HÜDA PAR Milletvekili Demir: Kürt halkı ana dilde eğitimini alırsa kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır
HÜDA PAR Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından Şırnak'ta "Zimanê Xwe Dibijêrim / Ana Dilimi Seçiyorum" başlıklı panel düzenlendi.
Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası konferans salonunda gerçekleştirilen programda konuşan panelistler, Kürtçe dilinin önemini eğitimdeki rolünü, dilin inkarının getirdiği sorunlara ve kuşaklar arasındaki iletişime dikkat çekti.
Moderatörlüğünü Nurettin Tatar'ın yaptığı panelde HÜDA PAR Milletvekili Şahzade Demir "Ana Dilde Eğitimin Bütünleştirici Rolü", Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu "Kuşaklar Arası Yabancılaşmada Dil Faktörü", Yahya Külter "Kimlik İnşasında Dilin Rolü" konularında sunumlar gerçekleştirdi.
Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını HÜDA PAR Merkez İstişare Kurulu üyesi Nasuh Sevinik yaptı.
"Ne yazık ki hâlâ "dilin var olma hakkını" tartışıyoruz"
Dilin ayrılık sebebi değil, Allah’ın ayetlerinden biri olduğunu aktaran Sevinik, "Renk üstünlük sebebi değil, ilahi hikmetlerdendir. Farklılıklar tehdit değil, rahmet vesilesidir. İslam tek tipçi bir anlayış değildir; farklılıklar içinde kardeşliği esas alır ve bize medeni bir bilinç kazandırır. Dil, Allah’ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir. İnsanı hayvandan ayıran akıl, bilinç ve kendini ifade edebilme yeteneği ancak dil ile mümkündür. Bu nedenle anadil sadece bir konuşma aracı değildir: Anadil kimliktir, anadil hafızadır, bilinçtir. Anadil kültürdür, medeniyettir. Anadil, inancın korunması ve insani değerlerin nesiller arasında aktarılmasıdır. Bu yüzden biz yüksek ve açık bir sesle söylüyoruz: Anadilde eğitim, insani ve İslami bir haktır!" dedi.
"Anadil ayrıştırmaz, zayıflatmaz; güçlendirir"
Anadilde eğitimin, iddia edildiği gibi bölünmeye yol açmadığını; tam tersine birliği güçlendirdiğini vurgulayan Sevinik, "Anadil ayrıştırmaz, zayıflatmaz; güçlendirir. Toplumu parçalamaz; ortak aidiyeti kuvvetlendirir. Tehlike oluşturmaz; güveni artırır. Anadil hakkının tanınması, varoluşun tanınmasıdır. Anadil hakkının kabulü, adaletin tesisidir. Bu nedenle dil haklarının sınırlandırılması, insan haklarının ihlali ve aynı zamanda açık bir zulümdür. Eğer bugün hâlâ bu hakları konuşmak zorunda kalıyorsak, bu insanlık adına açık bir zulümdür." diye konuştu.
Sevinik, "HÜDA PAR olarak tutumumuz nettir: Dil, Allah’ın ayetidir. Anadili, Allah’ın insana verdiği bir haktır." dedi.

