• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 20 °C

Dar Çerçeve

Selman URUK

Tarih geçmişin içinde saklıdır. Geçmiş bugüne ışık tutan bir ayna. Bugünlerde tarih çizgisi insan beynini zorlayacak bir biçimde çok hızlı aksa da yaşanılanların bir “tekerrür” olduğu gerçeğini de içinde ihtiva ediyor.

Tarih sahnesindeki kadim oyuncular, oyunun biçimini, eldeki teknik imkanları, figüranlarıdeğiştirse de oyun sadece bir “tekerrür” den ibaret olmaya devam ediyor. Oyunun adı yerlileri güçsüz bırak.

Batı Kıtası dünya görüşü olarak benimsediği bu “yerlileri güçsüz bırak” oyununu kaba bir belirleme ile coğrafi keşiflerden beri oynamaktadır. Batı, bu keşiflerle yeni bir dünya ve onun bitmez tükenmez nimetleriyle karşılaşınca kış uykusundan uyanmış bir ayı iştahıyla bu toprakları kemirmeye başlamış. Âmâ savaş şartlarının hakim olduğu bir dünyada her zaman Batı üstün olamamıştır. Yerli bu doyumsuz canavar karşısında başlangıçta dirençgösterebilmişse de özellikle Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı ile birlikte tüm Ortadoğu ve doğu toplumları birer kolay lokma seviyesine düşmüşlerdir. Osmanlı, bu bağlamda Batı yayılmacılığının önündeki en büyük ve güçlü set idi. Siyasal temsiliyet bağlamındaki halifeliğin de Osmanlı da bulunması genelde doğu toplumları özelde ise İslam toplumları açısından en sağlam direniş konumunu taşıyordu. İşte bu imparatorluğun yıkılışı ve akabinde halifelik kurumunun ilgasıBatı'nın fiziki üstünlüğü eline geçirmesine etken olmuştur. Bundan sonra yapılacak çok basit bir şeydir. Askeri ve siyasi üstünlüğü eline geçiren batı artık sadece kurgular üzerinden sömürmeye devam edecektir.

Ana hatlarını çizmeye çalıştığım yukarıdaki tarihsel bakış açısı günümüz Müslüman toplumlar için aslında çok şey ifade etmektedir. Siyasal bir temsiliyet mekanizmasının (halifelik) olmayışı Müslüman toplumları sahici ve organize kararlar almaktan mahrum bırakmıştır. Bu nedenle Müslüman toplumlar dış müdahaleye hep açık olmuştur. Bu bilgi resmin en genel ve ana hatlarını gören bilgidir.

Buna mukabil ise yerlinin özgüveni sıfırlanmışve oyuna sadece bir piyon etkinliğinde bakışı da elbette vakıanın en acı kısmıdır. Biz yerleşik toplumların bu beş asırdan beridir süregelen Batı sömürgeciliğinekarşı oluşumuz sadece kişisel düzeyde ele aldığımız siyasi tarafgirliklerimiz olmuştur. Yani biz koca bir emperyalist oyuna ancak kendi parti pratiğimizindar kalıplarından bakabiliyor ve öyle eleştirebiliyoruz.

Sömürgeci Batı zihniyetinin milenyum çağı sömürgecilik oyunun teknik biçimini oluşturan yerel darbe hamlelerini de ancak bu dar pencereden değerlendirebiliyoruz. Darbe ve darbe girişimleri yerlilerin isyanına karşı bir susturucu mekanizmayı hayata geçirmektir.Ve böylesi bir olguya bakışımız a partisine karşı b partisini savunmak şeklinde sürüyor. Bu şekilde darbeler ve darbeciler hiç bitmiyor.

Oysa eğer bir ülkede darbe oluyorsa o ülkenin insanın ilk önce bu darbeyi inkar etmesi ve darbeye karşı duruş alması gerekiyor. Çünkü darbeler tarihi göstermektedir ki hiç bir darbe kökünün dış ülkelerle -Batılı ülkelerle- bağlantısı olmadan gerçekleşmemiştir. Bu bağlamda yerli halk kendi özgür varlığı gereği darbeye karşı olmalıdır.

Çünkü darbeler tarihi şunu öğretmiştir.

Darbeler, darbe yapılan ülkeleri kaosa ve bilinmezliğe sürüklemiştir.

Darbe mağduru ülkeler zayıf ve korumasız kalmıştır.

 Ekonomik ve siyasal istikrarsızlık...

Cinayet ve işkenceler... Suç oranında artış...

Konuyu fazla uzatmadan yukarıdaki bakış açısına göre Türkiye’deki darbeyi iyi değerlendirmek gerekir.

Yani düşünsenize ülke bir darbeye maruz kalmış.

İşiniz, eşiniz, çocuklarınız...

Düğünlerinin, gezip-tozmalarınız...

Gelecek planlarınız, eviniz ve arabanız...

Kültürel ve turistik etkinlikleriniz...

Aşklarınız…

Özlemleriniz ve vuslatlarınız…

Geçmişiniz, bugününüz ve yarınınız…

Yani komple bir hayatınız...

 Bir çırpıda altüst oluyor ve dahi tüm varlığınızderdest ediliyor...

Siz ise buna karşı sadece kendi partinizin selametiyle hareket arıyorsunuz.

Bu tek cümle ile Dar çerçevedir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55