Meclis ve cumhurbaşkanı seçimleri olacak. Bunun dışında Türkiye'nin gündeminde herhangi bir seçim yoktur, vatandaşlarımızın kafasını bulandırmaya gerek yok, yapacak çok işimiz var. Milleti seçimle yormamak lazım."
Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin geçen yıl 15 Temmuz darbe girişimiyle büyük bir travma geçirdiğine değinerek, "Milletimizin moral değerlerini tekrar yükseltmek, demokrasimizi daha da güçlendirmek, ekonomimiz üzerindeki tereddütleri ortadan kaldırmak ve ülkeyi 2023, 2053, 2071 hedeflerine hazırlamak için düne göre bugün daha fazla çalışmak mecburiyetindeyiz." dedi.
Türkiye'nin 1950'den beri en iyi başardığı işlerden birinin, seçim olduğuna işaret eden Yıldırım, Türkiye'nin sandığı namus olarak gören bir siyasi kültüre sahip olduğunu söyledi. Milletin oyunu, vatandaşın tercihinin kendilerinin nezdinde namus kadar önemli olduğuna değinen Yıldırım, sonuçlardan memnun olunmayabileceğini, ancak vatandaşın tercihini kimsenin gölgeleme hakkına sahip olmadığını söyledi.
Hayırdan, hayırsız bir sonuç çıkarmaya çalışmanın en hafif deyimle millet iradesine saygısızlık olduğunu ifade eden Yıldırım, sonuçların iyi tahlil edilmesi gerektiğini söyledi.
Yıldırım, 2002'den itibaren ana muhalefet partisi CHP'nin meşru demokratik süreçler içinde AK Parti ile rekabet edebilecek bir çizgiye gelemediğini, sandıkta AK Parti'yi zorlayacak bir güce erişemediğini, telafi etmek için siyasetin meşru sınırlarının hep zorlandığını vurgulayarak, "Gönüller kazanmadan, halkı siyasetine ikna etmeden, siyaset yapmak sonuç çıkarmıyor." dedi.
CHP FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖNDÜ
Yıldırım, CHP'nin milletle barışma yolunu seçmek yerine, iktidar partisine saldırma yolunu tercih ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Kampanya döneminde dedik ki 'bunların aklı biraz başına geldi.' Kuzu gibi oldular, sakin sakin konuşuyorlar, cevap vermiyorlar. Ben o zaman şunu söyledim. 'Kemal bey, kuzu taktiği yapıyor, inşallah referandumdan sonra da bunu devam ettirir.' Ama gördük ki sonuçlar açıklanınca, birden bire referandum sürecindeki ana muhalefet partisi başkanı gitti. CHP, ana muhalefet partisi kendi eski fabrika ayarlarına döndü. Sayın Kılıçdaroğlu yenilgisini gürültüyle tahrikle bastırmak istiyor. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor, belli ki durumunda sıkıntı var. Bizim işimiz onların iç meseleleriyle uğraşmak değil, biz yolumuza devam edeceğiz."
15 yıllık iktidarları boyunca sürekli demokrasinin gelişmesi ve yapılan demokratikleşme adımlarında hep önlerine engel çıkarıldığını belirten Yıldırım, 2007'de e-muhtırayı ana muhalefet partisinin desteklediğini, onun öncesinde cumhuriyet mitinglerinde sokak eylemleriyle meşru siyasetin gölgelenmesinde kayıtsız kalındığını, 2008'de AK Parti'ye kapatma davası açıldığında antidemokratik girişime de destek verildiğini söyledi.
Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi için "tiyatro ve kontrollü bir darbe" söylemlerinin de yapıldığını hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı:
"Ana muhalefet partisi AK Parti'ye karşı meşru siyaset kaygısı taşımayan bir çizgide siyaset yapma yolun tercih ediyor. Bunun bedelini her seferinde sandıkta ödemesine rağmen bu alışkanlığı bir türlü terk etmiyor. Bu tavır esasen Türk milletini ve Türkiye demokrasisini küçümseyen bir ruh halinin yansımasıdır. Milletle vatandaşla barışık olsa kendileriyle de kavgalı olmaktan kurtulacaklar. Ama ne yazık ki bunu başaramıyorlar. Hayırdan, hayırsız bir sonuç çıkarmak isteyen ana muhalefete son tavsiyemiz, millete itaat edin, rahat edin."
HAYIR VEREN KARDEŞLERİMİZİN GÖNLÜNÜ ALACAĞIZ
Anayasa değişikliği halk oylaması öncesi AK Parti teşkilatının meydanlarda çok çalıştığını söyleyen Yıldırım, şöyle konuştu:
"İl başkanlarımız, belediye başkanlarımız, kadın kollarımız, gençlik teşkilatımız, büyükşehir belediye başkanlarımız ve il genel meclisi başkanlarımız, büyükşehir belediye meclis üyelerimiz herkes, AK Parti teşkilatının bütün mensupları çok özverili, çok gayretli bir çalışma sergilediler. Alınan sonuç da bunun ispatıdır. Tüm AK Parti ailesine bu sonucun alınmasında gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür ediyorum.
