• BIST 1.099
  • Altın 457,320
  • Dolar 7,3003
  • Euro 8,6566
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 36 °C
  • Antalya 37 °C

Prof. Dr. Kırımlı: “Putin rejimi insanlığın başındaki en büyük belalardan biridir”

Prof. Dr. Kırımlı: “Putin rejimi insanlığın başındaki en büyük belalardan biridir”
Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, “Rusya’da yapılan referandumun tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyebiliriz.” dedi.

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Rusya’da yapılan referandumu değerlendirdi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2036’ya kadar görevde kalabilmesinin önünü açan anayasa değişikliği için 25 Haziran’da başlayan ve altı gün süren referandum sürecini İlke Haber Ajansı’na (İLKHA) değerlendiren Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, “Rusya’da yapılan referandumun tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı. 

“Referandum sonucunda çıkan evet oranının hiçbir anlamı yok”

Putin Rusya’sındaki ne seçimlerin ne referandumların gerçek demokrasi manasında herhangi bir geçerliliği olamadığını belirten Kırımlı, “Burada yapılan seçim ve referandumlara Belçika veya Norveç’te yapılan seçim ve referandumlar gibi bakma lüksümüz yok. Rusya’da yapılan referandumu ancak Türkmenistan’daki veya Suriye’deki seçim veya referandumlar ile kıyaslayabiliriz. Bu ölçü ile bakılırsa ancak anlaşılabilir. Referandum sonucunda çıkan evet oranının hiçbir anlamı yok. Çünkü bu önceden ayarlanmış bir sonuçtu. Ayrıca bu referandumda internet üzerinden de oy verilebiliyordu. Rusya’nın internet sahtekarlığı konusunda dünyanın zirvesinde olduğunu biliyoruz. Hatta Amerika’daki seçimlere dahi internet üzerinden müdahale etmiş ve seçimin sonucunu değiştirmiş bir ülke olarak Rusya’nın yaptığı bu referandumu ciddiye almak mümkün değil. Bu referandumun yapılma nedeni olarak yapılacak olan değişikliklere halkın desteği olduğu intibaını uyandırmak olduğunu söylemek mümkün. Özellikle bu pandemi sürecinde işler daha kötüye gitmeden ve ekonomi iyice bozulmadan toplumsal bir destek olduğu izlenimi oluşturmak için yapılmış bir referandum.” dedi.

“Putin şu anda Rusya’yı tamamen 19. yüzyıl mantığıyla yönetiyor”

Kırımlı, “Yapılan anayasa değişikliğine baktığımızda öncelikle şunu belirtmemiz gerekir, yasa veya anayasa kâğıt üzerinde olandan ziyade nasıl uygulandığı ile ilgilidir. Çünkü Stalin’in anayasası da görünüşte baya demokratikti. Burada da yapılan anayasa değişikliğinde aynı husus geçerli. Ancak Rusya’nın yaptığı sadece kâğıt üzerinde demokratik bir görünüm elde etmek değil bir de fırsattan istifade yapılan ve ilerisi için ciddi endişeler oluşturan bazı düzenlemeler var. Herkes bu referanduma Putin’in 2036’ya kadar devletin başında kalma garantisi diyor. Zaten 1999’dan beri öyle ya da böyle ülkenin başında duruyor ve kimse bunun anayasaya uyup uymadığını çokta sorgulayamıyor. Tabi meselenin bu olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Putin şu anda Rusya’yı tamamen 19. yüzyıl mantığıyla yani emperyal hedefleri olan ve tek adam yönetimiyle idare edilen, demokrasi ile uzaktan yakında alakası olmayan bir ülke haline getirmeye çalışıyor. Putin’nin Rusya’sında ne gerçek manada demokratik bir muhalefete ne de başka bir milletin söz sahibi olmasına yer var.” ifadelerini kullandı.

