Diyarbakır'da; Kerbela'dan Gazze'ye, Şeyh Said'den Susa'ya şehidler anıldı
Diyarbakır'da Muharrem ayı dolayısıyla Mustazaflar Cemiyeti ve Şehidler Kervanı Platformu tarafından program düzenlendi. Programda, Hazreti Hüseyin ve yarenlerinin yezid tarafından Kerbela'da şehid edilmesi, 29 Haziran 1925'te katledilen Şehid Şeyh Said ve arkadaşları, 26 Haziran 1992'de PKK tarafından Silvan'ın Susa (Yolaç) Mahalle Camiinde katledilen Müslümanlar ile yıllardır siyonist işgal rejiminin saldırıları, yıkım ve ablukası altında büyük acılar yaşayan Gazze ele alındı.
Kayapınar ilçesindeki Roboski Parkı'nda gerçekleştirilen program, Hafız Ömer Akgül'ün Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından Davet ve Gençlik Hareketi İlahi Grubu tarafından Muharrem ayının manevi atmosferine uygun ilahiler seslendirildi.
Etkinlik kapsamında, Kerbela başta olmak üzere Gazze, Şeyh Said ve Susa'da yaşanan acıların anlatıldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
"Hazreti Adem'den günümüze hak ile batıl arasındaki mücadele devam etmektedir"
Programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşan Molla Recai Güler, Kerbela'da Hazreti Hüseyin'in verdiği mücadele ile Şeyh Said'in kıyamı ve Susa şehitlerinin direnişi arasında bağ kurarak, hak ile batıl mücadelesinin dün olduğu gibi bugün de Gazze'de devam ettiğini, Müslümanların Ehl-i Beyt'in izinden yürüyerek zulme karşı tavır almaları gerektiğini vurguladı.
İslam tarihinin fetihlerin, savaşın, cihadın, tebliğin, yiğitliğin ve şehadetin tarihi olduğunu belirten Güler, "İnsanlık tarihine baktığımızda görüyoruz ki, Hazreti Âdem'in yeryüzüne gönderildiği ilk günden itibaren hak ile batıl arasında bir mücadele başlamıştır. Bu mücadele; hidayet ile şirk, aydınlık ile karanlık arasındaki mücadeledir." ifadelerini kullandı.

İnsanın yeryüzüne bir imtihan için gönderildiğini belirten Güler, "Bu imtihanda bazı insanlar hakkın safında yer aldı, bazıları ise batılın, şeytanın ve onun dostlarının safında yer aldı. O günden bugüne kadar yeryüzünde hak ile batıl arasındaki mücadele devam etmektedir." diye konuştu.
"Hazreti Hüseyin, zalimlere karşı kıyam edenlerin sembolüdür"
Peygamberlerin tarihine işaret eden Güler, "Hazreti Yahya, Hazreti Zekeriya ve daha birçok peygamber Allah'ın dinini insanlara tebliğ etti. Bu uğurda şehadet şerbetini içenler oldu. Bazı peygamberlere ise Allah yeryüzünde iktidar ve imkân verdi; onlar da Allah'ın dinini hâkim kıldılar." dedi.
Hazreti Hüseyin'in zulmü görüp sessiz kalmasının mümkün olmadığını ifade eden Güler, "İslam tarihinde hilafete layık olmayan zalim bir kişi İslam toplumunun başına geçtiğinde, Peygamber Efendimizin torunu Hazreti Hüseyin'in buna boyun eğmesi mümkün değildi." diye konuştu.
Resûlullah'ın Hazreti Hüseyin hakkında, "Kim beni seviyorsa Hüseyin'i de sevsin.", "Hüseyin'i seven beni sever." ve "Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir." buyurduğunu hatırlatan Güler, "Böyle bir şahsiyetin zulmü görüp sessiz kalması, hilafete layık olmayan birine biat etmesi mümkün değildi." ifadelerini kullandı.
