Eroğlu: Hidroelektrik enerji Türkiye ekonomisi için stratejik bir kalkan oldu
Batman Üniversitesi Merkez Kampüsü Konferans Salonu'nda, "Türkiye'de Hidroelektrik Enerjinin Gelişimi" konulu konferans düzenlendi. Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'nun katılımıyla gerçekleştirilen konferansa Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir, akademisyenler, kurum müdürleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Konferansta Türkiye'nin hidroelektrik enerji potansiyeli, baraj yatırımları, yenilenebilir enerji üretimi ve HES’lerin ülke ekonomisine katkıları ele alındı.
Konferansta açılış konuşmasını Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir yaptı. Ardından kürsüye çıkan Eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Türkiye'de hidroelektrik enerjinin gelişimini, enerji üretimindeki payını ve baraj yatırımlarının ekonomik katkılarını anlattı.

"Batman Üniversitesi'nin üç projesi COP31 kapsamında kabul edildi"
COP31'in Antalya’da düzenleneceğini belirten Eroğlu, Batman Üniversitesinin konferans kapsamında gündeme getirdiği 3 projenin de kabul edildiğini ifade ederek üniversiteyi tebrik etti.
Eroğlu, "Bu sene Dünya Enerji Paneli, yani COP31, Antalya’da yapılacak. Bu, Türkiye için gerçekten çok önemli. Dolayısıyla Batman Üniversitesi üç proje teklif etti ve bu üç projenin tamamı kabul edildi. Gönülden kutluyor, gerçekten alkışlıyorum. Özellikle Türkiye’de hidroelektrik enerji çok önemli. Bununla alakalı ne gibi çalışmalar yaptığımızı ve bu alandaki gelişimi kısaca izah etmek istiyorum. Ne kadar gayret edersek o kadar faydalı oluruz. Çünkü insanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Düsturumuz budur. Faydalı olacağız. Hikâyemiz de budur." dedi.
"Akan sudan enerji üretiyoruz"
Türkiye'nin hidroelektrik enerji alanında önemli bir gelişme kaydettiğini vurgulayan Eroğlu, geçmişte boşa akan suların bugün enerji üretiminde değerlendirildiğini belirtti.
Eroğlu, "Türkiye’de hidroelektrik enerji o kadar faydalı oldu ki daha önce sular akıp giderken biz sadece bakıyorduk. Şimdi ise akan sudan enerji üretiyoruz. Özellikle bu yılın, yani Mart 2026’nın değerlerini yansıtmak istiyorum. Elektrik üretiminde mart ayındaki değerlere baktığımızda toplam üretimin yaklaşık 30 milyar kWh olduğunu görüyoruz. Bunun 20 milyar kWh’ı yerli üretimden, 19 milyar kWh’ı ise yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor." ifadelerini kullandı.

