Dr. Öğretim Üyesi Tahir Gündüz: İbadetler insanın hayatına disiplin ve ahlak kazandırır

Dr. Öğretim Üyesi Tahir Gündüz: İbadetler insanın hayatına disiplin ve ahlak kazandırır
İDEV tarafından Bingöl'de düzenlenen eğitim programında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Tahir Gündüz, ibadetlerin yalnızca dinî bir sorumluluk olmadığını, aynı zamanda insanı kötülüklerden uzaklaştıran ve hayatına disiplin kazandıran bir eğitim aracı olduğunu belirterek, özellikle çocukluk döneminde ibadet eğitiminin önemine dikkat çekti.

İdeal Eğitim Vakfı (İDEV) tarafından gerçekleştirilen programda eğitimcilere hitap eden Dr. Öğretim Üyesi Tahir Gündüz, dinin hayatın bütün alanlarını kapsadığını ve iman, ibadet ve ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

İbadetlerin eğitim üzerindeki etkisini değerlendiren Gündüz, dinî inancın insanın mutluluğu, ruh sağlığı, iyimserliği ve hayata bakışı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu belirterek çeşitli araştırmalardan örnekler paylaştı.

“İman, ibadet ve ahlak bir bütündür”

Dinin yalnızca ibadetlerden ibaret olmadığını belirten Gündüz, eğitimde öncelikle iman ve inanç esaslarının yerleşmesi gerektiğini söyledi.

İman, ibadet ve ahlakın birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu ifade eden Gündüz, "Din dediğimizde aklımıza öncelikle ibadetler gelir, bir nebze ahlak gelir. Her şeyden önce imanın, inancın, akidenin gelmesi gerekiyor. Aslında bunlar da bir bütündür ve bunların tamamı eğitime katkıda bulunuyor." dedi.

İnanç ile mutluluk arasındaki ilişkiye dair araştırmalara değinen Gündüz, bazı araştırmalarda inanç ve mutluluk arasında olumlu bir ilişki tespit edildiğini, dindarlık ile iyimserliğin de birlikte görülebildiğini aktardı.

Dindarlık ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalarda da inançlı bireylerin daha az depresif olabildiğine dair sonuçlara ulaşıldığını belirten Gündüz, dinin insan hayatı ve eğitim üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi.

“İman, insanın hayata tutunmasında önemli bir etkendir”

İmanın insanın hayat karşısındaki duruşunu güçlendirdiğini belirten Gündüz, özellikle Gazze'de yaşanan zorluklara rağmen insanların inançlarını korumalarına dikkat çekti.

Gazze'deki insanların yaşadığı ağır travmalara, açlığa ve büyük sıkıntılara rağmen Allah'a olan bağlılıklarını sürdürdüklerini ifade eden Gündüz, insanların "Hasbunallahu ve ni'mel vekil" diyerek Allah'a tevekkül etmelerinin imanlarının hayatlarına yansımasını gösterdiğini söyledi.

Gündüz, Gazze'de yetişen nesillerin inanç ve Kur'an eğitimiyle şekillendiğini belirterek imanın insanın zorluklar karşısındaki direncine ve hayata tutunmasına katkı sağladığını ifade etti.

“Namaz insanı kötülüklerden alıkoymalıdır”

İbadetlerin insanın davranışlarını olumlu yönde değiştirmesi gerektiğini vurgulayan Gündüz, bazı insanların çevrelerindeki birkaç olumsuz örnek üzerinden namazın ve ibadetlerin insanı değiştirmediği sonucuna vardığını belirtti.

Burada değerlendirilmesi gerekenin ibadetin kendisi değil, insanların ibadetlerini ne ölçüde hakkıyla yerine getirdiği olduğunu ifade eden Gündüz, "Burada ben kendi namazımı anlatmıyorum, senin namazını da anlatmıyorum. Ama olması gereken namaz, Yüce Allah'ın bize emrettiği ve kâmil, ideal bir namaz nasıl? İdeal bir ibadet nasıl? Müslümanın ahlakı nasıl olmalı? Ona yönelik olarak konuşuyoruz." dedi.

Ankebût Suresi'nin 45'inci ayetinde yer alan "Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar." ayetini hatırlatan Gündüz, namazın insanı her türlü kötülükten uzaklaştıran bir işlevinin bulunduğunu söyledi.

