• BIST 100.618
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5120
  • Euro 3,9960
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 22 °C
  • Antalya 24 °C

Fakire az zengine çok tazminat dönemi bitecek mi?

Fakire az zengine çok tazminat dönemi bitecek mi?
İstanbul Güneşli’de yaşayan ve geçirdiği bel fıtığı ameliyatından bir gün sonra, doktor hatası nedeniyle hayatını kaybeden, iki çocuk annesi Zülbiye Kıran (32)’ın ailesine layık görülen tazminat yürekleri sızlattı.

Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada, eş Mehmet Kıran için 6 bin 298 lira; kızı Tuğba için 22 bin 975 lira; oğlu Turgay için 26 bin 97 lira olmak üzere 55 bin 380 lira maddi; her bir davacı için ayrı ayrı 15 bin lira olmak üzere toplam 45 bin lira manevi tazminata hükmedildi.

Aynı durumdaki zengin aileler yüzbinlerce lira tazminat alırken maddi durumu iyi olmayan Zülbiye Kıran’ın geride bıraktığı eşi ve çocuklarına toplam 100 bin lira maddi ve manevi tazminat öngörüldü. Anne acısının karşılığının kişi başına 15-20 bin lira olarak belirlenmesi acılı aileyi bir kez daha yıktı.

FAKİRİ MAĞDUR EDEN UYGULAMA

Tazminatın düşük olmasının nedeni ise fakire az zengine çok ödenmesine neden olan harç sistemi!

Sekiz yıl süren davanın ardından acıları tazelenen ailenin avukatı Ali Erişen, yerel mahkemenin kararını Yargıtay’a temyize götürdü. Tazminat cezalarında fakirleri mağdur eden uygulamanın değiştirilmesi için Yargıtay’dan emsal karar çıkarmayı hedefleyen Av. Ali Erişen’in girişimi, aynı durumdaki binlerce vatandaşın umudu oldu. Fakire yüksek tazminat umudu doğdu. Fakirler şimdi Yargıtay’ın Zülbiye kararını bekliyor.

“ACININ ZENGİNİ, FAKİRİ OLMAZ”

“Hukukumuzda manevi tazminatın gerekçesi acının ağırlığı ölçüsünde olmalıdır” diyen ailenin avukatı Ali Erişen, fakire az zengine çok tazminat ödenmesine neden olan uygulama hakkında şunları söyledi:

“Bel fıtığı ameliyatından sonra doktor hatası yüzünden ölen Zülbiye Kıran’ın ailesi doktor ve hastaneden toplamda 150 bin TL talep etti. Çok daha yüksek rakamlar talep etmeyi düşünmelerine rağmen manevi tazminat davalarında uygulanan mahkeme harcını karşılamayacak durumda olan aile istediği makul tazminatın da verilmemesi üzerine yargıya olan güvenini kaybetti. Bu durum insan haklarına aykırı. Çünkü acının zengini, fakiri olmaz.

ACININ KARŞILIĞI KİŞİ BAŞINA 15-20 BİN LİRA!

Örneğin 1 milyon lira tazminat talep etmesi gereken bir kişinin 20 bin lira civarında harç yatırması gerekiyor. Bu miktardaki harcı yatıracak maddi gücü olmayan bu rakamı talep edemiyor.

Hukukumuzda manevi tazminatın gerekçesi acının ağırlığı ölçüsünde olmalıdır. Anneye en çok ihtiyaçları olduğu zaman annesini kaybeden çocukların acısının karşılığı kişi başına 15-20 bin lira olmamalı.

TAZMİNATA HÜKMEDİLİRKEN TARAFLARIN EKONOMİK VE SOSYAL DURUMUNA BAKILIYOR!

Zengin daha çok tazminatı hak ederken maddi durumu iyi olmayan insanlar ise daha az tazminatla yetinmek durumundadır. Benzer olaylar karşısında hükme bağlanan manevi tazminat oranları arasında derin uçurumlar bulunmaktadır. Mahkemeler gelenekselleşmiş biçimde mağdurların talep ettikleri manevi tazminat miktarlarını çok daha düşük belirlemektedir. Maalesef mahkemeler manevi tazminata hükmederken tarafların ekonomik ve sosyal durumunu çok fazla dikkate almakta, bunun dışında yasada öngörülen olayın özelliklerini değerlendirmemektedirler.

KUSURLU TARAF ÖDÜLLENDİRİLİYOR

Ayrıca mahkemeler tazminatın caydırıcı özelliğini hiçe sayarak kararlar vermekte ve mağdurun yaşam hakkını sona erdiren veya ciddi sonuçlara yol açabilen vakalarda kusurlu taraf ödüllendirilmekte ve aynı ihmalin tekrar edilmesinde mahkeme kararları caydırıcı bir unsur teşkil etmemektedir.”

“EVDE TUZLU AYRAN İÇ HASTANEYE GELME” DİYE DİYE ÖLDÜRDÜLER

Bel fıtığı ağrısı çeken iki çocuk annesi Zülbiye Kıran, 6 Ekim 2008 tarihinde İkitelli’deki Özel B... Hastanesi’nde ameliyat masasına yattı. 11:00 sıralarında başlayan ameliyat 13:00’te bitti.

