Bursa'da Kudüs’ün özgürlüğü için birlik çağrısı

Bursa'da Kudüs’ün özgürlüğü için birlik çağrısı
Bursa Peygamber Sevdalıları "Dünya Kudüs Günü" nedeniyle düzenlediği basın açıklamasında, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası için taşıdığı öneme dikkat çekerek, siyonist işgale karşı mücadelenin ümmetin birlik ve dayanışmasıyla sürdürüleceğini vurguladı.

Bursa Peygamber Sevdalıları teravih namazına müteakiben Ulu Cami Orhangazi Parkında "Dünya Kudüs Günü" nedeniyle "Küresel Barışın Anahtarı Kudüs ve Aksa'nın Özgürlüğü" temalı bir basın açıklaması düzenledi.

Yoğun katılımın olduğu programda kalabalık sık sık "Kahrolsun Amerika, kahrolsun israil" sloganları attı.

Basın açıklamasına siyasi parti ve sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Katılımcılar, taşınan pankartlar ve atılan sloganlarla İslam coğrafyasındaki saldırılara tepki gösterirken siyonist ve emperyalist müdahalelere karşı birlik çağrısında bulundu.

Basın açıklamasını Bursa Peygamber Sevdalıları sözcüsü Enes Tütak, okudu.

"Filistin'de yaşananlar bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir"

Tüm insanlığın vicdan durağı olan Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze’de yaşanan soykırıma dur demek; siyonist yayılmacı zihniyetin dünya barışını nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı kardeşliğimizi haykırmak için toplandıklarını belirten Tütak, "Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabedlerinden biridir. Müslümanların ilk kıblesi Kudüs, siyonist işgalin pençesinde kimliksizleştirilmeye çalışılırken; israil’in başlattığı saldırılarla Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür. Bu, sadece bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir" diye belirtti.

"Amaç İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını etkisiz hale getirmektir"

Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs’ün mahremiyetini çiğneyen siyonist rejim ve bu terör rejiminin lokomotifi olan Amerika’nın bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağı olduğunu vurgulayan Tütak, "Şurası açıktır ki, mesele sadece Filistin meselesi değildir. Asıl amaç İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını etkisiz hale getirmektir. Bugün Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve İran’a yayılan çatışma süreci, asla bir "güvenlik" meselesi değildir. Bu, "Arz-ı Mev'ud" hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık, "israil’in güvenliği" bahanesiyle bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Bugün Ortadoğu, sözde modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır" dedi.

"Bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacaktır"

Amerika destekli operasyonlar ve açlıkla pençeleşen yüz binlerce insan israil ve ABD’nin haydutluğu nedeniyle bu acıları yaşandığını vurgulayan Tütak, "Bugün ise İran yine israil ve ABD tarafından doğrudan hedef alınarak bölgesel bir savaş tetiklenmekte ve bölge bir yangın yerine çevrilmek istenmektedir. Ancak; Dünya şunu çok iyi bilmelidir ki bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacaktır. Amerika ve israil ikilisi, şımarıkça ve kimseden çekinmeden uluslararası hukuku ayaklar altına alarak dünyayı bir "orman kanunu" düzenine sürüklemektedir. BM kararlarını hiçe sayan, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuran bu saldırganlık; küresel enerji hatlarını tehdit etmekte, dünya ekonomisini telafisi güç krizlere sürüklemekte, Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir" şeklinde konuştu.

"Saldırılar göstermektedir ki; zulmün rengi, dili ve sınırı yoktur"

Tütak, "Dikkate alınması gereken bir gerçek de dün Filistin’i siyonistlere teslim eden Balfour Deklarasyonu’nun mimarı olan İngiltere’dir. Bu saldırganlığın arkasında yalnızca israil ve Amerika yoktur. Bugün bu saldırganlığın arkasında israil devletinin asıl mimarı olan İngiltere de vardır. Sömürgeci geçmişiyle maruf olan İngiltere sadece israil’e diplomatik destek vermekle kalmamış, İran’a yönelik saldırılarda askeri üslerini açmış, istihbarat desteği sağlamış, tarih sahnesindeki "fitneci" rolünü yeniden üstlenmiş ve doğrudan siyonizme taraf olarak bu zulmün ortağı ve bölgedeki kanın asli sorumlularından olmuştur. Bu gerçek unutulmamalıdır. Şu hakikat de unutulmamalıdır ki "Küfür tek millettir" Tüm bu saldırılar göstermektedir ki; zulmün rengi, dili veya sınırı yoktur" ifade etti.

