• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 32 °C
  • Antalya 33 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Güncelleme" açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Güncelleme" açıklaması
Partisinin genel merkezinde Siyaset Akademisi'nin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İslam'ın güncellenmesi" sözüne açıklık getirerek, "Biz dinde reform diye bir şey aramıyoruz. Haddimize mi?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AK Parti 18. Dönem Siyaset Akademisi"nin açılışında konuştu.

Akademinin faaliyetlerine bugüne kadar 60 bin kişinin katıldığını ve bunlardan 25 bininin süreci başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandığını belirten Erdoğan, "Bunun benzeri siyaset dünyasında yoktur, siyasi partilerde böyle bir şey yok. Çünkü onlar siyaseti, hiçbir zaman bir okul olarak görmedi ama AK Parti, bu işin aynı zamanda mektebi oldu. Ülkemizde halkın siyasete ilgisini artırmayı, her alanın uzmanları tarafından verilen bilgilerle daha bilinçli siyaset yapılmasını amaçlayan bu faaliyet diğer partilere de örnek olmuştur. Çünkü biz ilklerin partisiyiz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, hayatın her alanı gibi siyaset akademisinin de zaman içinde gelişerek sürekli ileri gittiğini söyledi.

Milletin tamamını kucaklayan bir parti olarak siyaset akademisinin görüş ve meşrep ayrımı yapmaksızın herkese kapısını açtığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Akademi programlarına katılanların yaş ortalamasının 36 olması, katılımcıların üçte birinin kadınlardan oluşması, programın her eğitim öğretim düzeyinden ilgi görmesi yürütülen çalışmanın ne derece isabetli ve kapsayıcı olduğunu gösterir. Bugün de yaklaşık 6 bin 500 katılımcıyla 30 ilimizde akademimizin yeni dönemini başlatıyoruz.  

Geçtiğimiz 10 yılda siyaset akademisi programlarımızın gerçekleşmesinde emeği olan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. 2019 gibi önemli bir dönemecin hemen öncesinde başlattığımız bu faaliyetin, parti ve ülke olarak hedeflerimize ulaşmamız konusunda çok önemli katkıları olacağına inanıyorum." 

"BU KADRO SİCİLİ AK, ALNI AK, BAŞI DİK BİR KADRODUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim tarihimiz de tıpkı adımız gibi aktır. Bu kadro; sicili ak, alnı ak, başı dik bir kadrodur." dedi. AK Parti'nin iktidara gelmesinin üzerinden 15 yıldan fazla süre geçtiğini, buna rağmen Türk milletine ilk günkü aşkla hizmet ettiklerini vurgulayan Erdoğan, hayata geçirdikleri her proje, çözdükleri her sorun, ekonomiye kattıkları her artı değerin, kendilerini ilk günkü gibi heyecanlandırdığını söyledi. 

Erdoğan, "Bugün AK Parti halen zihniyet, söylem, siyaset yapış tarzı itibarıyla Türkiye'nin en geniş partisidir. AK Parti 10,5 milyona yaklaşan üye sayısıyla bu ülkenin en dinamik, en yenilikçi partisidir. Partimizin asıl gücü işte bu özelliklerdir." dedi. 

Erdoğan, zaman zaman kendilerine 15 yıllık iktidarın sırrının sorulduğunu, gittikleri ülkelerde muhataplarının onca saldırıya ve sınamaya rağmen nasıl ayakta durduklarını sorduklarını aktararak, şunları söyledi:

"Bizim bu kadar enerjiyi nereden bulduğumuzu, yorulup yorulmadığımızı merak ediyorlar. Biz de onlara hep aynı cevabı veriyoruz. 'Milletiyle beraber yürüyeni alaşağı edebilecek hiçbir fani güç yoktur.' diyoruz. 'Hakk'ın ve halkın iradesinden başka irade tanımayız. Aşk ile çalışan yorulmaz, ne zaman ölürsek işte o zaman yoruluruz.' diyoruz. Her an ölümle iç içe olacağız."

