"Kudüs; sorumluluk, adalet ve vefa demektir"

"Kudüs; sorumluluk, adalet ve vefa demektir"
Mardin Mil Diyanet-Sen Başkanı Ramazan Taş, Dünya Kudüs Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada Kudüs’ün İslam inancında sadece tarihi ya da siyasi bir şehir değil, ilahi sorumluluk yüklenen kutsal bir emanet olduğunu vurguladı.

İslam âlimleri tarafından Recep ayının son haftasında ihya edilen Dünya Kudüs Haftası münasebetiyle açıklamalarda bulunan Mardin Mil Diyanet-Sen Başkanı Ramazan Taş, önemli açıklamalarda bulundu.

Taş, Kudüs’ün İslam inancındaki yerini ve Müslümanların bu konudaki sorumluluğunu değerlendirdi.

Taş, “Kudüs, İslam inancında yalnızca tarihi veya siyasi bir mekan değil, ilahi sorumluluk yüklenen bir emanettir. Bunun birkaç temel sebebi vardır. Kudüs, Mescid-i Aksa’ya ev sahipliği yapmakta. Mescid-i Aksa, İslam’daki üç kutsal mescitten biridir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa. Kudüs, Peygamber Efendimiz Aleyhisselam’ın İsra ve Miraç yolculuğunun merkezidir. Bugün de Miraç Kandili olması nedeniyle bizim için özel bir değer taşımaktadır. Kur’an’da doğrudan adı anılan bu mekan, Müslümanlara Allah tarafından emanet edilmiş kutsal bir emanettir.” diye belirtti.

Kudüs’ün peygamberler mirası olduğunu vurgulayan Taş, “Peygamberlerin mirası olması hasebiyle tarihe bakıldığı zaman Kudüs; Hazreti İbrahim, Hazreti Davut, Hazreti Süleyman, Hazreti Zekeriya, Hazreti Yahya, Hazreti İsa gibi birçok peygamberin ayak izlerini taşır. İslam’a göre peygamberin mirası toprak değildir; zaten buna sadece toprak düşüncesiyle bakıldığı zaman biz orayı kaybederiz. Orası tevhid inancı ve adaletin sorumluluğudur. Bu yüzden Kudüs, Müslümanlar için, ümmet için iman mirasının korunduğu bir emanettir.” dedi.

"Orası ve etrafı mübarek kılınmış, kutsal kılınmış bir topraktır"

Ramazan Taş

Kur’an’daki İsra Suresi’ne dikkat çeken Taş, Kudüs’ün kutsiyetine vurgu yaparak, “Kur’an’da İsra Suresi’nde ‘Kudüs ve çevresini mübarek kıldık’ ifadesiyle zikredilmektedir. Yani orası ve etrafı mübarek kılınmış, kutsal kılınmış bir topraktır. Oraya ihanet edilmeyecek bir emanettir. Hazreti Ömer’in Kudüs anlayışına bakıldığında, Kudüs fethedildiği zaman asla ganimet gözüyle bakılmamıştır. Orada yaşayan gayrimüslümanların kültürlerine, inançlarına hiçbir zarar verilmemiştir. Hristiyan ve Yahudilere can, mal ve ibadet özgürlüğü tanıyan ahitname verilmiştir. Bunu bizim ecdadımız yapmıştır; bu yaklaşım, Kudüs’ün İslam’da hakimiyet değil, emanet önceliğiyle ele alındığını gösterir.” ifadelerini aktardı.

“Emanet” kavramının anlamını açıklayan Taş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İslam’da ‘emanet’ denildiğinde sadece bir eşya veya bir toprak parçası değildir; sorumluluk, adalet ve vefa demektir. Kutsala sahip çıkma, mazlumun yanında durma ve o görevi bize yükler. Kudüs ne bir dönemin ne de tek bir milletin malıdır. İslam inancına göre geçmişten bugüne devredilen, gelecek nesillere bozulmadan aktarılması gereken bir emanettir. Kudüs, İslam’da sadece taş ve topraktan ibaret bir şehir değil; imanın, adaletin ve sorumluluğun sembolü olan ilahi bir emanettir. Ona sahip çıkmak bir siyasi tercih değil, imani bir duruştur ve ümmetin vazifesidir.”

“Kudüs, Müslüman liderlerin elinde olduğu sürece orada barış, huzur ve güvenin hüküm sürdüğünü görüyoruz”

Kudüs, Müslümanların yönetiminde olduğu süre zarfında adalet ve huzurun hakim olduğunu belirten Taş, “Bu kutsal mevsime erişmemizle beraber önümüzde Ramazan ayı var. Bugünlerde kendimiz için yapacağımız ibadetler ve edeceğimiz duaların tabii ki bir nebze de olsa Kudüs için de yapılması gerekir. Tarihe bakıldığında bu kutsal yerler Müslümanların, Müslüman liderlerin elinde olduğu sürece orada barış, huzur ve güvenin hüküm sürdüğünü görüyoruz. Müslümanların yönetiminden çıktığında ise Ortadoğu’nun gözyaşı, acı ve kederle dolu bir coğrafya haline geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla tekrar orada huzurun gelmesi için, Ortadoğu’ya ve dünyanın diğer coğrafyalarına güven ve sükunetin gelmesi için bu yöneticilerin Müslüman olması değil, adaletle yönetmesi gerekir. Filistin’deki zulümlere karşı tepki gösteren aktivistlerin birçoğu Müslüman değildi ama insanlık vicdanları vardı. İslam toprakları asla para karşılığında satılmamıştır. Sultan Abdülhamid Han, Osmanlı’nın son dönemlerinde borç bataklığında olmasına rağmen Filistin topraklarını satmaya karşı çıkmıştır. ‘Biz orayı kanla aldık, ancak ve ancak onun bedelindeki kan karşılığında verilebilir’ diyerek bunu reddetmiştir.” ifadelerini kaydetti.

“Huzurun olmadığı bir yerde bütün Müslümanlar bundan sorumludur”

Ümmet bilinci vurgusuyla açıklamasını tamamlayan Taş, “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yüzüstü bırakmaz, onu zalime teslim etmez. Müslümanlar bir vücudun uzuvları gibidir; bir uzvu zarar gördüğünde bütün beden etkilenir.’ Dolayısıyla İslam coğrafyasında veya dünya üzerinde nerede olursa olsun bir Müslüman’ın zarar görmesi, bir çocuğun eziyet altında olması ve güvenin/huzurun olmadığı bir yerde bütün Müslümanlar asılında bundan sorumludur. Belki şu an elimizden fazla bir şey gelmiyor ama sadece durumu dile getirmek, duyarlılığı korumak da önemli. Keşke elimizden daha etkili ve verimli işler yapabilseydik ama maalesef şu an bunu yapamadığımız için sadece bunu dile getiriyor ve ifade etmeye çalışıyoruz.” şeklinde ifade etti.

"Kudüs; sorumluluk, adalet ve vefa demektir"

"Kudüs; sorumluluk, adalet ve vefa demektir"

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.