Dr. Hâle Semîr: "Gazzeli kadınların direnişi alkışla değil, destekle ayakta kalır"

Dr. Hâle Semîr: "Gazzeli kadınların direnişi alkışla değil, destekle ayakta kalır"
Eğitimci ve Aile Danışmanı Dr. Hâle Semîr, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek Müslümanlara somut destek çağrısında bulundu.

Siyonist işgal rejiminin yerle bir ettiği Gazze’de özellikle kadınların ve çocukların yaşadığı ağır şartlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Semîr, Gazzeli kadınların sabır, sebat ve direnişinin müminlerin sıfatlarını yansıttığını ifade etti.

Gazze'de yaşananların sadece bir insani kriz değil, aynı zamanda ümmetin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Semîr, şöyle konuştu:

"Gerçekten insan, Filistinli kadından -özellikle Gazzeli kadından- bahsederken utanıyor. Çünkü onda gördüğümüz şey; direnç, sebat, azim, sabır ve tahammül… Bunlar müminlerin sıfatlarıdır. Allah’tan niyaz ediyorum: Onları güçlendirsin, onlara yardım etsin ve kalplerini sabırla doldursun. Evet, gururla 'Maşallah Gazzeli kadının direnişine' diyoruz. Ama bugün Gazzeli kadının hâli çok ağır. Az önce sadece soğuktan donarak ölen bir bebeğin annesini gösteren bir video izledim.

Bunu açıkça söyleyelim: 'Zekâtın sekiz sarf yeri bugün Gazze’de mevcuttur.' İnsanlara yardım çağrısı yaparken sanki bir lütufmuş gibi konuşamayız; bu, her Müslüman erkek ve kadın için farzdır.

Ben bir anne olarak, bir kadın olarak, kendi kalbimde derin bir acı hissediyorum. Çünkü benim gibi annelerin çocuklarını ısıtacak, doyuracak imkân bulamadığını görüyorum. Şemsiye bile artık 'lüks' değil; suyu kuyudan nasıl çıkaracaklar, çocuklarını nasıl ısıtacaklar?"

Müslüman kadınlara çağrı

Biz dört duvar arasında evimizde otururken, orada annelerin temel ihtiyaçları bile yok. Bazen 'domates bile yok' diyorlar.

Müslüman kadınlara çağrıda bulunan Dr. Semîr, sadece dua etmek, farkındalık oluşturmak ya da boykotla yetinmenin yeterli olmadığını belirterek, somut ve sürdürülebilir destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

"İki–üç yıldır savaş var; kuşatma ise 17 yıldır sürüyor, hatta 1948’den beri devam eden bir zulüm var. Peki bizim rolümüz sadece 'ne kadar sabırlılar' demek mi?

Savaş durmadı, ihtiyaç bitmedi. Öyleyse görevimiz yalnızca paylaşım yapmak değil; 'onların direnişini ayakta tutacak somut katkıyı sunmaktır.'

Biz Gazzeli kadının direnişiyle gurur duyuyoruz; ama onu yalnızca alkışlamak değil, desteklemek zorundayız. Bir Müslüman kadın bu davayı sahiplendiğinde dünyayı harekete geçirebilir; eşini, çocuklarını, komşularını, çevresini… Allah bizi onlara gerçek bir destek kılsın — bir tuğla kadar bile olsa. Gazzeli kadın kardeşini kaybettiğinde sabretti; babasını kaybettiğinde sabretti; ama eşini kaybettiğinde çığlık attı — çünkü koca hem eş hem de geçim kaynağıdır."

"Gazzeli kadınlar dünyaya iman, teslimiyet ve sabrın yaşayan örneğini gösterdi"

Gazzeli kadınların kayıplar karşısında gösterdiği direnişe dikkat çeken Semîr, özellikle eşlerini kaybeden kadınların yaşadığı zorluklara vurgu yaptı.

Semîr, "Bugün 8 yaşındaki çocuklar un ve su taşımak zorunda kalıyor; babaları şehit olmuş durumda. Bu çocuklar küçük yaşta 'Lâ ilâhe illallah' diyerek yetiştiriliyor; çünkü anneleri onlara 'son sözü Lâ ilâhe illallah olan cennete girer' öğretmiş. Bu, sadece insani bir sabır değil; Kur’an’ın canlı bir tefsiridir: 'Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.' Gazze’li kadın iki yıldır dünyaya iman, teslimiyet ve sabrın yaşayan örneğini gösterdi." dedi.

"Görevimiz; 'Kur'an anayasamız' diyen bir nesil yetiştirmektir"

Müslüman kadınlara dünya meşgalesinden sıyrılma çağrısı yapan Semîr, "Buradan her Müslüman kadına sesleniyorum:

"Dünyanın boş işleriyle, modayla, markayla meşgul olma. Allah sana neyi soracak? Ebu Ubeyde gibi liderler mi yetiştirdin mi, yoksa sadece tüketime mi koştun?

Bizim eğitim görevimiz; 'Allah hedefimiz, Peygamber rehberimiz, Kur’an anayasamız' diyen bir nesil yetiştirmektir. Musibet geldiğinde 'Elhamdülillah' diyebilen bir nesil…

Allah’tan niyaz ediyorum: Ümmetin kadınlarının bilincini uyandırsın ve kadını yeniden eğitim, liderlik ve rehberlik rolüne döndürsün - ama bilinçle."

"Gazze, sadece Filistinlilerin meselesi değildir"

Semîr ayrıca medya mensuplarına, âlimlere ve davetçilere de seslenerek, suskunluğun zulme ortak olmak anlamına geldiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Allah katında sorumluluğunuz büyüktür. Kameranın arkasındaki her sözünüz ya hakka hizmet eder ya da suskunlukla zulme ortak olur. Savaş bitmedi; dolayısıyla 'tebliğ, bilinçlendirme ve seferberlik görevi de bitmedi' Sahaya inin, insanlara bu davayı anlatın. Gazze, sadece Filistinlilerin meselesi değildir; 'bütün ümmetin akidevi meselesidir.' Bizi bölmek istediler ama İslam bizi birleştirir. Altı ay önce birkaç kız kardeşimizin basit bir bilinçlendirme çalışması yaptığını gördüm: Sadece 'hangi ürün boykot, hangisi değil' diye anlatıyorlardı. Altı kişiyle başladı, sonra büyüdü. Bu bile bir örnektir.

Gazze meselesinin yalnızca Filistinlilerin değil, tüm ümmetin akidevi bir meselesi olduğunu belirten Semîr, küçük çaplı bilinçlendirme çalışmalarının bile büyük etkilere yol açabileceğini söyledi. "Hashtag yeterli değil; gerçek bir hareket gerekiyor. Herkes gücü nispetinde bir tuğla koymalı" dedi.

Dr. Semîr, sözlerini "Allah’tan niyazım, kalplerimizi uyandırsın ve bizi Filistin için gerçek bir rol üstlenenlerden eylesin" duasıyla tamamladı.

Dr. Hâle Semîr: "Gazzeli kadınların direnişi alkışla değil, destekle ayakta kalır"

Dr. Hâle Semîr: "Gazzeli kadınların direnişi alkışla değil, destekle ayakta kalır"

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.