• BIST 112.122
  • Altın 174,419
  • Dolar 4,0349
  • Euro 4,9845
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 22 °C

Boşa Sallanan Kürek

Mehmet Cemil EREZ

Sıklıkla karşılaştığımız bir söylemdir “Boşa kürek sallama” deyimi, hayatta bir yerlere gelmek veya sahip olmak için harcadıklarımızı gözden geçirdiğimizde, hoşnutsuzlukta boşuna mı kürek sallamışız söylemlerini dillendiririz.

  

            Bu söylem bizim yaptıklarımıza karşın olanlar, birde bizim üzerimizden çıkar sağlamak isteyen çevrelere verdiklerimiz konusuna değinelim. Toplumları sürüklemeyi kendilerine meslek haline getirmiş olan toplum mühendislerinin hayatımıza verdikleri etkilere baktığımızda, özel hayatın mahremiyetinden tutunda, nasıl giyinmemiz gerektiğini, neleri yememiz gerektiğine, iğneden ipliğe her konuda yönlendirmeyi yapıp düşüncenin seyrini de istedikleri yöne kaydırabiliyorlar.

 

            Nasıl mı yapıyorlar! Gelin bunu Afrikalıların yılan zehrini nasıl etkisiz hale getirdikleriyle izah etmeyle çalışalım. Afrikalılar yeni doğan bebeklerine çok az miktarda yılan zehrini veriyor ve bunu gün geçtikçe belli aralıkta artırarak vermeye devam ediyorlar. Böylelikle vücut her geçen gün yılan zehrine karşı bir bağışıklık sağlıyor. Yılanın sokması halinde bağışıklık sağlayan vücut zarar görmüyormuş. İşte bu etkiyi istenilen toplumu elde etmek isteyen çevreler üzerimizde kullanmıyorlar mı?          

          Öncelikle karşı gelinen konular, diziler, giyim, kuşamlar sonradan hayatın normal bir parçasıymış gibi kabul görüyor. Bu da ne kadar sabırla ve hassas bir şekilde gün ve gün çoğaltarak zehirlerini bizim bağışıklık kazanmamıza kadar götürüyorlar.

 

          Toplumları kontrol altına alabilmek için her türlü hileye başvuranlar, başarı sağladıklarını düşündükleri noktaların en ince detayına kadar araştırıyorlar. Bu araştırma insanların felaketine bile yol açsa umurlarında olmuyor, yeter ki kendi menfaat ve çıkarlarına hizmet etsin.

 

         Toplumları yönlendirmede başvurdukları diğer bir yol ise, istemin son safhasına kadar ihtiyaç gösterilmesidir. Çölde suya muhtaç bir insanın durumunu göz önüne aldığımızda, suyu bulamamanın verdiği endişe, vücudun her zerresinde tereddüt ve korku oluşturur. Su bulunduğunda ise, suyun yapısına bakılmaksızın içme isteği oluşur. İşte suya olan hasret gibi yönlendirme yapılan düşünceyi, duygulara böyle bir hisle verilir. Öncelikle ihtiyacın ne kadar gerekli olduğu ve bu ihtiyacın hayati önemini konu alan yayılar yapılır, süslü edebi yayınlarla giydirilir, sonrasında işte içmeniz gerekli su bu denilir, bize sunulur. Çölde susayan gibi hemen hiç analiz etme gereği duymadan suyu bir dikişte içer. Sunulan bir fikirleri yaşam tarzı gibi hayatımıza alırız.

 

            Mücadelenin olduğu ortamlarda ki mücadele ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Yönlendirmeyle oluşturulmak istenen ortamdan kurtuluş reçetesi, iyi bir bilgi birikimiyle sağlanmalıdır. Boş ve gereksiz fikirlerle değil, sonunda neler olacağını düşünen, ödeyeceği bedelin, ödediği bedelden kıymetli olup olmadığını anlama noktasına götüren bir bilgi birikimi olmalıdır.

          Rabbim bizleri razı olduğu kullar zümresiyle beraber kılsın. Boş düşünce ve fikirlerden, birilerinin üzerimizdeki yön vermelerinden uzak tutsun.                                                                                                 

 

                                                                                                                   Selam ve Dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55