• BIST 89.953
  • Altın 145,342
  • Dolar 3,6209
  • Euro 3,9098
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 22 °C

Yapıcıoğlu, PKK, barışa hiçbir zaman inanmadı

Yapıcıoğlu, PKK, barışa hiçbir zaman inanmadı
İstiklal Gazetesi'nden Vedat Yavuz'a konuşan Yapıcıoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Yapıcıoğlu, PKK'nın, barışa hiçbir zaman inanmadığını ve barış olmasını da istemediğini belirtti.

İstiklal Gazetesi'nden Vedat Yavuz'a konuşan Yapıcıoğlu,HÜDA PAR’ın 1 Kasım seçimlerinde AK Parti ile bir dirsek teması oldu. Son dönemdeki destek AK Parti hükümetine mi yoksa devlete olan aleni destek mi ve bu destek devam edecek mi?

HÜDA PAR’ın 1 Kasım seçimlerinde AK Parti ile dirsek teması olduğu tespiti doğru değil. Meclis dışındaki bazı partilerle seçim ittifakı amacıyla ön görüşmeler oldu. Fakat bu görüşmelerden bir şey çıkmadı. Şu anda da daha önce de kategorik olarak kimseye destek veya köstek olmadık. Bizim muhalefet anlayışımız gereği kim yaparsa yapsın yanlışa karşı çıkar, doğruyu ise destekleriz. AK Parti’nin de doğru yaptığı şeyleri destekler, yanlışlarına da karşı çıkarız. Bu dün böyleydi yarın da böyle olmaya devam edecek.

HÜDA PAR Doğu ve Güneydoğu'da etkili bir siyasi parti olmasına rağmen Müslüman Kürtlerin oylarını neden alamıyor? Önümüzdeki süreçte bu konuda parti olarak nasıl bir yol haritanız olacak?

Biliyorsunuz HÜDA PAR 19 Aralık 2012 tarihinde kuruldu. İlk yerel seçimlere girdiğimizde partimizi kuralı henüz 15 ay olmuştu. Buna rağmen kıt imkânlarla seçime girdiğimiz yerlerin hemen hepsinde üçüncü parti olduk. Seçimi az bir farkla kaybettiğimiz yerler de oldu. Zamanla daha iyi yerlere geleceğiz inşallah. Önümüzdeki seçimlere kadar 3 yıl gibi bir süre var. Bu süreyi iyi değerlendirerek kendimizi halkımıza anlatmaya çalışacağız. Öyle inanıyoruz ki halk bizi yakından tanıdıkça daha fazla destek verecektir. Öte yandan başarıyı sonuç odaklı olarak tanımlamıyoruz. Başarı doğru çizgi üzerinde kalabilmektir. Bir yerlere gelebilmek için ilkeleri çiğnememek, çiğnetmemektir. Bizler doğruları anlatmaya devam edeceğiz.

Kamuoyundan Berkin Elvan ya da İsmail Korkmaz’a gösterilen tepki PKK tarafından katledilen Yasin Börü, için gösterilmedi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de sol kesimler basını daha etkili kullanıyor ve yeri geldiğinde dayanışma içerisinde olabiliyor. Bu nedenle kamuoyu oluşturma veya kamuoyunun tepkisini yönlendirmede başarılı oluyorlar. İslami kesimde veya dindar insanlar arasında hem dayanışma eksik hem de basını etkili kullanma konusunda eksiklikler var maalesef. Allah müminleri kardeş kılmıştır, ancak Müslümanlar kardeşlerine yeterince sahip çıkmıyorlar. Allah kardeşler olduğumuz şuurumuzu pekiştirsin.

PKK, “Çözüm Süreci”ni sabote ederek Temmuz ayından bu yana saldırılarına tekrardan başladı. PKK neden çözüm sürecinin bitmesini istedi ve çözüm sürecinden dönüşü olmayacak bir yola mı girildi?

PKK, barışa hiçbir zaman inanmadı ve barış olmasını da istemedi. Adına çözüm süreci denilen çatışmasızlık sürecinde de silahlanmaya devam etti. Bugün şehirlerde patlatılan yüzlerce kiloluk bombaları belki daha sürecin başlarında depoladılar, asfaltın altına gömdüler. Yani barışa en yakın olduklarını söyledikleri zamanlarda bile yoğun bir şekilde çatışma hazırlığı yaptılar.

