Mardin STK temsilcileri: Filistinlilere yönelik idam yasası İslam âleminin tepkisizliğinden onaylandı
Geçtiğimiz günlerde siyonist rejimin sözde meclisi Knesset, Filistinli mahkûmlara idam cezası getirilmesini öngören tartışmalı yasa tasarısını onayladı. Onaylanan yasa tasarısı birçok ülkede tepkiye neden olurken, birçok İslam devletinden ise herhangi bir ses yükselmedi.
Konu hakkında İLKHA mikrofonuna konuşan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, onaylanan yasa tasarısını tepkiyle karşıladıklarını belirterek, başta İslam devletleri liderleri olmak üzere ümmetin sessizliğinden faydalanılarak yasanın kabul edildiğini ifade etti.
Ramazan ayından bu yana Mescid-i Aksa'nın Müslümanlara kapalı tutulduğunu hatırlatan temsilciler, bugün idam yasasını çıkaran işgal rejiminin yarın ne yapacağının meçhul olduğunu belirterek İslam ülkelerinin liderlerine çağrıda bulundu.
Zulmün hiçbir zaman ebedî kalmadığını söyleyen temsilciler, siyonist işgalcilerin sonunun yaklaştığını ve bu yönde emareler bulunduğunu ifade etti.
"En büyük sebep Müslümanların dağınıklığı ve tepkisizliği"
Kudüs Platformu Üyesi Abdulaziz Önen, "Yahudilerin Filistinlilere bu şekilde davranması, mahkûmlara yıllarca eziyet etmesi, işkence yapması, kimisinin 40 yıl, kimisinin 50 yıl cezaevlerinde tutulması hukuki olarak hiçbir dayanağı olmadığı hâlde yapılıyor. İşgal rejimi israil hiçbir kanunu takmıyor, hiçbir uluslararası normu gözetmiyor, hiç kimseyi de dikkate almıyor. Sebebi de güç sarhoşluğudur. En büyük sebep de Müslümanların dağınıklığı ve tepkisizliğidir. Yeryüzünde 2 milyar Müslüman nüfusu olduğu söyleniyor. Yahudilerin ise 5-6 milyon nüfusa sahip olduğu ifade ediliyor. Şu anda Filistin toprakları üzerinde yaşayan Yahudilerin 5-6 milyon olduğu biliniyor. Amerika denen bir güç arkalarında olduğu için her istediklerini yapıyorlar ve bu idam yasası da bu şekilde çıktı. Müslümanların tepkisizliğinden, sessizliğinden ve ciddi bir tepki vermemesinden dolayı istediklerini yapmaktadırlar." şeklinde konuştu.
İşgal rejiminin ancak güçten, silahtan anladığını vurgulayan Önen, "Rahmetli Necmettin Erbakan'ın dediği gibi, 'Yahudi laftan anlamaz ancak güçten anlar.' Onlara silahın dayatılması gerekir, başka bir yolu yoktur. Bunu bilmemiz lazım. Biz bunu biliyoruz ama yetkililer de bunu biliyor mu? Bu konuda biz tepkimizi ortaya koyuyoruz. Yahudilere karşı 7 Ekim'den bu yana, hatta öncesinde de yaptıkları mezalimlere karşı sivil toplum kuruluşları olarak karşı çıkıyor ve bunu telin ediyorduk. Fakat maalesef bizim yapabileceğimiz, meydanlarda ve sosyal medyada tepki vermek, sesimizi yükseltmek, halklar olarak caddelere çıkıp yürüyüş yapmak, miting düzenlemektir. Ama bu yetiyor mu? Yetmiyor." dedi.
"Nerede bizim İslam devletleri başkanlarının kırmızı çizgileri?"
Önen, İslam devletleri başkanlarına çağrıda bulunarak "İslam âlemi, Müslüman liderlerin bir araya gelerek güçlü bir tepki vermeleri gerekiyor. Nerede bizim İslam devletleri başkanlarının kırmızı çizgileri? Niye sessiz kalıyorsunuz? Nedir bu ölüm sessizliği? Ne zaman ayağa kalkacaklar? İdam yasası onaylandıktan sonra en güçlü duruşu İran ortaya koydu. İşgal rejimine, idam edecekleri her bir Filistinli Müslüman için ellerinde bulunan Amerika ve siyonist Yahudi esirleri idam edeceklerini belirtti. Bu alkışlanacak, gerçekten güçlü bir davranış ve sözdür. Şu an Amerika ve israile karşı eylem olarak İran sahadadır. Bizim beklentimiz, liderlerimizin çıkıp bir araya gelmesi ve güçlü bir tepki vermesidir. Biz tepki veriyoruz ama tepkimiz oraya ulaşmıyor, israil söze bakmıyor. Yaklaşık iki aydır Mescid-i Aksa'yı da kapalı tutuyorlar. Bugün idam yasası, yarın kim bilir ne yapacaklar? Çağrımız, tepkimiz İslam devletlerinin başında duran devlet başkanlarınadır. Bize ne zaman Hazreti Ömerler gibi, Sa'd bin Ebi Vakkaslar gibi, Sa'd bin Muazlar gibi ayağa kalkacaklar? Sahabelerin Hayber'i, Beni Kurayza'yı, Beni Nadir'i kuşattığı gibi bizler de ne zaman israili kuşatacağız? Allah'a nasıl hesap verecekler? Bu insanların sesini artık duymaları lazım." diye belirtti.
