• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 18 °C
  • Antalya 21 °C

'Türkiye-Rusya işbirliği, Suriye sorununun çözümü için anahtar'

'Türkiye-Rusya işbirliği, Suriye sorununun çözümü için anahtar'
Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Türkiye ile Rusya arasında kurulan Suriye konulu üçlü mekanizmanın, Suriye sorununun çözümünde 'anahtar' noktalardan biri olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Ağustos’ta Rusya’nın St. Petersburg şehrinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmesinin ardından normalleşme süreci hız kazanmış, iki ülke, Suriye konusunda dışişleri bakanlıkları, genelkurmay başkanlıkları ve istihbarat teşkilatlarından temsilcilerin yer aldığı 'üçlü mekanizma' oluşturmuştu.

Türkiye-Rusya normalleşmesinin ardından Suriye’de yaşanabilecek gelişmeleri Sputnik’e yorumlayan Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Suriye meselesinde daha önce iki ülkenin büyük fikir ayrılıkları yaşadığını anımsatırken Türkiye ile Rusya arasında kurulan mekanizmanın çok önemli olduğunu belirtti.

Karasar, "Türkiye-Rusya normalleşmesi elbette Suriye konusunda iki tarafın birbirini çok daha iyi anlayabileceği, mesajları birbirlerine birinci ağızdan net olarak iletebileceği bir mekanizma kuruyor. Bu çok önemli bir şey. Daha önce basın aracılığıyla ya da uluslararası platformlarda neredeyse birbirine meydan okuyan yaklaşımlar sergileyen iki ülke, samimi bir şekilde bu mekanizma sayesinde bir araya gelip birbirlerinin bakış açılarını, duruşlarını ve onlarla ilişkili olan gerek Suriye merkezi yönetiminin gerekse Suriye muhalefetinin çeşitli kollarının pozisyonlarını birbirlerine anlatma konusunda önemli bir çok taraflı iletişim kanalı açıyor ki bunu, Suriye sorununun çözümü için anahtar noktalardan biri olarak görüyorum” diye konuştu.

'KISA VADEDE ÇÖZÜME ULAŞILMASI ZOR'

Suriye’de çok kısa vadede çözüme ulaşılmasının zor olduğunu belirten Karasar, “Çünkü Suriye sorunu da çok basit bir sorun değil. Beş yıldır çok fazla kanın döküldüğü, çok fazla mülteci sorunlarının oluştuğu, bütün bölge ülkelerini, komşu ülkeleri, hatta onların uzağındaki ülkeleri etkileyen, bütün tarafların da dünya çapında birbirlerine müttefikler bulduğu bir sorundan bahsediyoruz. Ama yine de bu tür diyalog mekanizmalarının oluşması iyimser olmak için nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Türkiye ile Rusya arasında kurulan üçlü mekanizmanın geçen hafta yapılan ilk toplantısında Rusya’nın militan ve silah akışının durdurulması için Türkiye-Suriye sınırının kapatılması meselesini gündeme getirdiği belirtilmiş, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da dün yaptığı açıklamada Türkiye’nin, Suriye sınırında uluslararası denetim sağlanması konusunu değerlendireceğine söz verdiğini ifade etmişti.

'TÜRKİYE-SURİYE SINIRINDAKİ GÜVENLİK KAYGILARINI GİDERECEK ÖNLEMLER HIZLA ALINACAK'

Karasar, Türkiye-Suriye sınırının kapatılması konusunda “Türkiye-Suriye sınırını tam anlamıyla mühürlemek çok kolay bir şey değil. Ancak hem üçlü mekanizmanın görüşmelerinden hem de sahadaki gerçeklikten şunu anlıyoruz; geçtiğimiz yıllardaki kadar sınırın iki tarafına gidiş gelişler kolay olmayacak, çok daha sıkı tedbirler alınacak, kontroller olacak. Ancak sınırın tamamen ‘nefes alınmaz’ şekilde kapatılması hem sınırın iki tarafındaki mülteciler hem de insani gerekçelerle hem de teknik açıdan mümkün görünmüyor. Ancak Sayın Lavrov’un da ifade ettiği güvenlik kaygılarını hemen hemen tamamen giderecek önlemlerin hızla alınacağını görüyoruz”  dedi.