Onun için her an ölecekmiş gibi ebedi aleme, hiç ölmeyecek gibi bu dünyaya çalışacaklarını ifade eden Erdoğan, AK Parti'yi anlamak isteyenlerin başka yerlere değil öncelikle bu ilkelere bakmaları gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Bizim 15 yıldır devam eden, her gün daha da güçlenen hizmet yolculuğumuzun sırrını çözmek isteyenler, cevabı bu hasletlerde aramalıdır." dedi. 

cumhurbaskani-erdogan-098.jpg"KUR'AN-I KERİM, RABBİMİZİN EMRİ GEREĞİ KIYAMETE KADAR CARİDİR"

Değişim meselesinin asırlara ve her konuya sari bir husus olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Değişimi inkar etmek, kafasını kuma gömen deve kuşu misali kendi kendini kandırmak demektir. Elbette asla değişmeyen ve değişmeyecek olan kurallar da ilkeler de vardır. Mesela İslam'ın son din olduğu asla değişmeyecek bir hakikattir. Bununla kimse oynayamaz. Biz buna böyle iman etmişiz. Mesela Allah'ın, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'de bize açıkça ifade ettiği hükümler, yani naslar asla değişmemiştir, değişmeyecektir.

Dinimiz İslam ve kitabımız Kur'an-ı Kerim, Rabbimizin emri gereği kıyamete kadar caridir. Bu da dinimizin ve kitabımızın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kıyamete kadar gidecek olan tüm toplumlar, yaşanacak tüm hadiseler, ortaya çıkacak tüm yeni durumlar karşısında söyleyecek sözü olduğu anlamına gelir."

"ZAMANIN DEĞİŞMESİYLE AHKAMIN DA DEĞİŞECEĞİ İNKAR EDİLEMEZ"

Kur'an-ı Kerim'in, her an ve her zaman söyleyecek sözünün bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ama bunlardan hareketle yapılan içtihatlar, geliştirilen kurallar ve bunların uygulamadaki karşılıkları elbette zamana, şartlara, imkanlara göre değişecektir. Mecelle kaidesidir." dedi.

"Ezmanın tagayyürü ile ahkamın tagayyürü inkar olunamaz." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yani zamanın değişmesiyle ahkamın da değişeceği inkar edilemez. Kurallar bunlardır, bunlarla hareket edilir. Eğer biz, içtihatları değiştirmezsek yani uygulamaya ilişkin kuralları, içinde bulunduğumuz şartlara göre sabit olan naslara uygun şekilde yenilemezsek sadece kendi kendimizi kandırmış oluruz.

Müslümanlar eskiden olduğu gibi şimdi de kendilerini sürekli olarak geliştirmek durumundadır. Müçtehitlerimizin de tarihin seyri içinde yaptıkları bu değil midir? İnsanlığın bugün ulaştığı noktada sahip olduğu imkanları; teknolojiyi, iletişimi, şehirleşmenin getirdiği insan ilişkilerini nasıl yok sayabiliriz. Bu tutum biraz önce ifade ettiğim Mecelle kaidesine de aykırıdır." 

Bu tartışmanın en çarpıcı örneklerinin son günlerde kadınlar konusunda yaşandığını dile getiren Erdoğan, yalnızca ilmi zeminde, teorik bir tartışmanın konusu olacak hususların, toplum önünde alelade bir meseleymiş gibi konuşulmasını içeriğinin ötesinde yöntem olarak da doğru bulmadığını belirtti.