Hazreti Hüseyin'in, dedesi Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem'in getirdiği şeriatın ortadan kaldırılmaması için yola çıktığını belirten Güler, "Hazreti Hüseyin, zalimlere karşı kıyam edenlerin sembolüdür. O, zulme karşı ayağa kalkan bütün insanların örneğidir. Yola çıktığında birçok kişi ona 'Ey Hüseyin! Gitme. Bunlar kan dökücüdür, seni de öldürürler, sen Peygamber'in torunusun, biz senin kanının dökülmesine razı olamayız.' dediler. Ancak Hazreti Hüseyin büyük bir kararlılık ve sağlam bir iradeyle bu mücadeleyi başlattı ve Kûfe'ye doğru yola çıktı. Çünkü Kûfeliler ona binlerce mektup göndermişlerdi. Yanında on binlerce davet mektubu vardı. Bu mektuplarda, 'Gel, hilafet senin hakkındır. Hilafet Yezid gibi zalim ve kan dökücü birine değil, sana layıktır.' deniliyordu. Hazreti Hüseyin, Peygamber Efendimizin getirdiği şeriatin yok olmaması için Kerbela'ya kadar ilerledi. Kerbela'da neler yaşandığını hepimiz biliyoruz; bunları uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Hazreti Hüseyin, zalimlere karşı kıyam edenlerin sembolüdür. O, zulme karşı ayağa kalkan bütün insanların örneğidir. Bu sebeple bizim için en güzel örneklerden biri Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyti ve özellikle Hazreti Hüseyin'dir." dedi.

"Hazreti Hüseyin'in kanını dökenler dünyada rezil ve rüsva oldular"
"Çocuklarınızı Kur'an sevgisiyle, Peygamber sevgisiyle ve Hazreti Hasan ile Kerbela'nın kahramanı Hazreti Hüseyin sevgisiyle yetiştirin." diye belirten Güler "Hazreti Hüseyin'in kanını dökenler dünyada rezil rüsva oldular. Ahirette de onları çok ağır bir hesap beklemektedir. Nitekim Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: 'Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı sakın gafil sanma. Allah onları sadece gözlerin dehşetle donup kalacağı o güne erteliyor.' İşte Hazreti Hüseyin'in hayatı ve mücadelesi böyleydi. Elbette Hazreti Hüseyin'i tanıyan, onun iman ettiği dine iman eden ve onun terbiyesiyle yetişen herkes, mutlaka Hazreti Hüseyin'in izinden yürür. O da zalimlere, zorbalara ve küfre karşı ayağa kalkar; hayatını bu dava uğruna sürdürür." şeklinde konuştu.
"Şeyh Said ve arkadaşları da İslam'ı yeniden hâkim kılmak için mücadele ettiler"
Bugünün aynı zamanda Şeyh Said'in şehadet yıl dönümü olduğunu ifade eden Güler, "Peygamber Efendimizin soyundan gelen, onun ailesinden olan, İslam diniyle yetişmiş Şeyh Said'in; Allah'ın dini, İslam hilafeti kaldırılırken, küfür kanunları ve düzeni İslam coğrafyasına hâkim kılınırken sessiz kalması mümkün müydü?" diye sordu.
Şeyh Said'in amacının ümmeti uyandırmak ve Allah'ın şeraitini yeniden hâkim kılmak olduğunun altını çizen Güler "Şeyh Said ve onunla birlikte hareket eden 46 âlim ve şeyh, Kemalist yönetimin hilafeti kaldırdığını, Allah'ın şeriatını yürürlükten kaldırdığını ve kısa zamanda İslam âlimlerini etkisiz hâle getirdiğini görünce harekete geçtiler. Amaçları ümmeti uyandırmak, İslam hilafetini yeniden ihya etmek, küfür düzenini ortadan kaldırmak ve Allah'ın şeriatını yeniden hâkim kılmaktı. Çünkü onlar Allah'ın kitabına iman etmişlerdi. Şeyh Said ve arkadaşları da bu dini yeniden hâkim kılmak için mücadeleye başladılar." dedi.

