ABD’nin “barış” söylemi inandırıcılığını yitiriyor: Körfez ülkeleri artık Trump’a güvenmiyor
Katar’dan dikkat çeken mesafe: “eğer varsa…”
Trump’ın diplomatik ilerleme iddialarına rağmen, bölgenin geleneksel arabulucularından Katar’ın sürece dahil olmadığını açıkça ilan etmesi dikkat çekti. Doha yönetiminin “Eğer böyle görüşmeler varsa…” şeklindeki ifadeleri, ABD’nin diplomasi söyleminin sahada karşılık bulmadığına işaret etti.
Bu çıkış, yıllardır bölgesel krizlerde aktif rol oynayan Katar’ın ilk kez bu denli açık bir mesafe koyması açısından olağanüstü olarak değerlendiriliyor.
Müzakere maskesi altında saldırılar
Analistlere göre en büyük kırılma noktası, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereler sürerken askeri operasyonlara başvurması oldu.
• Geçmiş görüşmeler, ABD ve işgalci siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’nin sözde nükleer tesislerine saldırılarıyla kesildi
• Son müzakere süreci ise doğrudan Tahran’ın bombalanmasıyla fiilen sona erdi
Bu tablo, Trump yönetiminin diplomasiye yaklaşımını ikiyüzlü ve manipülatif olarak nitelendiren eleştirileri güçlendirdi.
Uzmanlar, müzakere söyleminin sahada askeri baskı kurmanın aracı haline getirildiğini vurguluyor.
Körfez ülkeleri bedel ödüyor, ABD yön veriyor
Savaşın en ağır yükünü ise doğrudan cephede yer almayan Körfez ülkeleri taşıyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin misilleme saldırıları nedeniyle:
Milyarlarca dolarlık savunma harcaması yapıldı
Enerji altyapıları tehdit altına girdi
Ekonomik istikrar ciddi zarar gördü
Buna rağmen bölge ülkeleri, sürecin dışında bırakıldıklarını ve adeta piyon gibi kullanıldıklarını düşünüyor.
Birçok analist, Trump yönetiminin bölgesel müttefiklerini stratejik ortak değil, “araç” olarak gördüğünü ifade ediyor.
“Barış” sözü güven kaybına uğradı
Uzmanlara göre Körfez ülkelerinin temkinli yaklaşımının arkasında geçmiş deneyimler yatıyor. Daha önce de ABD’nin diplomasi süreçlerini hukuksuz saldırılara zemin hazırlamak için kullandığına inanılıyor.
Bölgedeki güven krizini özetleyen çarpıcı değerlendirmelerden biri şöyle:
“Trump yönetimi ne zaman ‘müzakere’ dese, sonuç savaş oldu.”
Bu durum, ABD’nin barış çağrılarının artık inandırıcılıktan uzak olduğu yönündeki görüşleri güçlendiriyor.
Bölge ülkeleri kendi yolunu arıyor
Artan güvensizlik nedeniyle Körfez ülkeleri artık ABD’ye bağımlı kalmadan hareket etme arayışına girmiş durumda. Uzmanlar, bu ülkelerin İran İslam Cumhuriyeti ile doğrudan temas kurarak kendi güvenliklerini sağlamaya çalışabileceğini belirtiyor.
Bu yaklaşım, ABD’nin bölgedeki etkisinin zayıfladığı şeklinde yorumlanıyor.
Trump stratejisi eleştirilerin odağında
Analistler, Trump yönetiminin Ortadoğu politikasını şu başlıklarla eleştiriyor:
Belirsizlik ve tutarsızlık
Diplomasi yerine askeri baskı
Müttefikleri riske atan kararlar
Kısa vadeli çıkar odaklı yaklaşım
Bazı uzmanlar ise daha sert bir değerlendirme yaparak, ABD’nin bölgedeki politikalarını “kontrolsüz güç gösterisi” olarak tanımlıyor.
Enerji ve güvenlik riski büyüyor
Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim, küresel enerji piyasaları için de büyük risk oluşturuyor. İran İslam Cumhuriyeti’ın bölgedeki etkisi devam ederken, ABD öncülüğünde yürütülen askeri baskının krizi çözmek yerine derinleştirdiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre mevcut tablo:
Uzayan bir savaş riskini artırıyor
Bölgesel istikrarsızlığı kalıcı hale getiriyor
Küresel enerji güvenliğini tehdit ediyor
Sonuç: Diplomasi yerini güvensizliğe bıraktı
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, ABD’nin barış söyleminin sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini gözler önüne seriyor.
Körfez ülkelerinin artan temkinli yaklaşımı ve açık eleştirileri, Trump yönetiminin politikalarının yalnızca İran İslam Cumhuriyeti ile değil, müttefikleriyle de ciddi bir güven krizine yol açtığını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre, bu yaklaşım değişmediği sürece bölgede kalıcı bir barış ihtimali her geçen gün daha da zayıflıyor.
Kaynak:İLKHA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.