Bütün teşkilatımızla çıkan bu sonucu, bölgede alınan oyların değerlendirmesini önümüzdeki süreçte sakin bir şekilde, serinkanlılıkla yapacağız. AK Parti siyasetinin gereği sürekli muhasebedir. Sürekli kendini yenilemedir. Bütün teşkilatlarımıza buradan ilan ediyorum, bölgenizdeki durumu tahlil eden ayrıntılı bir raporu kısa zamanda genel merkeze iletmenizi istiyorum. AK Parti'nin öncü kadroları olarak Türkiye'nin hayallerini, umutlarını, geleceğe yürüyüşünü sizler temsil ediyorsunuz."
Demokrasi yolunda alınması gereken çok daha büyük mesafe bulunduğunun altını çizen Yıldırım, "Yapacağımız çok işimiz var. Milletimizle daha fazla bütünleşmemiz gerekiyor. Bu iş bitti ama bizim bundan sonra da yapacağımız çok iş var. Bugünden itibaren 'hayır' diyen kardeşlerimizi, daha iyi anlamak için gayret edeceğiz. Onların da gönlünü kazanmanın yolunu bulacağız." dedi.
Başbakan Yıldırım, AK Parti Kadın Kolları'nın kadınların her meselesi ve talebiyle ilgilenmeye devam edeceğini, Gençlik Kolları'nın da aynı dinamik ruhla çalışmalarını sürdüreceğini belirti.
"Durmak yok, yola devam," diyen Yıldırım, bu yolun millete hizmet yolu olduğunu ifade etti.
AK Parti'nin siyasette çığır açmış reformcu bir parti olduğunu, reformcu karakteri ve siyasetini geçmişteki gibi bundan sonra da sürdüreceğini vurgulayan Yıldırım, Türkiye'deki bütün vatandaşların özgürlüklerini kısıtlayan yanlış uygulamalara karşı olduklarını, özgürlüklerin önünü açtıklarını, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini daha ileri bir demokrasi için tercih ettiklerini bildirdi.
Başbakan Yıldırım, "Vesayet odaklarının siyasete müdahalelerini sona erdirmek için bu değişiklik önemli bir başlangıçtır. Demokrasiye bundan böyle balans ayarı verecek tek merci millettir. Biz, siyaseti her zaman milletle beraber yaptık, 'millete rağmen' iş yapmak asla bizim tarzımız olmadı, olmayacak." diye konuştu.
AK Parti ile Türkiye'de demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin teminatı olmaya devam edeceklerini anlatan Yıldırım, hiç kimseyi inancı, kimliği ya da başka nedenlerle dışlamadıklarını, ötekileştirmediklerini, her bir vatandaşın hukukunu korumayı kendilerine görev bildiklerini ve bunu sürdürüceklerini, Türkiye'yi gözlerinin ışığı gibi koruyacaklarını ifade etti.
AK Parti'nin göreve geldiği 2002 yılının sadece ekonomik kalkınmanın değil, aynı zamanda demokratik gelişmenin de başlangıcı olduğunu bildiren Başbakan Binali Yıldırım, şöyle konuştu:
"Birileri atlattığımız onca badireye rağmen, 15 yıldır canla başla verdiğimiz demokrasi mücadelesini hafife alıyor, görmezden geliyor. Türkiye'nin itibarını içeride ve dışarıda yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz. Türkiye'yi tek bir vatandaşımızın dahi huzursuzluk duymadan yaşayabildiği özgür bir ülke haline getirdik, bunu da muhafaza edeceğiz. Farklılıklara saygı duyan, her vatandaşımızın hak ve özgürlüğüne sahip çıkan AK Parti, dün olduğu gibi bugün de yarın da milletinin yanında olacak. Halk oylamasından önce bütün samimiyetimizle dedik ki 'Evet çıkması halinde bu halk oylamasının kaybedeni olmayacaktır.' Şimdi tekrarlıyorum kazanan vatandaşımızdır, kazanan millettir, kazanan Türkiyedir. Kazanan demokrasidir, kazanan hukuk devletidir. Artık demokrasiden geri dönüş yok, bunu da herkesin bilmesini istiyorum."
Yıldırım, Pazartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında hem Milli Güvenlik Kurulu hem de Bakanlar Kurulu toplantısını gerçekleştirdiklerini, halk oylamasının kapsamlı değerlendirmesini yaptıklarını, Türkiye'nin içeride ve dışarıda bulunduğu şartları da dikkate alarak Olağanüstü Hal'in (OHAL) üç ay boyunca uzatılması kararı aldıklarını ve kararın yürürlüğe girdiğini belirtti.
