Sosyal medya aile bağlarını zayıflatıyor: Asıl risk ebeveyn bağımlılığı

Sosyal medya aile bağlarını zayıflatıyor: Asıl risk ebeveyn bağımlılığı
Psikolog Sinan Sayar, sosyal medya bağımlılığının yalnızca çocukları değil ebeveynleri de ciddi biçimde etkilediğini belirterek, kontrolsüz ekran kullanımının aile bağlarını zayıflattığını ve çocuklar için tehlikeli bir rol model oluşturduğunu söyledi.

Sosyal medya bağımlılığının günümüzde yalnızca çocuklarla sınırlı kalmadığını belirten Psikolog Sinan Sayar, ebeveynlerin de en az çocuklar kadar bu bağımlılıktan etkilendiğine dikkat çekti.

Anne ve babaların sosyal medya kullanımındaki artışın aile içi iletişimi azalttığını ve çocuklarla geçirilmesi gereken kaliteli zamanı ciddi biçimde ortadan kaldırdığını dile getiren Sayar, Ebeveynlerin çocuklarıyla ilgilenmek yerine sosyal medya platformlarında vakit geçirmesinin, aile içindeki bağları zayıflattığını vurguladı.

Çocukların sorunlarını aileleriyle paylaşamaz hâle geldiğini bu durumun uzun vadede ciddi psikolojik sonuçlar doğurduğunu ifade eden Sayar, özellikle son yıllarda genç yaşlarda artan intihar vakalarının, aile içi iletişimsizlikle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

Okul çağındaki bir çocuğun sınıf içinde yaşadığı bir olayın ya da özel görüntüsünün izinsiz paylaşılmasının, çocuğu siber zorbalığa açık hâle getirdiğini belirten Sayar, gelişen yapay zekâ teknolojileriyle birlikte bu görüntülerin çok daha farklı ve tehlikeli amaçlarla kullanılabildiğini söyledi.

İnternet filtreleme sistemleri, ekran süresi sınırlamaları ve ailece geçirilen zamanın artırılmasının önemine dikkat çeken Sayar, çocukların sosyal medya yerine spor, oyun, akraba ilişkileri ve sosyal etkinliklere yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sosyal medya ve ekran bağımlılığının hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ciddi sonuçlar doğuracağını belirten Sayar, ebeveynlerin bu konuda daha fazla sorumluluk almasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

“Sosyal medya bağımlılığı sadece çocuklarda değil ebeveynlerde de vardır”

Ebeveynlerin yoğun sosyal medya kullanımının çocuklarda yalnızlık hissini artırdığını belirten Sayar, “Ebeveynlerin kendi sosyal medya bağımlılıkları da günümüzde en az çocukların kullanımı kadar sorumlu bir durumdur. Bunu da şöyle özetleyebiliriz: Hem aile içerisindeki iletişimin azalmasında çok fazla etkisi vardır hem de kaliteli geçirilen vaktin azalmasında çok etkilidir. Medya bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı sadece çocuklarda değil, günümüzde ebeveynlerde de vardır. Tabii ki bunun olumsuz etkileri çok fazla oluşuyor. Ebeveynler, çocukları ile geçireceği vakitler yerine kendileri Instagram, TikTok gibi içerik üretilen yerlerde, mesela X’in içerisinde haberler ve videolara dalarak gün içerisinde zaten çocuklarıyla görüşmüyorlar, herhangi bir bağ oluşmuyor. Akşam eve geldiklerinde ise sosyal medya bağımlılıkları ile birlikte geçirecekleri kaliteli vakit yerine, sadece kendileri tek bir ekrana bakarak bağımlılık hâline gelen bir şekilde günlerini geçiriyorlar. Bu da psikolojik olarak hem çocukları rahatsız eder hem de çocuklara bir nevi örnek oluyorsunuz. Zaten bu şekilde sosyal medya bağımlılığını ebeveynler çocuklarına farkında olmadan “prodükte” etmiş oluyor. O yüzden sosyal medya kullanımı konusunda “kullanmayın” demiyoruz, hepimiz günümüzde kullanıyoruz. Bunu daha sınırlı, daha bilinçli bir şekilde kullanmak daha doğru olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Sosyal medya ebeveynin çocukla geçireceği kaliteli zamanı öldürüyor”