Namazın insan ile kötülük arasında bir engel olması gerektiğini belirten Gündüz, orucun da benzer şekilde insanı nefsine ve kötülüklere karşı koruyan bir kalkan olduğunu ifade etti.

Peygamber Efendimizin "Oruç bir kalkandır." hadisini hatırlatan Gündüz, ibadetlerin insanın davranışlarını terbiye etmesi gerektiğini kaydetti.

“Önce başkalarını değil, kendimizi sorgulamalıyız”

İnsanların başkalarının eksikliklerini eleştirirken kendi davranışlarını yeterince sorgulamadığına dikkat çeken Gündüz, Müslümanların öncelikle kendi ibadet ve ahlaklarını gözden geçirmeleri gerektiğini söyledi.

Gündüz, "Maalesef biz genelde hep çuvaldızı başkasına batırmayı iyi biliriz de kendimize geldiğimizde bunu hiç kullanmıyoruz. Eleştiriyi, o iğneyi unutuyoruz biz. Başkasına söylediğimiz şeyler, o okları kendi nefsimize yönlendirmiyoruz." ifadelerini kullandı.

En'âm Suresi'nin 162'nci ayetinde yer alan "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir." ayetini hatırlatan Gündüz, gerçek ibadet anlayışının insanın bütün hayatını Allah'ın rızasına uygun şekilde düzenlemesi olduğunu belirtti.

“Namaz, müminin hayatındaki en önemli özelliklerden biridir”

Kur'an-ı Kerim'de müminlerin özellikleri anlatılırken namazın başlangıçta ve sonunda özellikle vurgulandığını belirten Gündüz, Mü'minûn ve Meâric surelerinde müminlerin namazla ilgili vasıflarına dikkat çekildiğini söyledi.

Müminlerin namazlarında huşu içerisinde olduklarını ve namazlarını koruduklarını ifade eden Gündüz, namazın yalnızca belirli vakitlerde yerine getirilen bir ibadet olarak görülmemesi, insanın Allah ile irtibatını güçlendiren bir sorumluluk olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Dinin bütüncül bir yapıya sahip olduğunu yineleyen Gündüz, iman, ibadet ve ahlakın birbirinden koparılamayacağını belirtti. Mekke döneminin 13 yıllık sürecinde öncelikle insanların inançlarının düzeltilmesine ve ahlaki anlayışlarının şekillendirilmesine önem verildiğini hatırlatan Gündüz, sağlam bir imanın ibadet ve ahlakın gelişmesine zemin hazırladığını ifade etti.

“Namaz çocuğa erken yaşta öğretilmelidir”

İbadetlerin insanın hayatına disiplin ve düzen kazandırdığını belirten Gündüz, özellikle namaz eğitiminin çocukluk döneminde başlaması gerektiğine dikkat çekti.

Peygamber Efendimizin çocuklara yedi yaşında namazın emredilmesini tavsiye eden hadisini hatırlatan Gündüz, çocukların namaz eğitimine daha erken yaşlarda başlanması gerektiğini söyledi.

Çocukların yedi yaşına gelmeden önce anne babalarını, kardeşlerini ve çevrelerindeki insanları namaz kılarken görmeleri gerektiğini belirten Gündüz, bu dönemde uygulamalı eğitimin önem taşıdığını ifade etti.

Çocukluk döneminin insan hayatındaki kritik dönemlerden biri olduğunu dile getiren Gündüz, eğitimcilerin ve ailelerin bu dönemi iyi değerlendirmeleri gerektiğini vurguladı.

Gündüz, çocuklara namazın yalnızca sözle anlatılmasının yeterli olmadığını, ailelerin davranışlarıyla da örnek olması gerektiğini belirtti.

“Çocuğa namazı sevdirmeden ceza yöntemine başvurulmamalıdır”

Namaz eğitiminde Peygamber Efendimizin tavsiye ettiği aşamalı yöntemin doğru anlaşılması gerektiğini ifade eden Gündüz, yedi yaşından itibaren namazın öğretilmesi ve sevdirilmesi, on yaşına kadar da bu eğitimin sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

On yaşında namaz kılmayan çocuğa yönelik disiplin yöntemlerinin, önceki yıllarda verilen eğitimden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Gündüz, çocuğa namazın önemini anlatmadan ve kendisi örnek olmadan cezaya başvurmanın doğru olmadığını dile getirdi.