Türkiye'de pek çok örneği görülen ifrat, tefrit ortamında insanların, kime kulak vereceğini, neye itimat edeceğini şaşırdığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu konularda konuşma yetkisi benim değil, ben Diyanet İşleri Başkanı değilim. Ben Cumhurbaşkanıyım ama Cumhurbaşkanı olarak, bir Müslüman olarak üzerinde sorumluluğu olan bir insan olarak dinime getirilen bu zafiyete de bizim tahammülümüz yok. Burada bildiğimizi, inandığımızı da söylemek zorundayız. Temenni ediyorum ki, şu anda Başbakan Yardımcımız da burada, bu konuyla ilgili Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanımız alanı boş bırakmaması lazım. İşte bu tür adamlara bu alan boş kalır da bunlar konuşursa ortaya böyle zaaflar çıkar. Bu konularda tabii asıl ön alması, tavır alması gereken hocalarımızın, bu kadar ilahiyat fakültemiz var, ilahiyatçılarımızın, muteber alimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da sesleri duyulmuyor veya korkuyorlar. Ne korkuyorsun be kardeşim. İslam ilmiyle mücehhez olan bir ilim erbabı korkar mı? Çıkacaksın gerçek neyse bunu söyleyeceksin. Hiç kimsenin Türkiye'ye böyle bir kafa karışıklığı yaşatmaya, dinimizi böylesine karikatürize etmeye hakkı yoktur. Bizim itirazımız hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Biz bir dinde reform, böyle bir şey aramıyoruz. Böyle bir derdimiz de yok. Haddimize mi? Asla."

Önüne gelenin çıkıp da kadın, genç ve yaşlılarla ilgili ileri geri konuşmasının İslam'a getirdiği lekeyi, gölgeyi görmemezlikten gelemeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "İslam'ı değişime kapalı bir din olarak göstermeye çalışan zihniyet ile İslam ile uzaktan yakından ilgisi olmayan çarpıklıkları dinimize mal etmeye çalışan zihniyet, aslında aynı gayeye hizmet etmektedir. Her iki yanlışın da önüne geçebilmek için Türkiye'de din eğitim ve öğretiminin sağlıklı bir temel üzerinde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır." dedi.

cumhurbaskani-erdogan-099.jpg"SİZ BU FAKİRİ KORKUTAMAYACAKSINIZ"

Ülke ve millet olarak ağır bir bedel ödenilen FETÖ tecrübesinin, bu bakımdan çok önemli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte bizim ilahiyatçılarımız, Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Diyanet İşleri Başkanlığımız, bunlar meydanı bu FETÖ gibi alçaklara bıraktılar ve toplum bu hale geldi. Bu bize örnek olmayacak da hangisi bize örnek olacak. El Kaide, DEAŞ, Boko Haram gibi terör örgütleri sahih İslam'ın öğretilmesi konusundaki eksikliği kullanarak ortaya çıkmış ve palazlanmıştır. Şimdi de dünkü yaptığım konuşmadan sonra birileri aynen bu şekilde sosyal medyada konuşmaya başladılar. Siz bu fakiri korkutamayacaksınız, hak neyse ben onu söylemeye devam edeceğim. Kitabımızın, Kur'an'ımızın, İslam'ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Bu tür gözlüklerle bakarak kalkıp da dinimize fatura kesmeye, kestirmeye de hakkınız yok. 'Bu örgütlerin arkasında falanca var, filanca var' yaklaşımı doğru da olsa bizim derdimize derman olmaya yetmiyor. Şayet arkanda kim olursa olsun, kullanılan kişiler bizim insanlarımız ise ortada çözmemiz gereken ciddi bir mesele var demektir."

"NE KADAR İSLAM DÜŞMANLARI VARSA ARKASINDA"

"FETÖ'nün arkasında kimler var görüyorsunuz değil mi? " diye soran ve salondaki partililerden "Amerika var." karşılığını alan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece orası olur mu canım, '160 ülkede çalışıyorum' diyor. Ne kadar İslam düşmanları varsa onlar arkasında. Dert ümmeti bölmek, İslam'ı bölmek, İslam'ı parçalamak, zayıf düşürmek. Bizim bunlara asla zemin hazırlamamamız gerekiyor. Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de biz kullarına defalarca yönelttiği yüzlerce 'Düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz' sorusu herhalde bize. Bunun üzerinde durmamız, düşünmemiz, çalışmamız lazım. Ömrünü İslam'a, İslam'ı anlamaya, anlatmaya adamış ilim adamlarımızın da yardımıyla bu meselenin üstesinden geleceğimize inanıyorum. Bu konuda ilgili kurumlarımızın ve muteber ilim adamlarımızın daha cesur davranmasını, daha aktif olmasını özellikle rica ediyorum. Aksi takdirde hep birlikte çok büyük bir vebal altında kalacağımız açıktır."