“Burada aslında yapılmak istenen Rusça dışındaki diğer dilleri tamamen yok etmek”

Putin Rusya’sında tamamen KGB kafasıyla yönetilen bir diktatörlükte gayri Rus milletlere asimile olmak ya da sadece etnografik veya folklorik bir unsur olmak dışında hiçbir yer olmadığını söyleyen Kırımlı, şöyle devam etti:

“Putin aslında bunu 1999’dan beri her seferinde satır aralarında ifade etmektedir. Bunun aksini düşününler Çeçenistan’da Putin’in neler yaptığına bakabilir. Şimdi bu anayasa değişikliğindeki sorunlara tek tek bakalım. Deniyor ki, Rus kanunları her türlü milletlerarası hukuk belgesinin üzerinde olacaktır. Bu anlamı şu, modern dünya ile Rusya’nın hiçbir anlamı olmayacak, hukuki manada 17. yüzyıl kafası ile devam edilecek. Yani Rusya içinde her şey yapılabilir. Enternasyonal her türlü anlaşma dışarısı için bir şovdur. Yani Rusya hukuki manada bir hapishaneye dönüştürülecek. Maalesef Batıda birçok insan işin bu vahim yönleri ile değil de homoseksüel evlilik var mı yok mu tartışmasını öne çıkarıyor. Bir diğer sorun milletler ile ilgili olan bölümler. Zaten Putin geldiğinden beri Rusya’nın federasyon görüntüsünü minimize edecek her şeyi yaptı. Rusya dahilinde muhtariyeti olan bölgelerin hepsi istinasız her bakımdan Rusya’ya bağlı durumda. O bölgelerde yapılan seçimlerin hiçbir değeri yok. Bu bölgelerin başındaki insanlar genel validen farklı değil. Bütün bu sistem içerisinde gayri Rus milletlerin dilleri için sadece folklorik ve sembolik bir alan belirlenmiş, bunun dışında hiçbir alanda izin verilmemektedir. Örneğin, bunların içerisinden gerek İslam dillerinin gerekse Türk dillerinin çok önemli bir parçasını oluşturmasına rağmen sembolik bir hale dönüştürülmüş durumda. Bu bölgelerde anadilde eğitim adeta yok seviyesinde şu anda. Bu anayasa değişikliğinde ifade edilen Rusçanın kurucu dil olarak ilan edilip üstünlüğünün gösterilmesi aslında zaten var olan Putin politikalarının devamı niteliğinde. Burada aslında yapılmak istenen Rusça dışındaki diğer dilleri tamamen yok etmek.”

“Kırım’ın işgaline karşı gösterilen tepkilerin önü kesilmeye çalışılmaktadır”

Putin rejiminin insanların başına bela olduğunu vurgulayan Kırımlı, “Kırım’ın işgaline geldiğimizde ise, hiçbir meşruiyeti olmayan, hukuki hiçbir dayanağı olmayan bir işgal söz konusu. Bu anayasa değişikliği ile Kırım’ın işgaline karşı gösterilen tepkilerin önü kesilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bu şekilde işgal iyice tahkim edilmiş olmaktadır. Son olarak gözden kaçan ama bilhassa habis bir özellik taşıyan bir değişiklik.  Bilhassa 2. Dünya Savaşı ve Rus halkının kahramanlığı vurgulanarak tarihi hakikatin tahrif edilmesine izin vermeyeceği şeklindeki madde öylesine kötü niyetli bir madde ki ancak bilmeyen insanlar bunu Rusya tarihine sahip çıkıyor olarak algılayabilir. Ancak öyle değil. Aslında bu madde ile Rusya’nın 2. Dünya Savaşı’nda yaptığı bütün karanlık icraatları, milyonlarca insanın vatanlarından sürülmesini, Kızıl ordunun yaptığı akıl almaz işkence ve zulümleri ve genel olarak Stalin döneminin bütün insanlık suçlarının dile getirilmesi, ifade edilmesi anayasal bir suç haline getirilmiş oluyor. Örneğin, Çeçenlerin, Kırım Tatarlarının veya Ahıska Türklerinin sürgünlerini anlatmaya kalktığınızda bu anayasaya göre suç işlemiş sayılacaksanız. Son olarak söyleyeceğim şey şu, Putin rejimi insanlığın başındaki en büyük belalardan biridir. Özelliklede Rusya halkı için bu böyledir.” dedi.(İLKHA)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55