• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 20 °C
  • Antalya 26 °C

Nereye Gidiyoruz?

Veysi DEMİR

15 Temmuz akşamı ülkemizin ve halkımızın geleceğine ipotek koymak isteyen hain güçlerin darbe girişimi ve sonrasında yaşanan görevden almalar, gözaltılar, olaylar ve patlamalara şahid oluyoruz.

Darbe girişiminin püskürtülmesinden sonra ülke olarak daha önce yaşamadığımız olaylara ve sıkıntılarla karşı karşıya kalıyoruz. Öyle görünüyor ki, darbe planının arkasında olan emperyal güçler, B,C,D planlarını devreye koydular ve bir gün PKK eliyle bir gün IŞİD eliyle yapılan vahşetlerle karşı karşıya kalıyoruz.

Peki, bu saldırılar nasıl oluyor nasıl gerçekleştiriliyor? Bu kadar bomba nereden tedarik ediliyor? Asıl önemli olan bunların sorulması ve tespit edilmesi halinde patlamaların arkasında kimlerin olduğu ve nasıl elde edildiği ortaya çıkarılacaktır.

Aslında biz bunun cevabını çok iyi biliyoruz ama ne çare ki Devlet ve Hükümet yetkilileri zamanında yapılan iyi niyetli uyarıları dikkate almadılar. 17/25 Aralık olayından sonra nerede bir FETÖ’cü varsa bölgeye gönderip tarihinin hatasını yaparak, kuzuyu kurda teslim ettiler. Bunun neticesi 6-7 Ekim vahşetinde ortaya çıktı. Sonrasında 22 Temmuz saldırısı ve sonrasında sözde “Çözüm Sürecinin” buzdolabına kaldırılarak, çatışma süreci, çukur siyaseti ve sözde “özerklik” ilanları ile bölge tam bir ateş çemberine ve kaosa sürüklendi. Tabi bölgemizde çukurlar kazınmaya başlanmadan önce Eski Zaman Gazetesi Baş yöneticisi Ekrem Dumanlı’nın gizli olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret ederek Gültan Kışanak ve HDP/DBP’li sözde yetkililerle görüşmesini unutmayalım. 

İki gün önce İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın basına yansıyan açıklamalarına şahid olduk: Bakan Ala, FETÖ’nün PKK’ya yardım ettiğini anlatarak, 81 İlin Emniyet Müdüründen 74’ü ve 7 bin istihbaratçıdan 6500’ünün FETÖ’cü çıktığını söylüyor.

Peki, Sayın Bakan! Bunlar yapılırken siz neredeydiniz? İçişleri Bakanı veya Başbakanlık Müsteşarı değil miydiniz? Neden buna göz yumdunuz. En önemlisi bunlarla nasıl çözüm sürecini yürüttünüz ve 28 Şubat 2015 ‘te yapılan sözde Dolmabahçe Mutabakatına nasıl imza attınız?

FETÖ ile mücadele ederken bunlarında hesabını yapmanız ve yaptığınız hatanın veya sizi yanlış yönlendirenlerden hesap sormanız gerekmez mi?

Birde darbe ihanetinden sonra açığa alınan,  gözaltına alınan ve tutuklanan bu kadar hakim ve savcının FETÖ mensubu çıkmasından sonra bu hakim ve savcıların verdiği kararların akıbeti sorulmayacak mı? Bunların kumpasları ile hayatları karartılan binlerce belki de on binlerce insan ile ilgili verdikleri karar ve hükümler geçersiz sayılıp bu kişilere iade-i itibar verilmesi gerekir.

Yine FETÖ mensubu çıkan bu istihbaratçıların raporlarıyla fişlenerek hayatları karartılan insanların hali ne olacak? Bunlarla ilgili acil olarak bir düzenleme yapılmalıdır. Raporlar ve şahıslar hain kumpasçıların olunca bunların verdiği rapor ve kararlarında aynı amaç doğrultusunda olduğu aşikardır. Bunun için derhal adım atılarak darbecilerin rapor ve görüşleri ile hayatları karartılan kesimlere verilen bu zalimane cezalandırma süreci sona erdirilerek, özür ve tazminat hakları işletilmelidir.

Selam ve dua ile…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55