"Elektrik üretiminde hidroelektrik enerjinin payı yüzde 35"
Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payına değinen Eroğlu, "Yenilenebilir enerjide çok büyük bir mesafe kat edildi. Doğal gazın payı yüzde 8-10 civarında, yerli kömürün payı yüzde 12, ithal kömürün payı yüzde 14,7, hidroelektrik enerjinin payı ise yüzde 35 seviyesinde. Yani mart ayında Türkiye'de üretilen enerjinin yüzde 35'i hidroelektrik santrallerden elde edildi. Jeotermal, biyokütle, güneş ve rüzgâr enerjisi alanlarında da önemli gelişmeler yaşandı. Güneş enerjisi yüzde 10, rüzgâr enerjisi ise yüzde 12 paya ulaştı. Türkiye, rüzgâr ve güneş enerjisinde de çok önemli bir mesafe katetti. Bu bakımdan gerçekten tebrik ediyorum." diye konuştu.
Kurulu güç verilerini de paylaşan Eroğlu, "Kurulu güç açısından değerlere baktığımızda hidroelektrikte 32 bin 334 MW kurulu gücümüz bulunuyor. Bunun toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 25,9 seviyesinde. Güneş enerjisinde 26 bin 478 MW, rüzgâr enerjisinde ise 15 bin 39 MW kurulu gücümüz var. Güneş ve rüzgâr enerjisi de kurulu güç açısından önemli bir yer tutuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içerisindeki payı yüzde 78'e çıktı. Bu çok önemli bir gelişme. Daha önce bu oran çok daha düşüktü. Çünkü biz yenilenebilir enerji üretimini artırmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
"HES'ler stratejik bir kalkan oluşturdu"
Türkiye'nin çevresindeki savaşların enerji fiyatlarında artışa neden olduğunu ifade eden Eroğlu, hidroelektrik santrallerin bu süreçte ekonomik açıdan önemli bir rol üstlendiğini dile getirerek konuşmasına şöyle devam etti:
"2026 yılındaki enerji tablosuna baktığımızda, yağışların artmasıyla birlikte hidroelektrik enerji üretiminin yükseldiğini görüyoruz. Termik santraller tam kapasiteyle çalışmasına rağmen hidroelektrik enerji, üretimde ilk sıraya yükseldi. Grafikte mavi renkle gösterilen hidroelektrik enerji üretiminin termik enerji üretimini geçmesi bizim için büyük bir mutluluk vesilesidir. Netice itibarıyla 2026 yılındaki enerji tablosunu değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin dünyada yaşanan çatışmaların ortasında bulunduğunu görüyoruz. Bir tarafta israil, Amerika ve İran arasındaki savaş, diğer tarafta Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş var. Türkiye, dünyanın tam bir ateş çemberinin ortasında bulunuyor. Allah’a şükür, dimdik ayaktayız."
"Yılın ilk 4 ayda en az bir milyar dolarlık kazanç ve tasarruf sağlandı"
Enerji fiyatlarındaki artışa rağmen hidroelektrik santrallerin Türkiye ekonomisine katkı sunduğunu kaydeden Eroğlu, "Savaşlar nedeniyle enerji fiyatlarında çok büyük artışlar yaşandı. Ancak hidroelektrik santraller, Türkiye ekonomisi için bu kriz döneminde gerçekten stratejik bir kalkan oluşturdu. HES’ler sayesinde 2026 yılının ilk 4 ayında en az bir milyar dolarlık kazanç ve tasarruf sağlandı. 2026 yılında hidroelektrik enerji üretiminin payı yüzde 35,4 ile ilk sıraya yükseldi. İlk dört ayda bir milyar dolar tasarruf sağladık. Şimdi özellikle hidroelektrik enerjinin Türkiye’ye sağladığı katkıya değinmek istiyorum. Daha önce nehirlerimizde sular boşa akıyordu. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü olduğumda yeteri kadar baraj ve hidroelektrik santral bulunmadığını gördüm. Sular boşa akıyordu. Bunun üzerine hızlı bir şekilde baraj ve hidroelektrik santrallerin yapılmasına karar verdim." ifadelerini kullandı.