Çözüm sürecinin buzdolabında olduğu yönünde açıklamalar yapıldığında biz sürecin morgda olduğunu söyledik. Sorun mutlaka çözülmeli ancak bahsettiğiniz sürecin devam etmesine imkân kalmadığını düşünüyorum. Morgda olana doktor artık bir şey yapamaz. Cenaze gassala teslim edilir.

PKK, “özerklik ilan ettik” dediği bir kaç ilçede hendek kazıp barikatlar kurdu. PKK tam olarak Sur ve Cizre’de ne yapmak istiyor? Örgüt çatışmaları neden şehirlere taşıdı?

Olabildiğince fazla sayıda sivil insanın ölmesini istiyor. Daha önce de bazı yerlerde alan hâkimiyetini kurmuşlardı. İnsanları sorguluyor, haraca bağlıyor, dağa kaldırıyorlardı. Şehir merkezlerinde gündüz saatlerinde silahlı bir şekilde geziyorlardı. Kendilerine dokunan da yoktu. Özerklik ilan ettikleri yerlerde Belediye başkanlıklarını ve bütün meclis üyeliklerini de almışlardı. Üstelik 14 Temmuz 2011 günü bütün Kürtler adına özerklik ilan etmişlerdi. Bu ilan nedeniyle takibata da uğramamışlardı. Bu kez ilan ettikleri özerklikle birlikte barikatlar ördüler, barikatların başında nöbet tutan elemanlarının fotoğraflarını basına servis ettiler ve kolluk güçlerini o bölgelere girmeye veya hükümeti polisi göndermeye mecbur ettiler. Kendilerine ve hazırlıklarına güveniyorlardı belki. Çok kayıp verdirme ve çok sayıda sivil insanın ölümüyle işi uluslararası alana biraz daha çekmeyi denediler. Fakat ellerinde patladı, kazdıkları çukurlara düştüler ve çıkamıyorlar.

PKK’nın hendek kazmasındaki amacı neydi? Bölge halkı sözde özerklik çağrısına ve hendeğe neden itibar etmedi?

Marjinal Marksist sol teorileri pratiğe dökmeyi test etmek istediler. Bölgeyi adeta bir laboratuvar olarak kullandılar. Bölge halkı ise çatışma istemiyor. Şehir merkezlerinde ve hele kapısının önünde hiç istemiyor. Zaten 7 Haziran seçimlerinden önce Kürt meselesinin çözümünün siyasetle olması adına destek istediler ve güçlü bir destek aldılar. Fakat PKK bu desteği kendi şiddet yöntemlerine ve silahına destek olarak görmek ve göstermek istedi. Birkaç aydır neredeyse her gün halkı sokağa çağırmalarına rağmen halk bu çağrılara kulak vermeyerek çatışma istemediğini net bir şekilde ortaya koydu. 

Bölge halkı son yaşananlardan sonra PKK’nın Kürtleri temsil etmediğini anladı mı?

Bölge halkı anladı anlamasına da darısı diğer bölgelerde yaşayanlara ve bir kısım siyasilere diyelim.

Çatışmaların devam ettiği ilçelerdeki operasyonlar uzun sürdü diyenler de var. Yürütülen operasyonları nasıl buluyorsunuz? Güvenlik güçlerimizin gerçekleştirdiği operasyonları başarılı olduğunu düşünüyor musunuz?

Operasyonlar da sokağa çıkma yasakları da uzun sürdü. İnsanlar evlerinin içerisine hapsoldu. Çatışma ortamında, sokağa çıkmanın yasak olduğu yerlerde sağlıklı bilgiler almak da kolay değil. Operasyonların başarısı ise hukuk içerisinde kalmakla ölçülmeli. Hukuk dışına çıkanlara hiç müsamaha gösterilmez ve en küçük bir hukuksuzluk yapana hesabı sorularsa, kasıt veya ihmal sonucu hakkı ihlal edilenlerin hakları iade veya tazmin edilirse, operasyonlardan sonra yeniden benzer durumların yaşanmasına fırsat verilmezse başarıdan söz edilebilir. Yoksa başarı az kayıp vererek çok kayıp verdirmek değildir.

zekeriya-yapicioglu.JPGzekeriya-yapicioglu.jpg

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55