"ASLA FIRSAT VERMEYECEĞİZ"

Türkiye'nin önünde bu tür tartışmaların dışında çözmesi gereken çok önemli sıkıntılar bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Ülkemizin güvenlik kaygılarının vehimden kaynaklanmadığı, çok haklı sebepleri olduğu attığımız her adımda biraz daha doğrulanıyor. İşte güya DEAŞ ile mücadele ettiğini söyleyen ve ülkemizin sınır ötesi operasyonlarını 'dikkatleri dağıtıyor' diye engellemeye çalışanların asıl gayesi gün gibi ortaya çıkmıştır fakat benim bugün özellikle şu son 1-2 gündür gündemde olan konuyla ilgili söyleyeceğim son söz şu, kardeşlerim biz AK Parti olarak... Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, AK Parti'nin Genel Başkanı olarak sözüm şudur; az önce de hadis-i şerifi söyledim, kucaklayıcı olacağız, dinine gölge, leke düşürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Sosyal medyada, şurada burada saldıranlar, şunlar bunlar olacak, unutmayın eğer haksızlık karşısında susarsanız dilsiz şeytan olursunuz. Bu konuyla ilgili olarak da bizler yapılması gerekeni hamdolsun bugüne kadar akil baliğ olduğumuzdan beri yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Şu son günlerdeki atılan adımları asla affetmiyoruz."

Cerablus'a, El Rai'ye, El Bab'a da böyle yürüdüklerini anlatan Erdoğan, "Eğer bu sıradan sosyal medyada konuşanlar, var ya eğer onların dediği gibi hareket etmiş olsaydık, biz de yan gelip yatacaktık ama biz bir şeye inanıyoruz, o da nedir? 'Zulme rıza zulümdür.' ve sınırlarımızda bizi taciz edenlere karşı duramazdık." diye konuştu.

"Ama bunun bu kadar sakalı var" diyenler olduğunu belirten Erdoğan, Yunus Emre'nin "Dervişlik olaydı tac ile hırka, biz dahi alırdık otuza kırka" sözünü hatırlatarak şunları söyledi:

"Adam geliyor sakalı var, işte giydikleri ortada ama günahsız insanları nasıl bu kadar acımasızca öldürür, böyle bir yetki var mı? İslam'da böyle bir yetki var mı? 'Bir insanın ölümüne neden olmak, alemin ölümüne neden olmak gibidir'. Hüküm bu. Ben söylemiyorum, dinim emrediyor. 'Bir insanın hayat bulmasına vesile bulmak da tüm insanlığın hayat bulmasına vesile olmak gibidir'. Bunu da dinim emrediyor. Onun için Mekki ayetlerle Medeni ayetleri iyi analiz etmek, oradan çıkaracağımız çok şeylerin olduğunu da bilmek gerekir."

cumhurbaskani-erdogan-100.jpg"BİR ANDA DÜŞMANLAR DOST OLUYOR"

Zeytin Dalı Harekatı'na değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda hedef Afrin. İyi bir noktaya geldik. Girerken sordum, son durum nedir? Etkisiz hale getirilenlerin sayısı 3171 oldu. Artık Afrin merkez kuşatılmış vaziyette. Her an Afrin merkeze inşallah girmekle karşı karşıyayız. İşte bunun için dün DEAŞ'ı yönlendirenler, bugün PKK'nın Suriye kolu olan PYD'yi, YPG'yi üzerimize salıyorlar. Konu Türkiye olduğu zaman bir anda düşmanlar dost oluyor, kapalı kapılar ardına kadar açılıyor, silah ve para oluk oluk akıyor. Şu anda PYD/YPG, bunlar maaşı nereden alıyor? Amerika'dan.