"100 yılı aşkın süredir Müslümanları öldürüyorlar"
Mardin İDEV temsilcisi Eğitimci Ahmet Nas, İşgal rejimini sert sözlere eleştirerek, "Kuruluşunu insanları katletmekle, halkı tehcir etmekle gerçekleştiren bir katliam şebekesinden bahsediyoruz israilde. İnsanları öldürerek alan açarak oraya yerleştiklerini biliyoruz. Terör örgütleri üzerinden bir terör devleti kuran siyonist bir yapıdır bu ve bunu 100 yılı aşkın bir süredir Müslümanları öldürerek, hayatını o kan üzerinden devam ettirmeye çalışıyorlar. Son iki buçuk senede bilindiği gibi yoğun bir katliamla karşı karşıyayız. Haliyle böyle bir cani şebekeyle karşı karşıya olduğumuz için onları kınıyarak, telin ederek varabileceğimiz bir yer yok. Bunlar hastane bombalayan, arkasına aldığı büyük şeytanla birlikte okul bombalayan vahşiler." ifadelerine yer verdi.
"Bizim için bir zillet halidir"
Bir yasa çerçevesinde Filistinli esirlerin öldürülecek olmasının Müslümanlar için zillet hali olduğunu vurgulayan Nas, "Bu idam yasasıyla ilgili Müslüman idarecilere bir sözümüzün olması lazım. Eğer yeryüzünde Müslüman idare varsa, bu karar karşısında bunların bir yaptırım gücünün olması gerekiyor. Bu idamların geri çekilmesi, idam kararının uygulanmaması için çalışılmalı. Müslümanlar zaten öldürülüyor ama bunun bir yasa çerçevesinde öldürülecek olması bizim için bir zillet halidir. Müslüman idarecilerimizden biz bunu bekliyoruz; o kardeşlerimize sahip çıkma konusunu gerçekten kendilerine dert etmelerini ve bu konuda somut adımlar atılmasını bekliyoruz. Bu adımlar, o şebekeye diş çektirecek nitelikte olmalı. Onlardan ricada bulunacak değil, onları bu yasayı çekmeye mecbur bırakacak adımlar atılması gerekiyor. Bu konuda sorumluluk, o insanların hayatta kalması bizim idarecilerimizdedir." şeklinde konuştu.
"Mescid-i Aksa esir ise ümmet esirdir"
Nas, yüzyıllardır Mescidi Aksa'yı kapatma girişimleri olduğuna dikkat çekerek "Malum olduğu üzere 'Mescid-i Aksa esir ise ümmet esirdir.' Aslında 100 yıldır Mescid-i Aksa ve Kudüs esirdir ve bu esaret, ümmetin esaretinin bir simgesidir. Bunun katmerli hali de bir nevi zaten esaretteyken elinin kelepçelenmesi gibi, Mescid-i Aksa’nın ayrıca ibadete de kapatılması, esaret üstüne esarettir. Müslümanların bunu kurtarmak için ciddi kafa yorması, ciddi projeler üretmesi gerekiyor. Peygamberimizin namaz kılarken kıble edindiği bir mescidin namaza kapatılmış olması, bizim inanç değerlerimizin ne kadar baskı altında, ne kadar siyonist hegemonya altında olduğunun aslında yüzümüze çarpılmış bir gerçekliğidir. Bizim artık az önce idam yasası için de dediğimiz gibi, siyonist yapıdan bunu açmak için zorlayıcı bir hareket başlatılması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Mescid-i Aksa'yı yıkmayı planlıyorlar"
İşgalci siyonistlerin cesaretlerini onlarla masaya oturan Müslüman idarecilerden aldığını belirten Nas, şu ifaderi aktardı:
"Bugün bir savaş var. Evet, birçoğumuz israile tepkiliyiz, onlara karşı bir aksiyon gösteriyoruz. Ancak siyonistler bu güçlerini barış zamanlarından alıyorlar. Son iki üç yıllık savaştan önce güçlerini biriktirmişler. Onlarla anlaşmaya çalışan Müslüman idareciler, onları konuk eden, onlarla masaya oturan idareciler bu güçleri ve bu cesareti vermişlerdir. Onlar bu cesareti elde ederek, şu anda bizim mescidimizi kapatma cüretini de gösteriyorlar. Eğer biz bir aksiyon göstermezsek, Allah korusun, bu mescidi yıkmayı da zaten planlıyorlar ve bunu gerçekleştirebilirler de. Şu anda bunu gerçekleştirdiklerinde başlarına ne geleceğini test ediyorlar. Eğer bugün biz ses çıkarmazsak ve sesten ziyade bir harekete geçmesek, onlara bu yolu da açmış oluruz. Bu da büyük bir vebaldir. Bugün yaşayan her Müslüman’ın üzerinde ayrı bir vebal vardır. Yetkili olanın üzerinde ayrı bir vebal ve sıradan Müslümanların üzerinde ayrı bir sorumluluk vardır. Herkes gücünün kuvvetince bundan sorumludur."