Kürtçe seçmeli ders çağrısı
HÜDA PAR olarak, insan onurunu ve İslami adaleti esas alan bir çizgide; her türlü inkâr ve asimilasyona karşı olduklarını aktaran Sevinik, "Eğitimde anadil, adaletin mihenk ölçüsüdür. Bizim derdimiz çatışma ve tartışma değil, inşa etmektir. Mücadelemiz kavga değil, hakların teslim edilmesidir. Yolumuz yapıcı, olumlu ve doğru bir yoldur. Bugün anadilde eğitim haftada iki saatlik seçmeli ders statüsüne indirgenmişse, bu büyük bir eksiklik ve ciddi bir sorun olmakla birlikte şunu da açıkça söylüyoruz: Bu imkânı küçümsemek yerine, elimizden geldiğince istifade etmeliyiz, değerlendirmeliyiz. Eğer biz veliler olarak sahip çıkarsak, eğer çocuklarımızı teşvik edersek, eğer toplum olarak bu meseleye bilinçli yaklaşırsak işte o zaman hakikat kendini gösterecektir. Biz inanıyoruz ki hak ortaya çıktığında çözüm de beraberinde gelecektir. Bu vesileyle buradan tüm anne babalara ve velilere açık bir çağrıda bulunuyoruz: Çocuklarınız için seçmeli derslerde mutlaka hem anadil derslerini Kürtçeyi, Kur'an-ı Kerim dersini, peygamberin hayatı olan Siyer derslerini tercih edin. Bu sadece bireysel bir tercih değildir; bu, toplumsal bir sorumluluktur. Bu, ahlaki bir duruştur. Bu, geleceğimize sahip çıkmaktır. Anadil, varoluşun teminatı ve sesidir. Ana dil, insani değerlere sahip çıkmanın göstergesidir. Biz inanıyoruz ki adalet tesis edilirse kardeşlik güçlenir. Haklar teslim edilirse birlik büyür. Dil özgür olursa millet nefes alır. Biz HÜDA PAR olarak, insan onurunu ve İslami adaleti esas alan bir çizgide; her türlü inkâr ve asimilasyona karşı duruyoruz. Özellikle yüksek bir sesle şunu ifade etmek isterim ki: HÜDA PAR’ın hedefi, adalet temelinde; merkezinde insan ve insani değerlerin yer aldığı, tüm etnik kimliklerin ve inançların hukukla tanındığı; dinin, canın, malın, aklın ve neslin güvence altına alındığı; herkes için eksiksiz bir hukuk ve adalet düzeninin tesis edildiği bir ülke inşa etmektir. Rabbimizden dileğimiz şudur: Bizi hakkı ayakta tutanlardan, zulme karşı duranlardan ve adaletin şahidi olanlardan eylesin." ifadelerine yer verdi.
Açılış konuşmasının ardından panelistler sunumlarını gerçekleştirdi. HÜDA PAR Genel Başkan vekili ve Gaziantep milletvekili Şahzade Demir, yaptığı sunumda ana dil hakkını savunurken siyasi veya etnik menfaatleri gütmediklerini söyledi.
"Hiçbir beşeri kanun ve ideoloji bir adalet tesis edememişlerdir"
Demir, "Bu davanın meşruiyeti, hukuki ya da bazı devletlerin söylemi ile değildir; bizim davamızın meşruiyeti Allah’tan gelmedir. Bu hak 1400 yıl önce Allah tarafından bize verilmiştir. Bundan dolayı kimsenin bu hakka el uzatmasına hakkı yoktur. Bu dünyada kimse Allah'tan daha fazla adaleti tesis edemez. Hiçbir kurum ve şahıs, insanlara Allah kadar adaletli davranamaz. Böyle bir iddiada bulunanlar ise en büyük yalancıdırlar. Hiçbir beşeri kanun ve ideoloji bir adalet tesis edememişlerdir. Bizler biliyoruz ki Batı ve Avrupa zenginliğini ve kültürünü bizlerden elde etmiştir. Sefaletini, mezhepçiliğini ise bizim içimize yerleştirmiştir." dedi.
Demir, "Dillerin inkarı ve bu tür hakların inkarı itikadi bir mesuliyettir. Bizler kendi ana dilimizin hakkını istediğimiz vakit bizlere engeller çıkartıyorlar. Hatta bazı sebep ve engeller çıkartıyorlar ki düşmanlık ve kinin oluşmasına sebebiyet veriyorlar. Hatta bazen insan bu haklarını dile getirmekten bile korkar hale geliyor." diye ekledi.

"Siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukuklarının temin edilmesidir"
Dilin, parçalanma ve bölünmenin sebebi olmadığını vurgulayan HÜDA PAR Milletvekili Demir, şöyle devam etti:
"Cumhuriyetten önce herkes kendi dili ile eğitim görüyordu, medreselerde herkes kendi dili ile eğitim görüyordu. Hatta öyle ki Cumhuriyetin kuruluş döneminde bu kuvvetin sebebiydi. 600 yıllık Osmanlı döneminde bu tür şeyler parçalanmaya ve bölünmeye sebebiyet vermiyordu, tam tersi kuvvet ve güce faydası vardı. Bugün ise bazı kesimler bu tür şeyleri yani parçalanma ve bölünmeyi o hakları vermemek için bahane ediyorlar.