Biliyorsunuz bütçeyi açıkladılar. Ben bunları kendisine söylediğim zaman beyefendi rahatsız oluyor. Niye rahatsız oluyorsun, bütçeye koydunuz. Bu silahları siz gönderdiniz. Zırhlı, öbür taraftan bütün ağır silahlar, silahlı silahsız insansız hava araçları, bunları bölgeye siz gönderdiniz. Nasıl müttefik oluyoruz? Ben tabii ekranda izletince de diyor, 'Her gün bunları televizyonlarınız izletirse Amerikan düşmanlığı çoğalır'. Biz bunların hiçbirini yapmadığımız halde Amerika'da Türkiye düşmanlığı aldı başını gidiyor, bunu neyle izah edeceksiniz? Dert ne biliyor musunuz; siz hiç konuşmayın, hep onlar konuşsun, siz susun. Kusura bakmasınlar, biz hak neyse bunu söyleyeceğiz."

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki (BMGK) daimi üye sayılarının değişeceğine inandığını dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin ilk on ülke arasına girmesi gerektiğini, ilk hedefin bu olduğunu aktardı.

Erdoğan, 15 yıl önce olmayan şeylerin bugün var olduğunu hatırlatarak, şu anda Türk Hava Yolları (THY) uçak filosundaki uçak sayısının 300'ün üzerine çıktığını, en fazla destinasyona uçan ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Yeni geniş gövdeli uçakların geleceğini ve "non stop" 16 saat uçacaklarını vurgulayan Erdoğan, Yavuz Sultan Selim, Osman Gazi, Avrasya, Marmaray ile Asya'yı Avrupa'ya bağlayan AK Parti iktidarlarının yeni atılımlarla çok farklı adımlar atacağını da söyledi.

"KANAL İSTANBUL ÇOK SES GETİRECEK"

Kanal İstanbul'la dünyada yeni bir ufku açacaklarının altını çizen Erdoğan, "Kanal İstanbul, çok ses getirecek. Sıradan bir olay değil o proje ama geciktik. Süratle inşallah şimdi Kanal İstanbul'un ihalesini hemen yapıp işi bitirmemiz lazım." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir asır önce olduğu gibi bir süredir, Türkiye'yi harita üzerinde yeniden tanzime niyetlenenler bulunduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meselenin Arap, Kürt, Türkmen meselesi veya Sünni, Şii meselesi değil, asırlık planların yeniden icrası meselesi olduğunu da biliyoruz. Bu gerçeği sadece biz değil, bölge halklarının artık tamamı da görüyor. Yönetimlerin tercihleri ne olursa olsun, coğrafyamızda yaşayan kardeşlerimizle bu konuda tam bir mutabakat içindeyiz. Onun için güvenlik altına aldığımız her yerde insanlar askerlerimizin boynuna sarılıyor, bayrağımızın dalgalanışını gözyaşlarıyla takip ediyorlar. 'Türkler geldi, bizi teröristlerden kurtardı.' diyorlar. Bize zaten bu dualar yeter."

"BUNLARIN GÖZÜ ELMAS GÖRÜR, ALTIN GÖRÜR, PETROL GÖRÜR"

Bölücü terör örgütlerinin dün asfalta el yapımı bomba yerleştirdiğini anımsatan Erdoğan, İHA'ların tespiti ile bu teröristlerin öldürüldüğünü belirtti. Ancak arkadan gelen, içinde 30 kadar yolcu olan kamyonetin patlatıldığını ve aynı aileden 3 kişinin şehit olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ondan sonra utanmadan sıkılmadan 'Siviller öldürülüyor'. O iş sizin işiniz. Dünyada sivilleri asıl öldüren sizsiniz. Bu ara bir Afrika seyahati yaptık biliyorsunuz. Çok enterasan, bir tanesinin hanımı şunu söyledi: Hanımla beraberiz, dörtlü oturuyoruz. Helikopterlerle ismini vermeyeceğim ülkenin, buralara geldiler buralardan elmasları, altınları, pırlantaları toplayıp götürdüler. Peki ya hiçbir şey de yapmadılar mı? Yaptıkları hiçbir şey yok. Yollar her yer rezalet. Sadece işlerine yarayanı alıp götürdüler."