Öte yandan Rus savaş uçaklarının bugün ilk kez İran’daki Hamadan üssünden havalanarak Suriye'deki IŞİD ve El Nusra Cephesi hedeflerini vurduğu açıklandı. Rusya Federasyon Komitesi Dış İlişkiler Komitesi üyesi İgor Morozov da yaptığı açıklamada İran’ın yaptığına benzer bir şekilde Türkiye’nin de terörle mücadele operasyonlarında İncirlik Üssü’nü Rus Hava Kuvvetleri’nin kullanımına açabileceğini söyledi.

'RUSYA’NIN İNCİRLİK’E İHTİYACI YOK'

Türkiye’nin İncirlik üssünü Rusya’nın kullanımına açacağını düşünmediğini belirten Karasar, “Rusya zaten Doğu Akdeniz’de askeri varlığını resmi olarak tescillemiş bir ülke. Rusya’nın Türkiye’den herhangi bir üs talebi olduğunu, ya da Türkiye’nin herhangi bir üssüne ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. O yüzden bunu çok olası bir gelişme veya istek olarak gündemde bulunacağını düşünmüyorum” dedi.

Karasar, yine de uzun vadedeki gelişmelerin şimdiden öngörülmesinin zor olduğuna işaret ederek “Ama şöyle düşünmek lazım; Türkiye ile Rusya’nın normalleşmeyle birlikte atmış oldukları adım sadece Suriye için değil bölgesel güvenlik açısından bir adım. Bölgenin iki büyük aktörünün karşılıklı olarak diyalog kanallarını tam anlamıyla açmalarını, ‘Geçmişteki ilişkilerimiz iyiydi, şimdi daha iyisini hedefliyoruz’ açıklamasını ben çok önemli buluyorum. Çünkü geçmişteki ilişkilerimiz pek çok açıdan, ticaret, turizm, askeri ve teknik işbirliği dâhil olmak üzere biraz el yordamıyla kurulmuş ilişkilerdi. Ama bundan sonra hem bölgesel hem de küresel dengeler göz önünde tutularak çok daha hesaplı, çok daha rasyonel planlamalar ve adımlar atılacağını göz önünde tutarsak uzun vadede neyin olacağını kimse şimdiden öngöremez” diye konuştu.

'HALEP'İN STATÜSÜ ÇOK DAHA ÖNEMLİ'

Türkiye ile Rusya’nın Halep’in statüsü konusunda ortak bir anlaşmaya varmalarının böyle bir üs anlaşmasından çok daha önemli olduğunu ifade eden Karasar, “Şu anda Türkiye’nin de özellikle ABD ve AB’nin pozisyonlarının belirsizliğinden dolayı Rusya ve İran’ın pozisyonlarını daha iyi anlamaya ihtiyacı var, daha da iyi anladığını düşünüyorum. Ama aynı zamanda Türkiye’nin hassasiyetlerinin de bu diyalog kanalları sayesinde İran ve Rusya Federasyonu tarafından daha yakından anlaşılacağını, daha haklı gerekçelerinin görüleceğine inanıyorum. O yüzden işin askeri boyutları bir yana, onlar da önemli ama, hem insani hem politik boyutlarında önemli gelişmeleri beklememizin sebebi bu, 6 ay, bir yıl içinde Suriye’de bir iyileşme açısından” dedi.

'TÜRKİYE MENBİÇ KONUSUNDA BEKLE-GÖR POLİTİKASI UYGULAYACAK'

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun, Rusya ve ABD’nin Suriye'nin Halep kentindeki terörist gruplara ortak operasyonlar düzenlemeye yakın olduğu açıklamasına dikkat çeken Karasar, “ABD ve Rusya arasında bu konuda ortak bir askeri planlama safhasına geçildiyse Türkiye’nin odaklanması gereken yer Kuzey Suriye’dir, yeni oluşacak askeri ve toplumsal dengelerdir, Türkiye’nin hassasiyetlerine de ABD başta olmak üzere bütün tarafların en azından saygı göstermeleridir. Türkiye’nin o konudaki hassasiyetlerini de biliyoruz; Fırat’ın batısına Türkiye’nin istemediği güçlerin yerleşmemesi. O konuda da hem Rusya hem de İran tarafından, hem de aslında ABD ve AB tarafından çok fazla bir itiraz gelmiyor. Ancak sıcak savaşın günlük gerekçeleri öne sürülerek bazı oldubittiler oluyor. Türkiye bu konuda bekle-gör politikası uygulayacak. Ama hassasiyetlerine özen gösterilmediği kanısına kapıldığındaysa kendi nev-i şahsına münhasır politikalarını devreye sokacaktır” diye konuştu.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55