• BIST 94.887
  • Altın 245,281
  • Dolar 6,3495
  • Euro 7,4057
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 27 °C
  • Antalya 27 °C

Yalanlarla baş edememek!

Veysi DEMİR

İslam düşmanları; Küresel emperyalizm ve Dünya siyonizminin, İslam dünyası ve Müslümanlar üzerindeki planlı, programlı şeytani projeler ve kumpaslarına karşı uyanık olmamız gerekir.

İslam düşmanları bizimle bir taraftan maddi ve fiili savaşla ortadan kaldırmaya uğraşırken, öbür taraftan da binamızın altını yozlaşma, ifsad çalışmaları ve kara propaganda faaliyetleri ile oymaya devam ediyorlar.

Müslümanları asli vazifeleri olan kulluk, adalet ve İlay-ı Kelimetullatullah sancağını yeryüzüne hakim kılma davasından uzaklaştırmak için İslam düşmanlarının bir başka oyunu da “yalanlar” ile yolumuza köstek ve bu yalanlarla bizleri meşgul edip kulluktan ve davamızdan geri bırakmak istiyorlar.

Merhum Erbakan’ın 1996-1997 iktidarı döneminde de, şimdide dikkat edilirse belli kesimler sürekli olarak yalan olduğunu ve yalanlarının ortaya çıkacağını bildikleri halde, sırf gündemi değiştirmek ve enerjimizi boşa harcatmak için ortaya olmadık konular atarlar. Bizlerde veya o konunun muhatabı parti, cemaat ve kesimlerde o yalanı ortaya çıkarmak için günler hatta haftalarca uğraşırız. Bu arada yapmamız gereken sorumluluk ve hizmetlerimizi askıya almış oluruz. Onlarında aslında istediği tamda budur. Yani “şeytan taşlamaktan tavafa vakit bulamadık” sözü burada birebir yerine geliyor. Bizim anlamamız gereken nokta; bunlarının amacının aslında bizlere tavaf yaptırmamak olduğunu kavramamızdır. Bu yalanları ortaya çıkınca, utanmazca taktik gereği bu defa daha büyük yalan ile ortaya çıkarak kamuoyunu meşgul ederler. Çünkü onları yöneten şeytanları bunu onlara telkin ediyor.

Özellikle siyaset sahnesinde hep bu şekilde yalan ile gündem oluşturup gündemin öznesi onlar oluyor ve bizlerde farkında olmadan bu yalan lokomotifine vagon oluyoruz. Oysa bizim yapacağımız şey: “İt ürür kervan yürür” diyerek asli görevimiz olan tavafa yönelmektir. Yoksa yalanlarla baş edemeyeceğimiz gibi, vaktimizi ve imkanlarımızı heba ediyoruz. Seyid Rıza’nın seksen yıl önce tek parti rejiminin zalim yöneticilerine, “her şeyinizle baş ettim, yalanlarınızla baş edemedim…” demesi gibi yalanlarla baş edilemez. Onun için bizler bu konuda şuurlu ve bilinçli davranarak, bu yalanlarla bizleri oyalamak isteyen siyasetçiler, TV ve gazeteleri vs. adam yerine koymayalım. Ciddiye almayalım ki; Kendi kendini sokan akrepler gibi yalanlarıyla helak olsunlar.

Siyaset ve medya gündemini onların belirlemesine izin vermeden, İslami hizmet yolunda ihlasla yapacağımız cehd ve İslam düşmanı güçlere karşı yapacağımız mücadelenin stratejisini bizler belirleyip gündem yaptığımızda anca başarılı oluruz.

Dedikodu kültürü

“Dedikodu kültürü” inancımıza, örfümüze ve medeniyetimize tenakuz bir şekilde maalesef aramızda yaygınlaşmış durumda. Eskiden kadınlar dedikodu yapıyorlar diye şayiası yapılırdı. Şimdi ise bakıyoruz; erkekler kadınları fersah fersah geçmiş durumda. İnsanlarımız yapacak bir işleri yokmuş gibi, birbirlerini çekiştirip, hased ve dedikodularını yapar oldular. Kalbin ve dilin afeti olan nefsi ve ruhi hastalıkların; hele hele eşyanın tabiatına aykırı bir şekilde olmaması gereken bir şekilde, dindar kitleler arasında yayılıyorsa bu vahim bir durumu izah ediyor demektir.

Dedikodu, gıybet, iftira, kıskançlık ve hased gibi nefsi hastalıklar ile ilgili ayet ve hadislerde o kadar uyarı olmasına ve bunların devamlı okunmasına rağmen, kalbe ulaşmayıp bu günahları işlemeye devam ediyoruz. Bakıyoruz ki; güzel hizmetler yapıp emeği geçen kardeşlerimizi iyilikle anıp onların o güzel hasletlerine gıpta edip örnek alacağımıza kıskançlık ve hased ile kardeşlerimiz hakkında dedikodu yaparak, onu kötülemeye başlıyoruz. Kötülememizle insanlar kötü olmaz. Yapabiliyorsak çıtayı yükselterek, hizmet sancağını daha yukarılara taşıyalım. Bunu yapmayıp ta; hased ve kıskançlık ile hareket etmeye devam edersek, İslam ahlakına aykırı davranmış ve günah bataklığına saplanmış oluruz. Bunları yaptığımızda adımızın Fuat, Mehmet, Hasan, Hüseyin vs. olmasının bize bir faydası olmayacaktır.

Selam ve dua ile…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55