 Türkiye'nin Suriye topraklarında kesinlikle "işgal" için bulunmadığını belirterek, şunları ifade etti:

"Biz sadece, bu toprakları işgal etmek isteyenlerden, terör örgütlerinden temizleyerek bu toprakları gerçek sahiplerine inşallah teslim edeceğiz. Yapacağımız iş bu. Tabii bunu yaparken de hem kendi güvenliğimizi sağlamak hem de komşularımızın, dostlarımızın dertlerine derman olmak, öyle oturduğumuz yerden mümkün olmayacaktı, bu adımı attık. Bunun için her alanda mücadele etmek gerekiyor. Son 7 yılda yaşadıklarımız bize, sahada yoksak bu mücadelelerden istediğimiz neticeyi elde edemeyeceğimizi de gösterdi."

Türkiye'nin yıllardır sabırla güney sınırlarında güvenliğe, onların ötesinde yaşayanların da huzura kavuşacağı günleri beklediğini aktaran Erdoğan, bu konuda uluslararası platformlarda gereken tüm girişimlerde bulunduklarını söyledi.

Irak ve Suriye'den Türkiye'ye gelen 4 milyona yakın sığınmacıya dünyadan doğru dürüst bir destek olmadan ev sahipliği yapıldığını ve hala da bunun devam ettirildiğini dile getiren Erdoğan, "Ama o beklediğimiz günler bir türlü gelmedi. Sahadaki bir terör örgütünün yerine bir başkası ikame edilerek zulüm ve kan üzerine kurulu düzen hep devam etti. Onların barış ödülleri, onların olsun. İhtiyacımız yok. Bize Rabb'imizin rızası yeter." diye konuştu.

cumhurbaskani-erdogan-101.jpg"BURAYI EMİN BİR BELDE HALİNE YENİDEN GETİRME MÜCADELESİNİ VERİYORUZ"

Türkiye'nin ilk olarak Fırat Kalkanı Harekatı ile bu sahaya girdiğine, benzer şekilde Irak'ta oynanmaya çalışılan oyunları kararlı duruşuyla bozduğuna vurgu yapan Erdoğan, şu ifadelere yer verdi:

"Karşımızda kurulan terör ittifaklarına, kendimizin ihtiyaçlarına ve bölgenin gerçeklerine uygun yeni iş birlikleriyle cevap verdik. Şu anda Suriye'nin Afrin bölgesini teröristlerden temizlemeye yönelik olarak bugün 49. gününe giren Zeytin Dalı Harekatı'nı yürütüyoruz. Burası biliyorsunuz emin bir belde. İnşallah burayı emin bir belde haline yeniden getirme mücadelesini veriyoruz, vereceğiz. Şu ana kadar (etkisiz hale getirilen terörist sayısı) 3171. Bu arada 815 kilometre karelik alanın üzerindeki bölgeyi güvenli bölge haline getirdik. Bölgenin tamamı 2 bin kilometrekare. Aynen Cerablus, 2 bin kilometrekare kontrolümüz altında. Şimdi burada da ilk etapta 2 bin kilometrekarelik alanı kontrolümüz altına alacak, orada güvenliği sağlayacak ve Afrinli kardeşlerimizi kendi evlerine, kendi topraklarına geri göndereceğiz."

"CİNDERES'E DE GİRİLDİ, ORASI BİTTİ"

Erdoğan, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında terör örgütünün Türkiye'nin sınırlarıyla irtibatını tamamen kestiklerini  aktararak, "Afrin şehir merkezinin kuşatılmasının önündeki son engelleri de kaldırıyoruz. Herhalde şu anda 6 kilometre falan bir mesafe Cinderes'ten kalmıştır, o kadar yaklaştık. Allah'ın izniyle iyi gidiyor. Dün güvenlik birimlerimiz ve Özgür Suriye Ordusu Cinderes'e de girdi biliyorsunuz, orası bitti. Evler tek tek elden geçiriliyor." açıklamasında bulundu.

Terör örgütünün sivil halkı nasıl canlı kalkan olarak kullandığını herkesin gördüğünü dile getiren Erdoğan, bölge halkının teröristlerden kaçmak istediğini, ancak bölücü örgütün yola tuzakladığı patlayıcılarla insanları kalleşçe katlettiğini belirtti.

