• BIST 99.639
  • Altın 141,794
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 36 °C
  • Antalya 32 °C

Bu Sese Kulak Ver!

Mehmet Cemil EREZ

Ses kulağın duyabileceği basit titreşimlerdir. İnsanların birbirleriyle iletişim kurmaları, duygu ve düşüncelerini aktarabilmeleri için konuşmaları gerekir.  Konuşmanın temel öğesi sestir. 

           Bir de içten gelen bir ses var ki, kimsenin duymadığı kişiye özgü bir ses, işte burada bu sese kulak vereceğiz. Eğer bu içten gelen sesle barışık bir hayat yaşıyorsak, sıkıntısız bir hayat yaşıyoruz diyebiliriz. Lakin bu sesle barışık değilsek, işte o zaman bu sesi bastırmak için her türlü sıkıntıyı göğüslememiz gerekecek.

         Üstadın Lem’alarda Hz. Eyyub kıssası bu işin özeti hükmünde olacak.

         Hazret-i Eyyub Aleyhisselâmın zahiri yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyub’dan daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar.

        Yaşadığımız an itibariyle, ihtiyaçların karşılanması, hiç bu kadar kolay olmamasına rağmen, mutsuzluğun, çekememezliğin, kıskançlığın, kan dökmenin, entrikalar kurmanın, sürekli para harcamalarla tatmin olmanın sebepleri içteki sesi bastırmak değil de nedir?

      İçte ki ses bu kadar mı korkutucudur ki,  sorunları göğüslemek zorunda kalıyoruz. İşin aslı korkmuyoruz, duymak istemiyoruz.  Neden mi? Nedeni basit.

     Çok şey biliyoruz, her ortamda ne kadar çok şey bildiğimizi dillendirmeyi de iyi biliyoruz. Fakat yaşama aktarma konusunda bu beceriyi gösteremediğimizden, kısacası göstermelik yaşıyoruz, sıkıntıların özü içtenliğimizi kaybettiğimizden, içteki ses rahatsız ediyor, susturamıyoruz. Biraz daha izahat için tarihten bir alıntıyla pekiştirelim.

      Behlül Dana bir gün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncı ya sordu: “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verdi. Memnun olduğu bir şey yoktu. Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı. Bundan sonra başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşidin huzuruna çıktı ve yeni bir vazife istedi. Harun Reşid, “Behlül, daha demin vazife verdik sana ne çabuk bıktın?” dedi.

Behlül açıkladı:

– Efendimiz çarşı pazarın ağası varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, buna göre herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış.

    Yapılacak olan; İçten gelen bu sesi bastırmak yerine, doğruların hayata geçirilmesiyle çözüme ulaşacağıdır. 

      “Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” -Ra’d Suresi: 28 ayet-

       Dikkat edilirse; Ramazan ayında bu ses fazla rahatsız etmiyor, çünkü açlık bu sesin ilaçlarındandır.

       Rabbim içten gelen seslerin rahatsızlığıyla değil. Huzurlu, sukût bulmuş, içi, dışı bir ve kendi rızasını arayan kullarından eylesin…

Allah yar ve yardımcımız olsun…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55