• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Antalya 25 °C

Erler yaşanan dehşeti gözler önüne serdi

Erler yaşanan dehşeti gözler önüne serdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada serbest bırakılan Kulesi Askeri Lisesi'nde görevli erlerin mahkeme sorgusunda anlattıkları, darbe girişimi gecesi Çengelköy'de yaşanan dehşeti gözler önüne serdi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından sevk edildikleri nöbetçi İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından sorgulananKuleli Askeri Lisesi Lisesi Emniyet ve Muhafaza, Hizmet ve Ulaştırma Bölükleri'nde görevli erler, 15 Temmuz darbe gecesi, İstanbul'da olayların başladığı Çengelköy'de neler yaşandığını anlattı. Sevk edilen askerlerin birçoğunun terhislerine çok az bir zaman kaldığı dikkati çekerken, Azerbaycan uyruklu misafir bir askeri öğrencinin de o gece gözaltına alınanlar arasında olduğu belirlendi.

"Halkı terörist diye düşündüm"

Sorgulanan erlerden Şafak Korkut, olay günü gazinoda olduklarını ve Yüzbaşı Samet Örenler'in herkesi çağırdığının kendilerine söylendiğini belirterek, "Biz diğer kapıdan çıkıp kaçarken komutanlar gelmemizi söyledi. Samet Yüzbaşı bana, 'inşaat takımına çık, arkadaşlarını bul, halı sahadaki kale direklerini sök' dedi. Yardıma gelen bir kaç erle birlikte kale direklerini söktük. Başka bir arkadaş gelerek bizi mühimmat aldırmaya yolladı. Komutanlarımıza da mühimmat aldık. Sonra, 'helikopter gelecek' dendi ve geldi, halı sahanın ışıkları kapattırıldı. Biraz durdu helikopter. Komutanlarımıza ne yaptığımızı sorduk. 'Tatbikat olduğu, prosedür gereği olduğunu' söylediler." ifadesinde bulundu.

Helikopterin ayrılıp ikinci kez geldiğini ve içinden çıkan 3 kişinin okulun içine koşmaya başladığını aktaran Korkut, "Aykut Satmaz astsubaya telefon geldi. Bölük komutanı Samet Örenler arıyordu. 'Tüm askerleri toplayın, mühimmat alın ve nizamiyeye gelin' dedi. Nizamiyeye gittik ve çıktık. Sağda solda polisler vardı. O arada karşıda cami imamını rütbeliler çıkartmaya çalışıyordu. İmamı neden çıkardıklarını bilmiyorum. Cami imamı halkı sokağa çağırdı. Daha sonra rütbeliler gibi onu aldılar. Polisleri görünce, 'terörist eylemi olabilir, bizi de en yakın birliğiz diye çıkarıyorlar' sandım. Araca bindirdiler. 10 kişi kadardık. Bizi Çengelköy'e götürüp benzinlikte beklettiler. Sonra ileri gitmememizi söylediler. Halkı, 'terörist' diye düşündüm." dedi.

Hiçbir sivile zarar vermediklerini, okul komutanı olan Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın bu sırada herkesi yere çöktürüp bir alana topladığını gördüğünü anlatan Korkut, siyah bereli, adının "Halit" olduğunu düşündüğü bir yüzbaşının ileride halka doğru ateş açtığını, araçlar geldiğini, orada bayağı bir süre durduklarını ve sonra yanlarına Üsteğmen Mustafa Paycı'nın gelerek komutana, "ileriden çok kişinin kendilerine doğru geldiğini" söylediğini dile getirdi.

Üsteğmen Mustafa Paycı ve yüzbaşı, camiden çıkan 50-60 yaşlarında insanlara da nişan alarak öldürmek amacıyla ateş etmeye başlamıştı. Sabah namazı saatleriydi. Orada karşımızdakilerin halk olduğunu anladım. Camiden çıkanlar sadece karşıdan karşıya geçiyordu ve ne sözlü ne de fiziki direnişleri söz konusuydu. Biz orada sadece 'terörist var' sandık. Sonradan uyandım. Birliğe dönünce hemen üzerimizi değiştirip teslim olduk."

"Kalabalık halka silahlarınızı sıkın yoksa ben sizin kafanıza sıkarım"

Er Recep Özbakır da, nöbet sonrası içtima olduğunu ve akşam tatbikat olacağının bildirildiğini belirterek, ona göre hazırlık yaptıklarını, akşam saat 19.00-20.00 arası iç bahçeye toplandıklarını, söylenmesi üzerine silah ve mühimmatlarını alarak aşağı indiklerini, o arada öğrenciler bulunduğunu ve her öğrenci başına bir asker verildiğini söyledi.

Kendilerini dışarı çıkararak ayrı yerlere gönderdiklerini ve kendisinin Beykoz istikametine doğru 35-40 kişi ile beraber gittiğini kaydeden Özbakır, şöyle konuştu:

"Albay Mehmet Karapekmez, bize yoldaki kişileri, 'sıkı yönetim ilan edildi' şeklinde uyarmamızı istedi. Beykoz'a yaklaşınca bazı insanlar karşı gelmeye başladı. Albay Mehmet Karapekmez bunun üzerine havaya ateş etmeye başladı. Bize tatbikat olduğu söylendi. İnsanlar fazla olduktan sonra Kuleli'ye geri döndük. Halk bizi, 'en büyük asker bizim asker' diye kolladı. Yarbay Erdal Kılınç, 'kalabalık halka silahlarınızı sıkın yoksa ben sizin kafanıza sıkarım' şeklinde söyledi. Ben sadece bir kere havaya ateş ettim. O da zorla ettirildim. Bizi Kuleli'nin yanında sabaha kadar bekletip içeri soktular. Mühimmatlarımızı ve silahlarımızı aldılar. Kuleli'nin aşağı bölgesindeki lojmanların orada 25-30 kişiydik. Haberlere baktık. Operasyon var diye gördük. Komutanlar kalmamıştı. Biz ilk önce teslim olmaya giderken teslim olmamıza izin vermeyen okul komutanı Kurmay Albay Mürsel Çıkıkçı idi. Sonra öğlene doğru sivillerimizi giyip teslim olmaya karar verdik. Bölükçe hep beraber teslim olduk."

