• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Antalya 16 °C

Hidayet Hikayeleri- 8: İhsan Taberi

İhsan Pınar

İhsan Taberi, İran komünistleri tarafından 1941 yılında kurulan TUDEH Partisinin ana teorisyeni ve kurucu üyesidir. Aktif mücadelesinden dolayı Sosyalizmin merkez üssü olan SSCB ve Doğu Almanya’da 20 yıl sürgün hayatı yaşamıştır.

        1979 İran İslam İnkılabından sonra devrim lideri İmam Humeyni, genel bir af ilan etmiş ve yurt dışına çıkmak zorunda bırakılmış bütün İran vatandaşlarını ülkelerine dönmeye davet etmişti. Siyasi düşüncelerinden dolayı yasaklanan, sürgün olanlar ülkelerine dönmüş ve siyasi çalışmalarına devam etmişlerdi. Ancak zamanla ortaya çıkan ayrılıklar yüzünden bölünmeler ve çatışmalar yaşandı.

        SSCB ile olan sıkı bağından olacak ki TUDEH, diğer sol grupların aksine Devrim kadrolarıyla iktidar kavgası yerine ilişki ve uzlaşma yolunu seçti. Ancak 1982 sonrası çıkan anlaşmazlıklar ve Sovyetler Birliğinin desteğiyle bir darbeye hazırlandığı iddiasıyla TUDEH üyeleri tutuklanmaya başlandı.

        Tutuklananlar arasında Komünist teorisyen ve yazar İhsan Taberi’de bulunmaktaydı. Birçok kitap, hatta İslam dini üzerine kitaplar yazan İhsan Taberi, klasik ve ezberletilmiş önyargıyla din ve Mollaları işbirlikçi, teslimiyetçi ve çağdaş ilimlerden bihaber yobazlar olarak görmekteydi. Hatta “ okusalar, araştırıp gerçeği öğrenseler, benim gibi komünizmi savunurlar” düşüncesini taşıyordu.

        Cezaevi ‘Medresedir’ derler. Cezaevleri, dış etkenlerden uzak yalın bir akıl ve düşünceyle baş başa kalan insanın doğruyu bulması ve doğruda karar kılması için uygun bir zemindir. Aydın ve mücadele adamının boşa harcanacak zamanı olmaz. Zaman çok; zamanı değerlendirmek için olacak ki tutuklu İhsan Taberi, cezaevi kütüphanesinde bulunan kitapları okumaya başlar. Ancak Ayetullah Mutahhari’nin kitabını okuduğunda şok olur. Hiçbir zaman adam yerine koyup dinleme ve anlama tenezzülünde bulunmadıkları Molla’da müthiş fikirler bulur. Merak ve heyecanla kütüphane de bulunan Ayetullah Muttaharri’nin bütün kitaplarını okur ve cezaevi idaresinden Ayetullah Mutahhari’nin bütün kitaplarını ister. Okudukları onu şaşkınlığa çevirmiştir. Nasıl olurda bütün hastalıkların ilacı yanı başındayken o, çözüm ve çareyi el kapılarında dilenmiştir. Zihnindeki gerici, teslimiyetçi… İslam düşüncesinin sebebini irdelediğinde; bunun İslam’ın ana kaynaklarından değil de İslam düşmanı ve karşıtı kaynaklardan edindiğini fark etmiştir. Ve maalesef aydın ve çağdaş geçinenlerin çoğunun hastalığıdır bu. İslam’ı önyargısız olarak kendi ana kaynağı Kur’an ve Sünnetten öğrenmez, ateist ve Siyonist gibi İslam düşmanlarının öğrettikleriyle İslam ve Müslümanlara saldırırlar.

      Eğer teorisyenleri İhsan Taberi gibi araştırsalar, ideallerindeki Adalet ve ideal toplumun ancak İslam’la gerçekleşebileceğini göreceklerdir. Aradığı mükemmeliyeti İslam’da bulan 50 yıllık komünist İhsan Taberi, kelime-i Şahadet getirerek Müslüman olur ve Mayıs 1984’’te çıktığı televizyonda yaptığı açıklamasında; cezaevinde Ayetullah Mutahhari’nin kitaplarını okuduğunu ve son 40 yıldır yazdığı her şeyi ret etme noktasına geldiğini söyledi. Bütün okuduklarının ve hayatının ‘yıkıcı- zarar verici’ ve tamamen sahte olduğunu artık anladığını, bunun nedeninin emperyalizm ve Siyonizm’le ilişkileri olan, Şah Pehlevi beslemesi Masonlar, seküler laikler ve batılı liberal ve Marksistler gibi güvenilmez düşünürlerin fikirleri olduğunu söyledi.  

      Darısı Hakkı ve Adaleti arayan, insanlık ve iyilik elçisi tüm insan severlere…   

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55