HÜDA PAR Milletvekili Demir'den çağrı: Ülkemizde kadın üniversiteleri açılmalıdır
HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir, TBMM'de gündeme dair bir basın toplantısı düzenledi. Kadınlara yönelik alternatif eğitim modellerinin önemine dikkat çeken Demir, dünyanın birçok ülkesinde başarıyla uygulanan kadın üniversitelerinin Türkiye'de de hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Demir, ayrıca boğazların hava yollarının işgal rejimine kapatılması çağrısında da bulundu.
Dünyanın birçok ülkesinde kadınlara özel üniversitelerin uzun yıllardır faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Demir, “Bu üniversiteler, kadınların akademik ve mesleki gelişimlerine önemli katkılar sunmaktadır. Bazı ülkelerde bu üniversiteler, kadınların akademik becerilerini geliştirmeye odaklanırken; bazıları bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında kadınların güçlenmesini hedeflemekte, bazıları ise kadınlara yükseköğretime erişim konusunda özel imkânlar sunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Kadın kendi hayatına, değerlerine ve beklentilerine uygun eğitim ortamını özgürce seçebilmeli”
ABD, Güney Kore, Japonya ve İran gibi farklı coğrafyalardaki uygulamaları örnek gösteren Demir, "Kadın üniversitelerinin belirli bir kültüre özgü olmadığını, farklı ihtiyaçlara cevap veren bir model olarak ortaya çıktığını görmekteyiz. Kadın üniversiteleri, eğitimde çeşitliliği artıran, bireysel tercihlere saygıyı esas alan ve fırsat eşitliğine dayalı bir modeldir. Her kadın kendi hayatına, değerlerine ve beklentilerine uygun eğitim ortamını özgürce seçebilmelidir." dedi.
“Eğitimde tek tipçi bir yaklaşım yerine kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmeli”
Bu modelin, sosyal ve kültürel hassasiyetler nedeniyle yükseköğretim hakkından feragat eden kadınlar için önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirten Demir, "Daha fazla seçenek, daha fazla erişim ve daha kapsayıcı bir eğitim anlayışı demektir. Eğitimde tek tipçi bir yaklaşım yerine; çoğulcu, kapsayıcı ve tercih özgürlüğünü esas alan bir yaklaşım benimsenmelidir." ifadelerini kullandı.
"Tüm bölge ülkeleri siyonist saldırganlığın hedefindedir"
Siyonist işgal rejiminin Gazze ve Lübnan'daki sivil yerleşim alanlarına yönelik yıkım, aç bırakma ve soykırım odaklı katliamlarının artık günlük rutin haline geldiğini vurgulayan Demir, “Katil rejim, öyle pervasız bir noktaya gelmiştir ki yıkım ve katliamlarına karşı gösterilen insani tepkilere dahi küstahça tehditler savurmaktadır. Bunun son örneği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistinlilere yönelik idam yasası ve Lübnan’daki katliamlara gösterdiği haklı tepki sonrası Netanyahu ve katil şebekesinin son derece küstah, provokatif ve tehditkâr açıklamalarla Türkiye'yi hedef almaları olmuştur. Tüm bölge ülkeleri siyonist saldırganlığın hedefindedir. Yaşanan gelişmeler, bu katil rejime karşı somut adımlar atılmasını bölge ülkeleri için zaruri kılmaktadır. Türkiye’nin de birtakım adımlar atarak diğer ülkelere öncülük etme vakti gelmiştir.” şeklinde konuştu.
“Türkiye hem boğaz geçişlerini hem de hava sahasını siyonist israil menşeli tüm geçişlere kapatmalıdır”
"İran’a dayattıkları son savaşta da görüldüğü üzere siyonist rejim ve destekçilerinin gücü abartıldığı kadar değildir.” diyen Demir, sözlerine şöyle devam etti:
“Siyasi, ticari ve jeopolitik hamlelerle, başta Türkiye olmak üzere Arap ülkeleriyle beraber ilk etapta savaş dışı imkân ve araçlar devreye konularak çok ciddi bir baskı unsuru oluşturulabilir. Nitekim Türkiye’nin 2 Mayıs 2024 tarihli siyonist rejimle ticari ilişkileri yasaklama kararına binaen siyonist Maariv gazetesi, ‘Gemilerin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçişinin engellenmesi veya Türkiye hava sahasında uçuş yasağı getirilmesi halinde durumun daha da kötüleşebileceğini’ belirtmiştir. Saldırganlık ve soykırımda sınır tanımayan katil Netanyahu ve soykırımcı terör çetesinin diğer yöneticilerinin son pervasızlıkları da dikkate alındığında, Türkiye tam da siyonist gazetenin o gün endişe ile dile getirdiği adımları atmalıdır. İstanbul ve Çanakkale boğazları, deniz ticareti açısından Türkiye’ye önemli jeopolitik avantajlar sağlamaktadır. Türkiye hem boğaz geçişlerini hem de hava sahasını siyonist israil menşeli veya bağlantılı tüm geçişlere derhal kapatmalıdır."
"Siyonist işgalciler Lübnan’da kaos istiyor"
Basın toplantısında Lübnan'daki gelişmelere de değinen Demir, 8 Nisan’da Lübnan’da 300’e yakın sivilin şehid edildiği siyonist vahşeti hatırlatarak, Lübnan yönetiminin işgalcilere değil de direnişe karşı aldığı tavra tepki gösterdi.
15 aydır süren sözde ateşkes sürecinde 500’den fazla insanın katledildiğini ve siyonistlerin işgal ettikleri topraklardan çekilmediğini belirten Demir, "Lübnan yönetimi, ABD’nin baskısı ile direnişi silahsızlandırma girişimleri karşısında dik bir duruş sergilemelidir. Kendi vatandaşını her gün katleden siyonistlere tek bir kurşun dahi sıkmayan bir ordunun koruyamadığı halkı kim savunacak?" sorusunu yöneltti.
“Lübnan yönetimini bir kez daha Lübnan halkının ve direnişinin yanında durmaya davet ediyoruz”
Bu girişimin Lübnan’ı yeniden iç savaşa sürükleme projesi olduğunu ifade eden Demir, "Siyonistlerin planı tam da budur. Siyonist işgal ve saldırılar tamamen son bulmadıkça silah bırakmak Lübnan için intihardır. Gerçek çözüm, ancak işgal sonlandıktan sonra güçlü bir ordu reformuyla inşa edilecek 'tek silahlı güç' politikasıdır. Lübnan yönetimini bir kez daha Lübnan halkının ve direnişinin yanında durmaya davet ediyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.