"Haydi aslanlarım, önünüze geleni vurun"

Şüphelilerden er Şevket Şen ise, olay günü tatbikat olduğu için aşağı inmelerinin istendiğini ve bölük komutanları Yüzbaşı Samet Örenler'in geç kaldıkları için kendilerini azarladığını belirterek, "Sonra üstümüzü giyip silahlarımızı aldık. Kale direklerini ve brandaları söktük. Helikopter geleceği söylendi. Helikopter bir kere indi. Bize ışıkları kapattırdılar. Birilerini aldılar ancak ben görmedim. 15-20 dakika sonra helikopter yine gelerek birilerini aldı ve gitti. Daha gelmedi. Aykut astsubayı nizamiyeden arayarak silahlarımızı alıp gelmemiz gerektiğini söylemişler." dedi.

Nizamiyeden arabalara bindirilip Çengelköy'e götürüldüklerini ve okul komutanı Çıkıkçı'nın kendilerine, "Haydi aslanlarım göreyim sizi, önünüze geleni vurun" dediğini aktaran Şen, "Bizi arabaların arkasında mevzi alacak hale getirdiler. Ön tarafta çatışanlar vardı. Onlar polisle çatışıyordu. Başka ateş eden yoktu. Sadece ikisi vardı. Askerler de mevzi aldı ve bekliyorlardı. Sivilleri uyarıyorlardı. İsmini bilmediğim uzman onbaşımız sivilleri oturtuyordu, 2 tane de özel kuvvet polisi vardı. O polisler ve ismini bilmediğim uzman çavuşlar sivillerin ellerini kelepçeleyip oturtuyorlardı. Okul komutanım Çıkıkçı, sivilleri bayağı bir dövüyordu. Sabaha kadar oradaydık. Saat 05.30- 06.00 sularında emir geldi ve biz Kuleli'ye döndük. Silahları teslim ettik. Polisler bizi aldı. Buradaki herkesi Kuleli içinde aldılar." ifadesini kullandı.

"Çevik kuvvetler bize yardımcı oluyorlardı"

Tatbikat olacağını öğrendikten sonra silahını bulamadığını, Yüzbaşı Samet Örenler'in normal bir silah alabileceğini söylediğini ve okul komutanının kendilerini topladığını söyleyen er Şükrü Şahin Yükselmiş de, "20-25 kişilik bir grup halindeydik. Bize, 'kimse çekilmeyecek, korkmayacak, şu an sadece tatbikat yapıyoruz, ileriye yürüyeceksiniz' dedi. Herkesi zorla nizamiyede kamyonete bindirdiler. Kamyonetler yarım saat sonra teker teker çıktı. Ben binmedim, arkada kaldım bilerek. Herkes mühimmat almak için yürüdü, biz de, 'tatbikat için neden almamız gerektiğini' sorduk. Bize okul tarafında gelen araçlara, 'devam edin, durmayın evlerinize gidin, ortalık güvenli değil' gibi uyarılar yapmamızı söyledi. Biz de bunu yaptık." şeklinde konuştu.

Gece saat 01.00 sularında okul komutanı Çıkıkçı'nın kendi aracıyla Çengelköy'e doğru ilerlediğini ve ileriden çatışma seslerinin gelmeye başladığını dile getiren Yükselmiş, şunları kaydetti:

"Bu arada çevik kuvvetler de nizamiyede araçları ve yayaları geçirmemizde bize yardımcı oluyorlardı. Okul komutanımız geldiğinde sivil insanları darp etmeye başladı. Biz o zaman farklı bir şey olduğunu anladık. Ben ilk defa tatbikat gördüm. Bunu da eski okul komutanımızı uğurlama amacıyla yapacağımızı söylediler. Biz nizamiyeden girmeye çalışınca komutanlar içeri sokmadı. Biz karşı gelince bu sefer, 'kafana sıkarım' şeklinde tehdit etti. Sonra ben Çengelköy'e doğru yürümeye başladım. Saat 2.00 sularıydı ve silah sesleri azalmıştı. Okul komutanı Çıkrıkçı şüphelendiklerini ellerini kelepçeleyerek ya da yanındaki çevik kuvvete yaptırarak diziyordu. Biz elleri kelepçeli şahıslara yiyecek içecek verdik. Bilekleri sıkanları çözdük. İleride çatışmada arada kalan kişiler gördük, yardımcı olduk. Geri çekildik. Sabah saat 06.00 sularıydı. Mürsel Çıkrıkçı bize, 'tam dolduruş yapacaksınız' dedi. Birkaç er komutana karşı geldik. Telefon görüşmesi yaparak tanımadığı bir askeri Çengelköy tarafına yolladı. Sonra geri gelmeler başladı. Biz de sabah okul civarında bulunan çevik kuvvet otobüslerine bindirilerek okula getirilip sonrasında polis ekiplerine teslim olduk. Saklanabilen varsa saklanmıştır. Ben silahımı bulamadım başkası da benim silahımı almış olabilir."

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55