Zülbiye Kıran, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı E.O.K.’nın gerçekleştirdiği ameliyattan çıktı çıkmasına ama ters giden bir şeyler vardı. Eşi Mehmet Kıran’ın ifadesine göre midesi bulanıyor, gözleri kararıyordu. Ne oturabiliyor ne de ayağa kalkabiliyordu. Hemşire serum ve iğne verdi. Daha sonra hasta eve gönderildi.

Ertesi gece tekrar mide bulantısı başladı. Eşi hastaneyi aradığında ‘bol su ve tuzlu ayran’ takviyesini önerdiler. Mehmet Kıran 23.00’te işe gidecekti. Eşi ‘Gitme can’ dedi. O da işyerinden izin aldı. Eşi fenalaşınca ambulans çağırdı. İddiaya göre ambulansta ne doktor ne de hemşire vardı. Ve Zülbiye Kıran, vefat etti!..

ISRARLA HASTANEYE GETİRİLMEMESİ İSTENDİ

Kıran çiftinin kapı komşusu Keziban Pekmez’in ifadesi ise hastanenin yaklaşımını ortaya koyuyor:

“Aynı gün Zülbiye Hanım’ın hastaneden çıkarılmasına şaşırmıştım. Hastanenin çıkardığını söylediler. Durumu kötüydü. Ertesi sabah hastaneyi aradılar, hastane yine hastanın getirilmemesini istedi. Akşama doğru iyileşmeyince ben ısrar ettim. Ambulans geldiğinde durumu çok fenaydı. Hatta kolu düştü. Hastaneye vardıktan yarım saat sonra vefat ettiğini söylediler. Doktoru ortalıkta yoktu.”

YÜKSEK SAĞLIK ŞURASI DOKTORU HATALI BULDU

Eşi Mehmet Kıran, önce otopsi isteyip ardından dava açınca olay Yüksek Sağlık Şurası’na gitti. Yüksek Sağlık Şurası 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun görüşünün alınmasını istedi. 15 Nisan 2009 tarihli Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu “Otopsi raporunda tanımlanan bulgulara göre, kişinin ölümünün sol arteria iliaka kommunisteki 0.5 cm çaplı tam kat laserasyona bağlı iç kanama sonucu meydana geldiğini” ortaya çıkardı.

Bu rapora bağlı olarak Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu da 16 Aralık 2009 tarihinde damar yaralanmalarının bu tür ameliyatlarda görülebilen bir komplikasyon olduğu, ancak bu komplikasyona ameliyat sonrası hastadaki takip eksikliğinin düzgün takip edilip teşhis konularak acil müdahale edilmesi gerektiği, tıp kurallarına uygun hareket edilmediği kararına vardı. Yani Adli Tıp Kurumu’na göre doktor hastayı ameliyattan sonra takip etmemiş ve ölümüne sebebiyet vermişti.

TAKDİRLİK ÖĞRENCİLERDİ, OKULU BIRAKTILAR

Anne Zülbiye Kıran’ın ölümünden haliyle en fazla çocukları etkilendi. Hayatını kaybettiği sırada büyük kızı Tuğba 13, oğlu Turgay ise henüz 11 yaşındaydı. İkisi de okulda başarılı öğrencilerdi. Tuğba, her yıl eve takdirname getiriyordu. Annesinin vefatından sonra ikisi de okulu bıraktı. Annesine düşkün olan Turgay, içine kapandı, sedef hastalığına yakalandı ve vücudunda yaralar çıktı. Acılı eş Mehmet Kıran’ın ise saçları beyazladı. Baba Kıran “Çocuklara hem annelik hem babalık yapmak çok zormuş” diyor.

AİHM’E GİDECEK

Bir canın bedelinin bu kadar ucuz olamayacağını vurgulayan Av. Ali Erişen, Yargıtay’dan vicdanları biraz olsun rahatlatacak emsal karar çıkmadığı takdirde davayı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne taşımaya hazırlanıyor.

av.-ali-erisen.jpg

zulbiye-kiran.jpg

 

Kaynak: HÜR24 Haber
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Sıcak Hava Tansiyon Düşmanı​28 Haziran 2017 Çarşamba 13:47
  • 100 yıllık tedavi umut ışığı oluyor28 Haziran 2017 Çarşamba 10:16
  • Güzel yemek isimleri kilo aldırıyor28 Haziran 2017 Çarşamba 09:56
  • Batman'da halk bayramlaşması28 Haziran 2017 Çarşamba 00:23
  • Türkiye Afrin'de YPG'yi bombalıyor28 Haziran 2017 Çarşamba 00:10
  • Yapıcıoğlu, Batman'da partililerle bayramlaştı27 Haziran 2017 Salı 23:40
  • Van'da kitlesel bayramlaşma27 Haziran 2017 Salı 22:05
  • Peygamber Sevdalıları Diyarbakır'da bayramlaştı27 Haziran 2017 Salı 21:15
  • Kılınç: Geçmişi Ramazan olanın geleceği bayram olur!27 Haziran 2017 Salı 19:51
  • Mayın şehitleri mezarları başında anıldı27 Haziran 2017 Salı 14:25
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 658 98 55