Uzmanlar uyarıyor: Vesvese günlük yaşam kalitesini düşürüyor
Psikiyatri alanında sık görülen ve halk arasında takıntı, kuruntu ya da vesvese olarak bilinen düşünce döngüleri, kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu durumun giderek artan sosyal medya ve teknoloji kullanımıyla daha da belirgin hale geldiğine dikkat çekiyor.
Psikiyatrist Dr. Ömer Öz, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, vesvesenin kişinin zihnine istemsizce yerleşen ve sürekli tekrar eden düşüncelerle ortaya çıktığını belirtti.
Öz, vesvesenin günlük yaşamı olumsuz etkilediğini ve özellikle sosyal medya ile teknoloji kullanımının bu süreci artırabildiğini söyledi.
Halk arasında takıntı, kuruntu, diye bilinen vesveseye değinen Öz, "İnsanların zihnine gelen, ondan rahatsız olmasına rağmen meşgul olmayı azaltamadıkları, kafasında tekrar tekrar düşündükleri, kovmak istemelerine rağmen kafalarına kazınan, onları meşgul eden düşüncelerdir. Bu düşünceler bazen insanlarda 'yapmazsam çok yoğun sıkıntı ve kaygı yaşayacağım' diye bir düşünce oluşturur. İnsanların bu düşüncelerle meşgul olmasının nedeni; 'bunları yapmasam, düşünmesem bunlar bana büyük sıkıntı verecek' düşüncesiyle bunları yapmayı zorunlu hissetmeleriyle alakalı bir şeydir." dedi.
"Sürekli takıntı yaptığı tekrarlayan davranışlara kilitlenip kaldığı için hayatını yaşayamıyor"
Vesvese, psikolojik olarak kişilerin hayatını ciddi şekilde etkilediğini belirten Öz, "Kişiler gerçekten ilgilenmek istedikleri şeylerle ilgilenemiyorlar. Sürekli bu düşünceleri kovmaya, yok etmeye çalışıyorlar. Zihinlerini odaklamak istedikleri şeylere odaklayamıyorlar. Sürekli bu düşünceden söylediklerini kovmakla ve alt etmekle uğraşıyorlar. Bir işte çalışıyorsunuz ama işinize kendinizi veremiyorsunuz. Sürekli bu düşüncelerle uğraşıyorsunuz. El yıkama, temizlik ve kirlilikle ilgili takıntılar; kişinin gerçekten duş, el yıkama süresini çok fazla artırdığı için kişi bu sefer evdeki işlere odaklanamıyor. Sürekli takıntı yaptığı tekrarlayan davranışlara kilitlenip kaldığı için hayatını yaşayamıyor." diye belirtti.
"Takıntıların yalnızca terapilerle geçmesi zor"
İlaç tedavisi ve terapiler ile bu düşünceleri sürekli kovmayı değil de bu düşüncelere rağmen hayatını kurgulama yönüden insanlara yaklaştıklarını belirten Öz, "Takıntıların yalnızca terapilerle geçmesi zor hastalıklar olabiliyor. Kişi tedaviye gelmeden önce defalarca kovmayı deniyor ama bu yöntemler tutmuyor. Çünkü bu düşünceler kovmaya çalıştıkça daha fazla geliyorlar. İlaç ve terapilerle, kişi o düşünceyi kovmadan iyileşebilmenin yollarını öğreniyor." ifadelerini kullandı.
"Sosyal medya ve teknoloji kullanımı vesveseyi artırıyor"
Artan sosyal medya ve teknoloji kullanımının vesveseyi etkilediğini belirten Öz, "Yapay zekâyla insanlar bir yandan iyileşiyor, diğer yandan da kötüleşiyor. Takıntılı insanlarda uzun uzun araştırma yapmak da önemlidir. Uzun araştırma yaparken o düşünceler içerisinde iyice kayboluyorlar. Sorularına yanıt bulmak isterken yeni sorular kafalarına geliyor. Bu, onlardaki kaygıyı daha çok artırıyor. İnsanlar teknoloji üzerinden bir bilgi ediniyorlar ama bu bilgi, daha endişeli bir zihnin kafasını karıştırdığı için belası da olabiliyor. Yalnız kalan insanlarda, hayatını verimli geçirmediği için bu takıntılarla meşgul olma olasılığı artıyor ve hastalığın seviyesini de artırıyor." diye konuştu.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.