Bizleri takip edenler bilirler ki bizim siyasetimizin bir sebebi de Kürtlerin hak ve hukuklarının temin edilmesidir. Günümüzdeki partiler ve bugünden sonraki kurulacak olan partilere de bizim iyi bir şekilde bu meseleyi anlatmamız lazım, onlara anlatmalıyız ki bu mesele bölünmeye ya da parçalanmaya sebebiyet vermiyor. Bizler Arap, Fars, Türk ve Kürt eskisi gibi bir olmayana kadar ve bu parçalanmayı içimize yerleştiren batının saltanatını ellerinden almayana ve aramızda İslam'ı hâkim kılmayana kadar bu içimize yerleştirmiş oldukları hastalıktan kurtulamayız.
Memleketimizde ırkçılık üzerine gerçekleştirilen siyasetlerden dolayı bugüne kadar kimse bu haklardan bahsedemedi. Bu baskı ve korkudan dolayı kimse ağzını açamadı. Bizler de bu hakları onlara anlatamadığımız müddetçe bu hakların elde edilmesinin önünü açamayız. Allah’ın vermiş olduğu bu haklar masum ve temiz olan şeylerdir. Bunlar parçalanma ve bölünmenin sebebi değillerdir, bunlar kardeşliğin sebebidir. İşte bizim bunları onlara tam manasıyla anlatmamız lazım."
"Bu halk kendi ana dili ile eğitim alırsa, konuşursa ve yazarsa inanın kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır"
Demir, "Ana dili hakkı verildiğinde parçalanma olmamış hatta tam tersi kuvvet oluşmuştur. Bu hastalığı içimize katanlar halis bir niyetle katmamışlardır. Amaçları İslam ümmetini parçalamaktır. Cumhuriyet kurulduğu vakit sadece bir kavmi ve dilini öne sürmüşler ve diğer kavimleri yok saymışlar ve engellemişler. Neden? Çünkü bir daha bu memlekette kuvvet, kardeşlik ve birlik gerçekleşmesin diye yapılmıştır. Bizler bunları dile getirdiğimiz vakit ise bize diyorlar ki 'sizler dini kendi emellerinize alet ediyorsunuz. Sizler de teröristler, PKK'lılar gibi bölücülüğü istiyorsunuz' Bundan dolayı kimse hak hukuk talebinde bulunamıyor. Peki bizler ana dilimizi talep ettiğimizde, ya da kendi hak ve hukukumuzu talep ettiğimizde birliğimiz mi dağılıyor, ya da parçalanıyor muyuz? Hayır. Bizler buna inanıyoruz; eğer bu mesele önündeki engeller kalkarsa, bu halk kendi ana dili ile eğitim alırsa, konuşursa ve yazarsa inanın kardeşliğimiz daha da sağlamlaşır. Eğer bunlar olursa emin olun bu halk daha fazla devletine sahip çıkar. Arap olan bu memlekette kendini görürse, Kürt kendini görürse, Türk kendini görürse hepsi bu memlekete sahip çıkar, çünkü bu memleketi kendisinden görür. Bunlar önceden tecrübe edilmiş şeylerdir." diye konuştu.
"Türkiye'de Kürt sorunu yoktur Türk/Türkçülük sorunu vardır. Kürdün sıkıntısını istismar edenler ve kendi menfaatlerine alet edenler vardır." diyen Demir, Biz bunu diğer parti ve siyasi kurumlarına anlatamazsak ve tedavi ettiremezsek bu sorunlar devam edecektir. Yetkililerin ve iktidar partisinin de bu tespiti yapması lazım. Bizler adil kardeşliği istiyoruz, bu isteğimiz ırkçılık değildir. Bu memlekette Türkçülük sorununun çözülmesi lazım, eğer bu sorun çözülürse Kürt meselesi de çözülecektir." değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.