"Bu zulümleri kendi sonlarını getirecektir"
Memur-Sen Mardin Şube Başkanı Ümit Unat, işgal rejimin planlarının Allah'ın izniyle boşa çıkacağını söyleyerek "Filistinli mahkûmlar için kabul edilen idam yasası maalesef biz Müslümanlar açısından ve sivil toplum alanında faaliyet gösteren -İslami olsun olmasın- tüm STK'lar için utanç vericidir. Çünkü bu insanlar adil yargılanmıyor. Dünyanın değişik yerlerinde idam cezası vardır. Ancak biz biliyoruz ki işgal rejimi israil hiçbir mahkûmu adil yargılamıyor ve bu yüzden çoğu idam haksız yere gerçekleşiyor. Ancak inşallah Allah Teâlâ onların planlarını boşa çevirecek ve inanıyoruz ki onlar asla muvaffak olamayacaklar. Çünkü Allah Teâlâ'nın hiçbir şeyi boşa çıkarmayacağına inanıyorum. Bir söz var 'Küfür sürer ama zulüm sürmez.' Şu an gerçekten israil rejimi hem kâfir hem zalim bir rejimdir ve bu zulümleri kendi sonlarını getirecektir inşallah. Biz elimizden ne geliyorsa -basın açıklamasıysa basın açıklaması, duaysa dua, imza kampanyasıysa imza kampanyası- ne yapmamız gerekiyorsa bir olup bunlara karşı elimizden geleni yapmalıyız. Hazreti İbrahim Aleyhisselam ateşe atılınca, o karıncanın su taşıdığı gibi biz de karınca misali elimizden geleni yapmalıyız, yapmak zorundayız." ifadelerini kaydetti.
"Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması büyük bir mahrumiyettir"
Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulmasına da değinen Unat, "Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması maalesef ayrı bir sorundur. Geçtiğimiz yıllarda Mardin'de Mescid-i Aksa'nın İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri'yi konuk ettik. Geçen gün onunla yapılmış bir röportaj okudum, diyor ki 'Benim oraya yaklaşmam bile yasak maalesef.' Dünyanın en önemli mescitlerinden biri olan Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması büyük bir mahrumiyettir. Ancak yüce Allah o mekânların gerçek sahibidir. Allah Teâlâ Müslümanlara bir çıkış kapısı aralayacaktır. Biz bundan ümitvarız." dedi.
"Bu tamamen zulme hukuki kılıf uydurmaktır"
MÜSİAD Mardin Şube Başkanı ve Mardin STK Platformu Dönem Sözcüsü Bülent Tekin ise şu ifadeleri kullandı:
"İşgal rejimi tarafından Filistinli esirler için onaylanan idam yasası… Biz Gazze'de, Filistin'de zulmün envai çeşidini gördük, yaşadık. Ancak bunlar kanun dışı olmasına rağmen, şimdi buna bir hukuk kılıfı hazırlanması kabul edilemez. Bu tamamen yapılacak olan zulümlere bir hukuk kılıfı uydurmaktır. Zaten tutuklanma sebebi belli değil, yargılama belli değil, kimin yargıladığı belli değil, suçlu olup olmadığı bilinmeyen, hiçbir otorite tarafından denetlenemeyen bir ortamda 'Ben yaptım oldu.' anlayışıyla birçok kardeşimizin idam cezasıyla cezalandırılması ne insanlıkla ne de hukukla bağdaşır. Biz STK platformu olarak sesimizin çıktığı kadar bu zulme karşı duracağız ve buna yönelik birçok etkinlik yapacağız. En azından insani olanı yapacak ve ümmetin bir ferdi olarak İslami duruşumuzu muhafaza edeceğiz, buna göz yummayacağız."
"Zulmün ömrü, fitri olarak 80 yılı geçmez"
Zulmün ebedi kalmayacağını vurgulayan Tekin, "Her insanın -batıl veya hak yolunda olsun- bir inancı varsa o inanca saygı göstermek esastır. Biz Müslümanlar olarak yüzyıllarca farklı coğrafyalarda hüküm sürdüğümüzde kiliselerin, havraların, sinagogların açık olduğunu gördük. Bugün ise Mescid-i Aksa'nın kapalı tutulması kabul edilemez bir durumdur. Üstad Bediüzzaman'ın 'Her gelecek yakındır.' sözü ne kadar güzel bir ifadedir. Aynı zamanda şunu da biliyoruz, zulmün ömrü, fitri olarak 80 yılı geçmez. Dolayısıyla işgal rejiminin sonunun yaklaştığına inanıyoruz. Ancak bu, Müslümanların tembellik etmesi anlamına gelmez. Aksine bir uyanış gereklidir. Biz inanıyoruz ki bu zulüm sona erecek ve adalet yerini bulacaktır." ifadelerini kullandı.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.