"Anayasa değişikliği yapıldı, Cumhurbaşkanımız bu değişikliğin getirdiği bütün imkanları kullanacak ve Cumhurbaşkanı olarak yeni sisteme göre ülkeyi yönetecek." havasının oluşturulduğuna dikkati çeken Yıldırım, bunu kasıtlı olarak yaydıklarını vurguladı.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİN ÜÇ MADDESİ HEMEN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK
Anayasa değişikliğinin üç maddesinin hemen yürürlüğe gireceğini aktaran Yıldırım, "Hakimler ve Savcılar Kurulu bu değişiklik doğrultusunda yeniden oluşturulacak. Nasıl oluşturulacak? 13 kurul üyeliğinin dördü Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenecek, ikisi Adalet Bakanı ve Adalet Bakanı Müsteşarı doğal üye olarak yer alacak. Geriye kalan yedisini de Meclis komisyonlarda ve genel kurulda belirli kıstaslara uygun olarak belirleyecek. Milli iradeyi temsil eden Meclis, ilk defa Hakimler ve Savcılar Kurulu'na üye seçecek. Bu da demokraside yeni ileri bir adımdır. Bürokrasiden millet iradesine geçiştir. Milletin verdiği karar şüphesiz en doğru karar olacaktır." diye konuştu.
Yargıda birliğin de sağlandığına işaret eden Başbakan Yıldırım, darbe hukukundan kalma Askeri Mahkemelerin kaldırıldığını, sivil için asker için ayrı yargı sisteminin bundan sonra söz konusu olmayacağını anımsattı.
Devreye girecek diğer değişikliğin de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'yle ilişiğinin kurulması olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Yüksek Seçim Kurulu'nun seçim kararının resmen açıklanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla, Cumhurbaşkanımızın AK Parti'ye dönmesinin önündeki anayasal engel tamamen kalkmış olacaktır. Partimizin kurucusu, liderimiz ve şimdi de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı, partimize bir an önce gelip katılması, üye olması için sabırsızlıkla bekliyoruz." ifadesini kullandı.
CİDDİ SAYILABİLECEK UYUM YASALARI HAZIRLANACAK
Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halk oylaması kampanyasına büyük destek verdiğini belirterek, anayasa değişikliği konusunun en doğru şekilde yurdun her köşesindeki vatandaşlara anlatılması yönünde gayretlerini ortaya koyduğunu bildirdi.
Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a memleket meselesi, beka meselesi olarak gördükleri bu konuda gösterdiği gayretten ve liderliğinden dolayı bir kez daha teşekkür ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu üç hususun dışındaki diğer hususlar 2019'un 3 Kasımı'nda normal şartlarda yapılacak seçimlerle birlikte yürürlüğe girecektir. O güne kadar yapacağımız çok iş var. Bir kere bu anayasa değişikliğinin getirdiği uyum yasaları var. Ciddi sayılabilecek uyum yasaları hazırlanacak. Cumhuriyetin kuruluşundan beri devam eden bir yapının parlamenter sisteme göre kurgulanmış mevzuatımız, yeni baştan elden geçirilecek. Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'nin hukuki alt yapısı hazırlanmış olacak. Dolayısıyla yapacağımız çok iş var."
DEMOKRASİ AYNEN DEVAM EDECEK
Başbakan Yıldırım, "Parlamenter sistem demokratik, Cumhurbaşkanlığı sistemi demokratik değil" şeklinde "maksatlı propaganda" yapıldığını ifade ederek, böyle bir şeyin olmadığını bildirdi.
Demokratik olup olmamanın, parlamenter sistem veya başkanlık sistemiyle alakasının bulunmadığını aktaran Yıldırım, "Bu demokrasi başkanlık sisteminde de vardır, parlamenter sistemde de vardır. Bu sadece yönetim şeklinin değilmesi. Demokrasi aynen devam edecek, bütün kurumlarıyla ve kurallarıyla işlemeye devam edecek. Yasama organı güçlenmiş olarak yoluna devam edecek, yargı tam bağımsız ve tarafsız olmaya devam edecek ve icra da daha da etkin bir şekilde vatandaşa yönelik hizmetlerini zaman kaybetmeden yapmaya devam edecek." ifadelerini kullandı.
Yıldırım, değiştirilen bu sistemle getirilen en önemli konunun, sürekli istikrarın ve sürekli iktidarın sandıkta sağlanması ve yüzde 50+1 şartı olduğu için bütün yurdun her köşesinden destek alınması mecburiyeti olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu da ne demektir, Türkiye'nin birliğidir, beraberliğidir, kenetlenmesidir, kardeş olmasıdır ve birlikte Türkiye olmasıdır. Bu sistem bunu sağlamaktadır. Dolayısıyla bu sistem değişikliği terör örgütlerine, Türkiyeyi ayrıştırmaya çalışanlara, birliğimizi, beraberliğimizi bozmaya çalışanlara alan açılmasına müsaade etmemektedir. Türkiye artık enerjisini terörle harcamak yerine birliği, beraberliğinin daha da güçlendirilmesi, ekonominin daha da büyütülmesi, demokrasisinin daha da geliştirilmesi ve dünyada racon kesen, söz sahibi lider ülkeler arasında yerini almasının önünü açacak bir değişiklik yapılmıştır."
Başbakan Yıldırım, bu değişikliğe yol verdiği için Türk milletine ve kampanya süresince gösterdiği üstün gayret ve başarıdan dolayı da parti teşkilatına teşekkür etti.
Kaynak:HÜR24 Haber
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.