Gündüz, "Yani bunu bu şekilde anlamamız doğru değil. Ya da eğer ki 'Kalk' deyip dövüyorsak çocuğu, 'Git' deyip dövüyorsak, sonra o namaz için de dövüyorsak çocuk için elbette ki bu dayağın herhangi bir terbiye edici yönü olmayacaktır." ifadelerini kullandı.

Anne babaların çocuklarına ibadetleri küçük yaşlardan itibaren öğretmesi gerektiğini belirten Gündüz, yalnızca emir vermenin yeterli olmadığını, çocukların ibadetleri hayatın doğal bir parçası olarak görmelerinin sağlanması gerektiğini kaydetti.

“Oruç ve tesettür eğitimi de çocukluk döneminde başlamalıdır”

İbadet eğitiminin yalnızca namazla sınırlı olmadığını belirten Gündüz, oruç ve tesettür gibi dinî sorumlulukların da çocukluk döneminden itibaren öğretilmesi gerektiğini ifade etti.

Çocukların küçük yaşlarda oruç tutmaya istekli olabildiğini ancak bazı anne babaların onları bu konuda teşvik etmek yerine engellediğini söyleyen Gündüz, çocukların yaşlarına ve sağlık durumlarına uygun şekilde ibadetlere alıştırılmasının önemine dikkat çekti.

Gündüz, "Şu maalesef 7 yaşında, 10 yaşında çocuğun 'Ben oruç tutayım' dediği halde, aşkla şevkle sahura kalkmak istediği halde, oruca katılmak istediği halde birçok anne baba, birçok dindar anne baba diyor ki: 'Sen oruç tutamazsın.' Hazreti Peygamber 'Tutsun' diyor, biz diyoruz ki 'Tutamaz, ya bu çocuktur zaten.'" dedi.

Çocukların ibadetlere erken yaşlarda alıştırılmasının ilerleyen dönemlerde önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Gündüz, ailelerin çocukluk dönemini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.

“Oruç insana irade ve empati kazandırır”

Orucun yalnızca aç ve susuz kalmaktan ibaret olmadığını belirten Gündüz, bu ibadetin insana irade terbiyesi kazandırdığını ve başkalarının yaşadığı sıkıntıları anlamasına yardımcı olduğunu söyledi.

Orucun insanın nefsini kontrol etmesini sağladığını ifade eden Gündüz, ibadetlerin insanın hayatının farklı dönemlerinde de eğitici bir rol üstlendiğini dile getirdi.

Gündüz, ibadetlerin ergenlik döneminde insanın şüpheleriyle baş etmesine, yetişkinlikte şahsiyet oluşturmasına, orta yaş dönemindeki krizleri aşmasına ve yaşlılıkta ölüm korkusuyla mücadele etmesine yardımcı olduğunu kaydetti.

“Çocuklarımıza ibadetlerin nasıl yapılacağını da öğretmeliyiz”

İbadet eğitiminin ihmal edilen yönlerinden birinin de ibadetlerin nasıl yerine getirileceğinin öğretilmesi olduğunu belirten Gündüz, çocukların namazın yalnızca önemini değil, nasıl kılınacağını da öğrenmesi gerektiğini söyledi.

Birçok kişinin namazın rekâtlarını, niyetini, cemaatle namaza nasıl katılacağını ve yolculukta namazın nasıl kılınacağını bilmediğine dikkat çeken Gündüz, seferî namaz, kasr ve cem gibi konularda da ciddi bilgi eksikliklerinin bulunduğunu ifade etti.

Kur'an-ı Kerim okumada da benzer eksikliklerin yaşandığını belirten Gündüz, insanların doğru Kur'an okumayı öğrenmesi ve ibadetlerini bilinçli şekilde yerine getirmesi gerektiğini kaydetti.

Ailelerin çocuklarının dinî eğitimini yalnızca din kültürü ve meslek derslerine bırakmaması gerektiğini vurgulayan Gündüz, ibadetlerin hem teorik hem de uygulamalı olarak öğretilmesinin önemine dikkat çekti.

Konuşmasının sonunda iman ve ibadet eğitiminin insanın kişiliğini şekillendirdiğini ifade eden Gündüz, Müslümanların ihlas, doğruluk ve güzel ahlakı yalnızca anlatmakla kalmayıp kendi hayatlarında da göstermeleri gerektiğini belirtti.

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.