Şeyh Said'in ailesi ile olan konuşmasını aktaran Güler "Mücadeleye başladığında eşi ve kızı önüne çıkarak, 'Efendim, ailemiz zarar görecek, namusumuz çiğnenecek, kanınız dökülecek. Biz ne yapacağız?' dediler. Şeyh Said ise Hazreti Hüseyin'den aldığı dersle şu cevabı verdi: 'Benim kanım, Hazreti Hüseyin'in kanından daha değerli değildir. Benim ailem de Peygamber Efendimizin ailesinden daha üstün değildir. Onlar Allah'ın dini uğruna mücadele ettiler. Ben de Hazreti Hüseyin'in yolundan gideceğim. Eğer bu yolda şehadet varsa, ailem sıkıntıya uğrayacaksa bile, İslam'ın namusu ayaklar altına alınırken benim evimde oturup seyretmem mümkün değildir.' Şeyh Said bu inançla mücadele etti. Yakalanıp idam sehpasına götürüldüğünde ise tarihe geçen şu sözü söyledi: 'Bu darağacından dolayı hiçbir şikâyetim yoktur. Herkes bilsin ki benim mücadelem Allah ve O'nun dini içindir." ifadelerini kullandı.
"Susa şehitleri Hazreti Hüseyin ve Şeyh Said'in yolunu takip etti"
Şeyh Said'in yolundan gidenlerin yıllar sonra Silvan'ın Susa Mahallesinde aynı bedeli ödediğini belirten Güler, "Şeyh Said'in yolundan gidenler de yıllar sonra aynı bedeli ödediler. Yetmiş yıl sonra Silvan'ın Susa Mahallesindeki caminin avlusunda PKK mensuplarınca şehid edildiler ve kanları orada akıtıldı. Peygamber Efendimiz, ümmete şu müjdeyi vermiştir: 'Ümmetimden hak üzere olan bir topluluk kıyamete kadar var olmaya devam edecektir. Onlara karşı çıkanlar ve onları yalnız bırakanlar onlara zarar veremeyecektir.' Susa şehitleri de bu hadisin yaşayan örneklerinden biri oldular. Şehadet şerbetinin nasıl içileceğini, izzet ve şerefin nasıl korunacağını cami avlusunda canlarıyla gösterdiler." şeklinde konuştu.
"Hazreti Hüseyin'den Şeyh Said'e ve Susa şehitlerine uzanan mücadelede zalimlerin adı değişse de zulüm değişmedi"
"Küfrün rengi zamanla değişebilir. Şeyh Said, Kemalist yönetim tarafından şehit edildi. Susa şehitleri komünist ve sosyalist anlayışa sahip PKK tarafından katledildi. Hazreti Hüseyin ise dünya hırsına kapılan, makam ve saltanat uğruna her şeyi göze alan kişiler tarafından şehit edildi." İfadeleriyle konuşmasına devam eden Güler, Müslümanların İslam tarihini iyi öğrenmeleri ve Ehl-i Beyt'in izinden yürümeleri gerektiğini belirterek son olarak şunları kaydetti:
"Bizlere düşen görev ise İslam tarihini iyi öğrenmek, Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyti'ni tanımak ve onların izinden yürümektir. Çocuklarımızı Kur'an sevgisiyle, Peygamber sevgisiyle ve Ehl-i Beyt sevgisiyle yetiştirmeliyiz. Allah Teâlâ gençlerimizi Hazreti Hüseyin'in, Şeyh Said'in ve Susa şehitlerinin yolundan yürüyen gençlerden eylesin. Kızlarımızı da Hazreti Zeyneb ve Hazreti Sümeyye'nin yolundan giden, Allah yolunda karşılaştıkları sıkıntılara sabreden, zalimlere boyun eğmeyen saliha kadınlardan eylesin. Allah bizleri atalarının yolunu unutan, heva ve hevesinin peşine düşen, dünyayı Allah'ın dinine tercih eden kimselerden eylemesin. Çünkü onlar dünyada da hüsrana uğrar, ahirette de hesap veremezler. Allah bizleri böyle kimselerden muhafaza eylesin."
Konuşmanın ardından Sur'dan Sahneler Tiyatro Ekibi tarafından Kerbela'yı konu alan bir tiyatro gösterisi sahnelendi. Duygusal anların yaşandığı gösteri, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.
Program, tiyatro gösterisinin ardından sona erdi.


Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.