Trump kendi tabanını bile İran konusunda ikna edemiyor
Trump, İran İslam Cumhuriyeti ile varılan tartışmalı mutabakata yönelik eleştirileri sert sözlerle hedef alırken, ortaya çıkan anlaşma metni Beyaz Saray’ın aylardır savunduğu savaş hedeflerinden önemli ölçüde geri adım attığı yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Fransa’daki G7 Zirvesi’nin ardından konuşan Trump, anlaşmayı eleştirenleri "aptal" olarak nitelendirerek savunmaya çalıştı. Ancak kamuoyuna açıklanan ön mutabakat metni, Trump yönetiminin aylar boyunca gerekçe gösterdiği birçok temel talebin anlaşmada yer almadığını ortaya koydu.
Anlaşmaya göre ABD, İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik bazı yaptırımları askıya alacak, İran İslam Cumhuriyeti’nin petrol satışlarının yeniden başlamasına izin verecek ve dondurulmuş İran İslam Cumhuriyeti varlıklarının serbest bırakılması sürecini başlatacak. Buna karşılık Tahran yalnızca nükleer faaliyetlerini dondurmayı ve Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme çalışmalarına destek vermeyi taahhüt ediyor.
Ancak Trump’ın daha önce "kırmızı çizgi" olarak ilan ettiği uranyum zenginleştirme faaliyetleri, İran İslam Cumhuriyeti’nin balistik füze programı ve bölgesel askeri faaliyetleri konusunda anlaşmada herhangi bir bağlayıcı hüküm bulunmuyor. Bu durum hem Cumhuriyetçi Parti içinden hem de ABD’nin bölgesel müttefiklerinden yoğun eleştiri aldı.
Trump, savaşın uzamasının küresel ekonomiyi bir "uluslararası depresyona" sürükleyebileceğini savunarak anlaşmayı ekonomik gerekçelerle savundu. Ancak eleştirmenler, birkaç ay önce petrol fiyatlarındaki yükselişi "buna değer" olarak nitelendiren Trump’ın şimdi ekonomik riskleri gerekçe göstermesinin ciddi bir politika tutarsızlığı olduğunu belirtiyor.
Uzmanlar ayrıca, Beyaz Saray’ın İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer silah elde etmesini engellemek için başlattığını söylediği askeri operasyonların sonunda İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer altyapısını tamamen ortadan kaldıramadığını ve Hürmüz Boğazı üzerindeki Tahran etkisini de kıramadığını vurguluyor. Buna rağmen Washington’un önemli ekonomik tavizler vermesi, anlaşmanın kazanan tarafının İran İslam Cumhuriyeti olduğu yorumlarına yol açtı.
Trump’ın açıklamaları sırasında dikkat çeken bir diğer unsur ise İran İslam Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ilişkin sözleri oldu. Savaş öncesinde İran İslam Cumhuriyeti füzelerini bölgesel güvenlik için büyük tehdit olarak gösteren Trump, şimdi ise "Bazı füzelere sahip olmaları gerekiyor, çünkü başkalarında da var." diyerek önceki söylemiyle çelişen bir tutum sergiledi.
Anlaşmanın en tartışmalı yönlerinden biri de Trump’ın yazılı metinde yer almayan bazı sözlü taahhütlere güvenildiğini açıklaması oldu. Trump, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu sözlü mutabakatlara uymaması halinde yeniden bombardıman seçeneğine dönebileceklerini söyledi. Muhalifler ise uluslararası güvenlik açısından kritik bir konuda yazılı güvence yerine sözlü vaatlere dayanılmasını tehlikeli ve amatörce olarak değerlendiriyor.
Cumhuriyetçi çevrelerde de memnuniyetsizlik büyüyor. Parti içindeki birçok isim, İran İslam Cumhuriyeti’ne sağlanan ekonomik rahatlamanın karşılığında somut ve doğrulanabilir tavizler alınamadığını savunurken, İsrail ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarının da anlaşmada karşılık bulmadığını belirtiyor.
Beyaz Saray anlaşmayı diplomatik başarı olarak sunmaya çalışsa da ortaya çıkan metin, Trump yönetiminin savaş öncesi açıkladığı hedeflerle mevcut sonuç arasındaki derin farkı gözler önüne serdi.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.