Sosyal medyanın ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerindeki en büyük etkisinin, birlikte geçirilecek kaliteli zamanı ortadan kaldırması olduğunu söyleyen Sayar, “Sosyal medyanın aile içi ilişkiler konusunda ve ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerindeki etkisi de şöyledir: Az önce bahsettiğimiz gibi sosyal medyanın ebeveyn ve çocuk arasında en büyük etkisi, ebeveynin çocukla geçireceği kaliteli zamanın öldürülmesidir. Yani aslında ebeveyn eve geldiğinde sosyal medya yerine çocuğu ile ilgilense, onunla kaliteli vakit geçirse tabii ki istenen budur. Bu, aile içerisinde bağların daha da tamamlanmasına ve çocuk ile bir kopuş yaşamamanıza neden olur. Ama sosyal medya kullanımı çok fazla arttığında ebeveyn ister istemez çocuklardan uzaklaşır. Çocuklardan uzaklaşması demek, çocukla arasında var olan bağın çok fazla gevşemesine ve çocukların sorunlarını ebeveynlerine iletmemesine, kendi içerisinde yaşamasına gibi sebeplere neden olur. Son zamanlarda bildiğimiz üzere genç yaşlarda çok fazla intihar vakaları duyuyoruz, üzülerek. Bunların en büyük sebeplerinden bir tanesi, sorunların ebeveynlere anlatılamaması, bu durumu açıklayamayacak şekilde çocuğun kendini yalnız hissetmesi gibi konuların devreye girmesidir. Uzun vadede, dediğim gibi, toplum içerisinde aile kavramının çok daha önemsiz hâle gelişini de destekleyen bir durumdur sosyal medya kullanımı. Uzun vadede yine aile içerisinde, az önce dediğim gibi, aile içindeki birlik çok önemlidir aslında. Ama bu sosyal medya ve ekran bağımlılığı, 21. yüzyılın zaten en büyük sorunudur ve bu soruna da gerçekten çok ciddi bir şekilde eğilmek gerekiyor. Sosyal medyanın yönlendirilmesi, ebeveynin bilinçli bir şekilde sosyal medya kullanımı çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

“Sosyal medya, insan hakları ihlali konusunda birçok ihlal barındırıyor”

Çocuk hakları açısından da sosyal medyanın ciddi ihlaller barındırdığını vurgulayan Sayar, “Çocuk haklarının ihlali konusunda da şu şekilde örnekler yaşanıyor: Aslında bunu örneğini birçok defa yaşadık. Mesela okul çağında olan bir öğrencinin sınıf içerisinde yapmış olduğu herhangi bir hareketin öğretmeni tarafından izinsiz bir şekilde paylaşılmasıyla birlikte, çocuğun insanların ona gülmesi ya da dışarıdaki sosyal hayatında insanların dalga geçmesiyle var olan bir zorbalık durumu ortaya çıkıyor. Çocuk istismarı aslında sosyal medya üzerinden çok fazla yapılıyor. Ailelerin, ebeveynlerin de kendi çocuklarını paylaşması aslında bir ihlaldir. Çünkü çocuğunuzun o özel görüntülerini siz sosyal medyada paylaştığınızda sadece sizle değil, aynı zamanda milyarlarca kişiyle paylaşılmış oluyor. Bu görüntüler, bildiğiniz üzere, izinsiz verilerin kullanılmasıyla şu an dünyada çok yaygın bir hâl almıştır. Paylaştıktan sonra bu veriler Amerika’da kullanılır, İngiltere’de kullanılır. Eski yapay zekâlarla birlikte bu görüntüler çok daha farklı hâllere getiriliyor ve çok daha farklı ihlaller ortaya çıkıyor. Bildiğiniz üzere yapay zekâ şu anda sadece bir kare fotoğrafınızla, hiç yapmadığınız bir şeyi yapmış gibi gösterebiliyor. O yüzden çocuklar konusunda sosyal medya şu anda genel olarak baktığımızda zaten her şeyi ihlal eden bir yapıya sahip. İhlal edilmeyen bir durum neredeyse kalmadı. Korunabildiğimiz kadar kendimizi korumamız gerekiyor. Sosyal medya hesaplarını belki sadece kendinize ve kendi arkadaşlarınıza açık şekilde kullanmak, herkese açık paylaşmamak gibi birçok önlem alınabilir. Zaten sosyal medyada influencer dediğimiz kişilerin bile bazen kendi paylaşımlarından dolayı mağduriyet yaşadığını görüyoruz. O görüntüler çok farklı bir hâle geldiğinde kişiler kendi videoları üzerinden bunu yapanlara dava açıyor. Hukuk üzerinden bu konularla ilgili çok fazla dava görüyoruz. Dolayısıyla sosyal medya, insan hakları ihlali konusunda da çocuklar üzerinden birçok ihlal barındırıyor. Bu yüzden bu konulara çok daha dikkatli olmak hepimiz için çok daha verimli olacaktır.” diye konuştu.

“Çocuk doğduğunda ahlaki ve toplumsal değerleri ailesinden öğrenir”