"Sınırlar farklı olsa da İslam ümmetinin başına yağan bombalar aynı yerden atılmaktadır"

Batılı güçler ve siyonist aklın, İslam coğrafyasını zayıflatmak için tek bir vücut gibi hareket ettiklerini söyleyen Tütak, "Emperyalist güçler kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp İslam coğrafyasına karşı birleşmişken, bugün Müslümanlara düşen kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmaları, ümmet bilincini yeniden güçlendirmeleri, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeleri, vahdet içinde hareket etmeleri ve bu küresel kuşatmaya karşı sarsılmaz bir kale inşa etmeleridir. Çünkü Gazze’de kanı dökülen çocukla Yemen’de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir. Gazze’nin okullarında bombalanan çocuklarla Tahran’ın okullarında bombalanan çocuklar birdir. Dilleri farklı olsa da anneler evlatlarına aynı ağıtı yakmaktadır. Sınırlar farklı olsa da İslam ümmetinin başına yağan bombalar aynı yerden atılmaktadır. Yani diller, ülkeler ve mezhepler farklı olsa da göğe yükselen feryatlar birdir" dedi.

"Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürleşmeden bölge ve dünya huzura kavuşamayacaktır"

İslam âlemine seslenen Tütak, sözlerini şöyle devam etti: "Zulme sessiz kalmayın. İşgale karşı sesinizi yükseltin ve mazlumların yanında durun. Vahdet şarttır. Mezhebî ve siyasî ayrılıklar siyonist kurşunlardan daha yıkıcıdır. Tek yürek ve tek bilek olun. Aksa bir onur meselesidir… Kudüs’ü savunmak, sadece Filistinlilerin değil, "Lailaheillallah" diyen her ferdin boynunun borcudur. Bunu unutmayın. Siyonizme ve onun en büyük destekçileri olan ABD ve İngiltere’ye yönelik etkili ve sürdürülebilir bir ekonomik boykot uygulayın. Şu bilinmelidir ki Kudüs ve Mescid-i Aksa özgürleşmeden bölgemiz ve dünyaya huzura kavuşamayacaktır.

Mescid-i Aksa’nın özgür olmadığı, Filistin halkının kendi topraklarında özgürce yaşayamadığı, işgal ve zulmün devam ettiği bir dünyada, gerçek ve kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir. Bizler inanıyoruz ki; Kudüs’te zulüm bittiğinde, Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuştuğunda, Filistin halkı kendi topraklarında özgürce yaşayabildiğinde; yalnızca Ortadoğu’da değil, dünya genelinde barışın önü açılacaktır" diye belirtti.

"Kudüs sadece bir şehir değil, bir imandır"

Dünya Kudüs Günü vesilesiyle çağrıda bulunan Tütak, "Kudüs sadece bir şehir değil, bir imandır; Mescid-i Aksa sadece bir cami değil, bir davadır. Siyonizm ve emperyalizmin bu topraklardan sökülüp atılması için tek çare, ümmetin vahdetidir. Bizler, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız. Kudüs’ün özgürlüğü, insanlığın özgürlüğüdür. Siyonist işgal ve onun İngiliz-Amerikan destekli ortakları, tarihin çöplüğüne gömülene dek mücadelemiz sürecektir. Zulüm ilelebet devam etmez, zalimlerin sonu yakındır" diye konuştu.

Okunan basın açıklamasının ardından program, dua ile sona erdi.

Bursa'da Kudüs’ün özgürlüğü için birlik çağrısı

Bursa'da Kudüs’ün özgürlüğü için birlik çağrısı

Kaynak:İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.