"Türkiye ekonomisine 145 milyar dolarlık katkı sunduk"
Eroğlu, "Ancak o dönemde, hatırlarsanız, 2002 yılında bir ekonomik kriz vardı. Yap-işlet-devret gibi modeller sayesinde devletin borç yükü azaltıldı. Daha önce bir barajın tamamlanması 15-20 yıl, bir göletin tamamlanması ise 30 yıl sürerken barajları 3-5 yıl içerisinde bitirmeye başladık. Daha önceki dönemde devlet 65 milyar dolarlık borçlanma yükünün altına girmişti. Ben stratejik bir planlama yaptım ve yatırımların tamamlanma süresini öne çekmek için gayret gösterdim. Bu yatırımlar tamamen öz kaynaklarla yapılmaya başlandı. Netice itibarıyla devletin 65 milyar dolarlık borçlanma yükünü ortadan kaldırdık. Türkiye’ye sağladığımız fayda budur." dedi.
"Türkiye, baraj ve hidroelektrik santral yapımında büyük bir başarı elde etti"
Hidroelektrik yatırımlarının ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmede bulunan Eroğlu "HES'lerin üretim yapması sayesinde dışarıdan petrol ve kömür ithalatı azaldı. Böylece cari açık açısından 80 milyar dolarlık bir fayda sağlandı. Toplamda Türkiye'ye 145 milyar dolarlık katkı sunduk. Bu gelişme, Türkiye'nin yıllık yüzde 4 kalkınma oranında bir gelişme sağlamasına da katkıda bulundu. Yeni modeller uygulandığında her şey daha güzel oluyor. Hidroelektrik santrallerin özel sektöre açılmasıyla devletin borç yükü de azaldı. Devlet, bu yatırımlar için bir kuruş para ödemeden önemli projelerin hayata geçirilmesini sağladı. O dönemde özel sektör tarafından 68 büyük HES yapıldı. Özel sektörün yaptığı santrallerle birlikte toplam 749 baraj ve HES’e ulaşıldı. Böylece Türkiye, baraj ve hidroelektrik santral yapımında büyük bir başarı elde etti." ifadelerini kullandı.
"Türkiye'nin hidroelektrik potansiyelinin yüzde 62'si kullanılıyor"
Eroğlu "İnşaat aşamaları, etüt ve proje süreçleriyle birlikte bu alanda çok önemli bir kalkınma yaşandı. Barajlar yapıldı ve hidroelektrik enerji kapasitesi artırıldı. Türkiye’nin hidroelektrik enerji potansiyeli yaklaşık 180 milyar kWh. Bunun 112 milyar kWh’lık kısmını, yani yüzde 62’sini kullanıyoruz. DSİ Genel Müdürü olduğum dönemde bu miktar 26 milyar kWh seviyesindeydi. Bugün ise 112 milyar kWh seviyesine ulaştı. Bu gelişme, DSİ’nin kendi kaynakları dışında devletten bir kuruş para almadan gerçekleştirildi." dedi.

"Bunların 615'i son 19 yılda inşa edildi"
Türkiye’de toplam 753 hidroelektrik santral bulunduğunu, bunların 615’inin son 19 yılda inşa edildiğini belirten Eroğlu, "Türkiye’de hidroelektrik santrallerin toplam kurulu gücü de yükseldi. Toplam 753 hidroelektrik santral bulunuyor. Bunların 615'i son 19 yılda inşa edildi. Türkiye, hidroelektrik santral kapasitesi bakımından dünyada dokuzuncu, Avrupa’da ise ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’de tarım arazileri sulanmadığı zaman verim alınamıyor. Barajlar bu bakımdan yalnızca enerji üretimi için değil, tarımsal sulama açısından da büyük önem taşıyor. Baraj gölleri aynı zamanda potansiyel enerji depolama alanlarıdır. Enerjiyi ihtiyaç duyulan zamanda kullanabilmek açısından önemli bir işlev görüyorlar. Çok büyük kapasitelere sahip olan barajlar, lityum bataryaların ulaşamayacağı ölçekte enerji depolama imkânı sunuyor. Bu nedenle barajlar, özellikle enerji talebinin en yüksek olduğu saatlerde ihtiyacın karşılanması için kullanılıyor." diye konuştu.
Ilısu ve Yusufeli barajlarının önemine dikkat çekti
Ilısu Barajı'nın Dicle Nehri üzerindeki en büyük baraj olduğunu ifade eden Eroğlu, tesisin milli ekonomiye sağladığı katkıya dikkat çekti.
Eroğlu, "Yusufeli Barajı ile dünyanın en büyük barajlarından birini yaptık. Bölgenizdeki Ilısu Barajı da gerçekten çok büyük ve destansı bir projedir. Kendi sınıfında dünyanın en büyük barajları arasında yer alıyor. Ilısu Barajı, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde inşa edildi. Gövde hacmi açısından dünyanın önde gelen barajları arasında bulunan tesisin bin 200 MW kurulu gücü var ve milli ekonomiye yılda 3 milyar TL kazandırıyor. Dicle Nehri üzerindeki en büyük baraj olarak tarihe geçti. Türkiye’nin en yüksek barajı ise Yusufeli Barajı’dır. Recep Tayyip Erdoğan Barajı olarak da anılan bu tesis, 275 metre yüksekliğiyle dünyanın en yüksek beşinci barajıdır." ifadelerini kullandı.


Kaynak:İLKHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.