• BIST 105.201
  • Altın 146,875
  • Dolar 3,4732
  • Euro 4,1693
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • Antalya 31 °C

EVET Veya HAYIR!

Selman URUK

İnsan, Sartre´ın değişiyle; eyleyen bir varlıktır. İnsanın edimleri onun varoluşunu oluşturan öğeleri oluşturur. Bu da sonuç olarak insanın özgür bir varlık oluşunun en önemli görünümlerindendir.

İnsanın hayatı boyunca yapıp ettikleri onun bilinçli seçimlerinin sonucu olarak ortaya çıkar ve bu da sonuç olarak insanın kişiliğini oluşturur. Günlük hayatta kolayca verdiğimiz ve ilk bakışta sıradan kararlarmış gibi görünen tercihlerimiz aslında kişiliğimizin sonucu olarak ortaya çıkar. Hayat boyunca doldurduğumuz valizimiz bizim bundan sonra neyi nasıl yapacağımızı da belirler. Tarih ve insan arasındaki bu karşılıklı ontolojik ilişki kimi zaman çok belirgin olmasına karşın çoğu zamanda belirgin değildir. Belirsizliğin nedeni kararlarımızın siyasi, toplumsal, felsefi, dini baskınlıklar karşısında silik kalmasıdır. Yani kişi karar alırken, kararın “ben” açısından değerlendirilmesinden çok; toplumsal, siyasal fanatizmden doğan aceleci ve anti-tez bağlamından kurtarılamayan birer faydacı karar oluyor. Oysa olması gereken “ben”in terakkisidir.

“Ben” ve “Öteki” arasında ahlaki hukukun korunarak herkes için yaşanabilir bir toplumsallığın var olabilmesi için kişilerin kararları önemlidir. Bunun için kararlarımız salt bir siyasi çalgı aleti olmamalıdır. Bu bağlamda 16 Nisan referandumunun iki cenahını oluşturan baskın çoğunluk tercihlerinin farkındalığına ulaşmak için biraz oturup düşünmesi lazım.

Evet cenahı, tam bir teslimiyet sergilemiş durumda. Evet nedir? Ne değildir? Niçin gereklidir? Gerekli midir? Ve bunun gibi onlarca soruyu bir kalemde silip “O” demişse doğrudur diyor. “O” demişse evet, bizler de evet demeliyiz diyor ve gerisini hiç akıllarına danışmamaktalar. Böyle bir teslimiyetin kişileri nasıl bir çiğliğe götüreceği aşikârdır. Körü körüne yapılan bu teslimiyetin “insan” denen en üstün varlığa yakışmadığı da ortadadır.  İnsan yeryüzünün halifesi, en güzel yaratılmış mahlûk, meleklerden üstün vasıflara haizken… ve bu üstün özellikli insanın en belirgin özelliği “seçmek, seçim yapabilmek, iyiyi veya kötüyü tercih edebilmek iken… Sanırım daha fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Diğer cenahı oluşturan Hayır´cıların da pek bir farkı yok. Onlar da “hayır”larını tek bir argüman üzerine bina etmişler. “O” demişse evet o zaman hayır. “O evet demişse kesinlikle hayır demek lazım. Bu durumda varoluştan “O” şahsını çıkardığımızda hayır demelerinin hiçbir anlamı kalmıyor. Yani bunlar da hayır derken bir kişisel tercih kullanmayıp, siyasi bir fanatizm sergiliyorlar.

Sonuç olarak “O” üzerine bina edilmiş evetçiler ve hayırcılar piyasayı sarmış durumda. Ama bunun yanında “evet”i bir tercih olarak “seçmek” isteyenlerin eveti de ortadaki toz duman arasında görünmez oluyor. “Hayır” ı şahıs karşıtlığı üzerinden ortaya koymayanların da durumu aynıdır. Yani; “evet ve hayır” ı bir “seçmek” olarak seçenler ortalıktaki sığlığın kurbanı oluyorlar.

Siyasi fanatizmin kör eden karanlığından azade bir şekilde sağlıklı evetler ve hayırlar bu ülkenin geleceğinin parlak tarafını oluşturur. Yani eveti niçin dediğini bilen biri bu ülkenin gelecek inşasına sağlam bir tuğla eklemiş olur. Siyasi fanatizmden uzak bir hayır seçiminin de ülkenin gelecek inşamsına katkı sunacağını düşünüyorum. Çünkü bireyler kendilerini saran zincirlerden azade olarak karar verdikleri oranda ülkelerinin de özgürlük alanlarını genişletmiş olurlar.  Ama özellikle kara bir propaganda üzerine bina edilmiş enformasyon ağı insanların böyle özgür kararlar vermelerine engel teşkil ediyor. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55