Ebeveynlerin çocuklarını daha yakından takip etmesi gerektiğini belirten Sayar, “Ebeveynlerin çocukları çok daha fazla kontrol altında tutması gerekiyor. Az önce değinecektim ama unuttum, şimdi değineyim. Mesela influencerlar, çocukları önce çok tatlı görünen bir yerden kendilerine bağladıktan sonra dini değerlere, ahlaki değerlere saldırıyorlar. Bu yeni kuşak için birçok bizim değerli gördüğümüz şey artık hiçbir şey ifade etmiyor. Ama onların bunu önemsememesi, bizim de bunların yaptıklarına sessiz kalmamız veya hoş görmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Bu akımları çıkaran insanların da tek başına çok büyük bir suçu yok aslında. Çünkü işin kökenine indiğimizde anne babanın hassasiyetleri çok önemlidir. Siz herhangi bir konuda hassas davranmıyorsanız, çocuğunuz da davranmayacaktır. Bu zaten yayılacaktır. Şöyle bir örnek verelim: Toplum olarak büyüklere saygı bizim için çok önemli bir değerdir. Siz kendi büyüklerinize saygı göstermediğiniz sürece, çocuğunuzdan ilerleyen zamanlarda size saygı göstermesini nasıl bekleyebilirsiniz? Çünkü çocuk, doğduğu evin bir tablosudur, bir resmidir. Ev içerisinde ne gördüyse, dışarıda onu temsil eder. Çocuk doğduğunda ahlaki ve toplumsal değerleri ailesinden öğrenir. Bugün iki farklı toplumun ahlak anlayışı birbirinden çok farklıdır. Türkiye’deki ahlaki ve toplumsal değerler ile Amerika’daki değerler aynı değildir. O yüzden çocuğunuz sizinle birlikte hayatı kavrar, ahlaki ve sosyal değerleri sizinle birlikte oluşur. Ebeveynler olarak biz evde çocuğumuza ahlaki değerleri ne kadar iyi verirsek, çocuk büyüdüğünde o kadar bu konularda hassas olur. Günümüzde dini değerlere saldıran akımlar konusunda da toplum olarak kendimizi sorgulamamız gerekir. Emin olun, bu saldırıların kökenine indiğinizde ev içerisinde anne babanın bu hassasiyetleri yeterince aktarmadığı görülür. Çocuk da bu nedenle farkında olmadan bu davranışları sergileyebiliyor.” ifadelerine yerverdi.

“Tek başına ekran karşısında geçirilen monolog hayatı bitirmemiz lazım”

Çözüm önerilerine de değinen Psikolog Sinan Sayar, sosyal medya yerine çocukların sağlıklı ve alternatif alanlara yönlendirilmesi gerektiğini belirtti, “Sosyal medya yerine çocukları yönlendirirken sağlıklı ve alternatif alanlar oluşturmak gerekiyor. Sosyal medya kullanımı sırasında bazı filtreleme yöntemleri uygulanabilir. İnternet sağlayıcılar üzerinden filtreler oluşturulabilir ve çocukların yetişkin içeriklere erişimi engellenebilir. Telefonlarda belirli saatlerde kullanım kısıtlaması yapan uygulamalar vardır; belli bir saatten sonra telefon kendini kapatır veya kullanıma izin vermez. Bunlar çok güzel uygulamalardır. Bunun dışında ailecek yapılabilecek birçok etkinlik vardır. Anne-baba-çocuk olarak birlikte vakit geçirmek, dışarıda aktiviteler yapmak, gezmek, aile içi gezileri artırmak çok önemlidir. Çocuğun insanlarla tanışması, iletişim kurması gerekir. İnsan ilişkileri çocukken öğrenilir. Akraba ilişkilerini geliştirmek, toplumda arkadaşlık bağlarını güçlendirmek, dışarıda top oynamak, mahallede çocuklarla vakit geçirmek çok kıymetlidir. Günümüzde mahalle kavramı neredeyse kalmadı ama yine de çocukların dışarıda akranlarıyla vakit geçirmesini sağlamak gerekir. Tek başına ekran karşısında geçirilen monolog hayatı bitirmemiz lazım. Çünkü bu monolog hâli, ilerleyen zamanlarda çok daha fazla ruhsal hastalıklara sebep olacaktır. İnsan paylaşarak yaşayan bir varlıktır. İnsan olmanın temel özelliklerinden biri budur. Ama ekran ve sosyal medya bu paylaşımı elimizden aldığı için insanlar sorun yaşadığında paylaşacak kimse bulamıyor. Herkes gittikçe tekleşiyor. Bu yüzden sosyal medya yerine toplumla, insanlarla, aileyle bağ kurarak yaşamak; sitede, mahallede, akrabalarla, evin içinde birlikte vakit geçirmek çok daha sağlıklı ve çok daha iyi hissettirecektir.” dedi.

Sosyal medya ve ekran bağımlılığı konusunda uzun süredir uyarılarda bulunduğunu dile getiren Sayar Son olarak şunları söyledi, “Sosyal medya ve ekran bağımlılığı konusu üzerine muhtemelen defalarca, belki onlarca kez röportaj verdim. Ekran bağımlılığı ve sosyal medya, 21. yüzyılın en büyük sorunudur. Bu cümleyi muhtemelen üç yıl önce kurmuştum ve hâlâ geçerliliğini koruyor. Devlet yetkilileri bunu yeni yeni fark edip önlem almaya çalışsa da ne yazık ki şu an için çok da etkili adımlar atıldığını söylemek zor.”

Sosyal medya aile bağlarını zayıflatıyor: Asıl risk ebeveyn bağımlılığı

Sosyal medya aile bağlarını zayıflatıyor: Asıl risk ebeveyn bağımlılığı

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.