Psikolojik Danışman Acar: Duyguları yok sayılan çocuklar duygusal ihmal riskiyle karşı karşıya
Uzmanlar, çocukların sağlıklı gelişimi için yalnızca fiziksel ihtiyaçların karşılanmasının yeterli olmadığını, duygusal ihtiyaçların da büyük önem taşıdığını belirtiyor.
Aile içi iletişimin niteliğinin, çocuğun hem özgüvenini hem de ilerleyen yaşlardaki sosyal ilişkilerini doğrudan etkilediği ifade ediliyor.
Psikolojik Danışman Ebrar Acar, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların duygusal ihtiyaçlarının ihmal edilmesinin kısa vadede fark edilmese de uzun vadede özgüven eksikliği, duyguları ifade etmede güçlük ve ilişki problemleri gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti.
Acar, aile içi iletişimin güçlendirilmesi ve çocukların duygularının anlaşılmasının sağlıklı gelişim açısından belirleyici olduğuna dikkat çekti.
"Koşulsuz sevilme, onaylanma, ilgi ve desteğin sağlanmasını içeren duygusal ihtiyaçlar karışmamalı"
Duygusal ihmalin, bakım veren veya ebeveynlerin çocuğun koşulsuz sevilme, onaylanma, ilgi ve desteğin sağlanmasını içeren duygusal ihtiyaçlarının karışamaması olduğunu belirten Acar, "Bazen iyi kıyafetlerin alınması, güzel yerlere götürülmesi ve güzel yemeklerin yedirilmesi gibi çocuğun fiziksel ihtiyaçları karşılandığında duygusal ihtiyaçların da giderildiği düşünülür. Ancak ikisi birbirinden farklı ihtiyaçlardır" dedi.
"Duyguları yok sayılan çocuklar duygusal ihmal riskiyle karşı karşıya"
Duygusal ihtiyaçların karşılanması için duyguların görülüp fark edilmesi ve desteklenmesinin önemli olduğunu söyleyen Acar, "Korkuttuğunda "bunda korkulacak ne var?" denmesi, ağladığında "ağlamana gerek yok veya çok sevindiğinde "şımarma” gibi kelimeler duygularının önemsiz ve geçersiz kılınmasına örnek verilebilir. Çocuğun okul başarısına, değer verdiği şeylere karşı ilgi duymamak da duygusal ihtiyaçlarının karşılanmadığının göstergesi olabilir" diye belirtti.
Psikolojik Danışman Ebrar Acar
"Duygusal ihmal özgüven sorunlarına ve ilişki problemlerine yol açabiliyor"
Acar, "Duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocukların ilerleyen zamanlarda duygularını bastırdıklarını, düşük özgüvene sahip olduklarını, sürekli onay arayan, görülmek için davranış problemlerine başvurduklarını görüyoruz. Yetişkinlik hayatında ise yine duygularını bastıran, duyguları hiçe sayan, sürekli bir boşluk hissi yaşayan ve bu boşluk hissini yanlış yollarla doldurmaya çalışan, başkalarından yardım istemekte zorlanan, ilişki problemleri yaşaya kişiler olarak ortaya çıkabilmektedir" şeklinde konuştu.
"Sağlıklı yollarla iletişim halinde çocukların duygularını ifade edebileceği bir ortam hazırlar"
Ailelerin öncelikle duyguları evde yeterince konuşuyor olması gerektiğini ifade eden Acar, "Sağlıklı yollarla iletişim halinde olmak çocuğun da duygularını ifade edebileceği bir ortam hazırlar. Duygularını ifade etmekte zorlanan çocuklarda ise doğrudan duygularını yansıtarak ona rehberlik edebilirler. Örneğin üzgün olan bir çocuğa "şu an üzgün olduğunu görüyorum, paylaşmak istersen buradayım" ya da kızgın olan bir çocuğa "arkadaşının böyle davranması seni çok öfkelendirmiş, bu oyun senin için önemli olduğunu görüyorum" Gibi duygularını anladığınızı içeren cümlelerle ona rehberlik edebilirler" dedi.
"Duygusal ihmal nesiller boyu aktarılabiliyor"
Acar, "Bu noktada öncelikle istediğimiz ebeveynin kendi çocukluğu ile ilgili farkındalığını arttırması ve doğruyu uygulamak için kendini geliştirmeye açık olması gerekiyor. Toplumda farkındalık maalesef çok yeterli değil. Ancak son yıllarda psikolojiye olan ilginin artmasıyla "bilinçli ebeveynlik" kavramı yaygınlaşmaya başladı. Yine de duygusal ihmal hala devam ediyor çünkü fiziksel olarak net görebilmek zor; ancak çocuğun ruhunda izler bırakabiliyor" diye konuştu.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.