Bölücü terör örgütünün çocukları, kızları, daha bıyıkları terlememiş körpe delikanlıları anne babalarının gözleri önünde vahşice öldürdüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu görüntüler, gün gibi ortadayken kimi kuruluşlar bizi sivillere zarar vermekle itham edebiliyor. Ülkemizden birileri de hala çıkıp, 'Bizim Afrin'de ne işimiz var?' diyebiliyor. Bunları anlamak mümkün değil. Üstelik bunlar da Türkiye'de siyaset yapıyor. Eğer biz teröristleri Afrin'de imha etmezsek, onların gelip eylem yapacağı tek yer Türkiye'dir. Bu açık gerçeği hala anlamayan kimse ya gafildir ya da bilerek böyle davrandığı için haindir. Kimse kendini kandırmasın. Başkalarını kandırmaya da çalışmasın."

"BUGÜN AFRİN'DEYİZ, YARIN MÜNBİÇ'TE OLACAĞIZ"

Suriye'de yaşananların, herhangi bir kesimin kendi hakkını, hukukunu koruma, kendine bir gelecek inşa etme çabası olmadığının altını çizen Erdoğan, "Eğer niyet öyle olsaydı ele geçirilen yerlerde ilk iş bölgenin demografisini değiştirmek, insanların asırlardır oturdukları evlerine, yurtlarına hatta çocuklarına el koymak veya gözleri önünde onları yakıp yıkmakolmazdı." dedi.

Burada amacın bölgenin bağrına asırlar boyunca istenildiği gibi kanatılacak, istenildiği gibi oynanılacak bir hançer saplamakolduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hançeri tutan el de ondan fayda sağlayacak olanlar da şu anda bellidir. Bunları gayet iyi biliyoruz. Kimse bizden göz göre göre hem kendi bağrımıza hem de kardeşlerimizin sinesine böyle bir hançerin saplanmasına rıza göstermemizi, tepkisiz kalmamızı beklemesin. Biz istiklalimiz ve istikbalimiz için her şeyi göze aldık. Bugün Afrin'deyiz, yarın Münbiç'te olacağız. Ertesi gün Fırat'ın doğusunu Irak sınırına kadar inşallah teröristlerden temizlenmesini sağlayacağız."

Türkiye'nin, başka hiçbir ülkede görülemeyecek çok önemli özelliklerinden birinin de farklı alanlarda yürüttüğü mücadeleleri, birbirinden etkilenmeden sürdürebilme kabiliyeti olduğunu vurgulayan Erdoğan, sınırların ötesinde bu operasyonları yürütürken 81 vilayetiyle Türkiye'nin tamamını kalkındırmanın, 81 milyonun tümünün refahını yükseltmenin de mücadelesini verdiklerini söyledi.

"Hamdolsun bugün geçmişle mukayese edilemeyecek kadar güçlü, müreffeh ve özgür ülke var." diyen Erdoğan, bugün, geleceğine umutla bakan, vatandaşlarına öz güven aşılayan mazlum ve mağdurlara sığınak olan güçlü bir Türkiye'nin bulunduğunu belirtti.

30 milyar doları aşkın bir harcamayı sadece Suriyeli mültecilere yaptıklarını anlatan Erdoğan, bunda STK'ların, belediyelerin de yardımlarının bulunduğunu söyledi.

"SİZ BAKMAYIN, KİMİ KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ALİ CENGİZ OYUNLARINA"

Cumhurbaşkanı erdoğan, bugün, bağımsız dış politikasıyla itibarlı pasaportuyla yükselen ekonomisiyle bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye bulunduğunu bildirerek, gecelik faizlerin yüzde 7 bin 500'leri bulduğu, dövizin bir gecede fırladığı, birkaç milyar dolar ile ülke ekonomisinin çökertildiği o ülkenin geride kaldığını, öyle bir ülkenin artık olmadığını vurguladı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Siz bakmayın, kimi kredi derecelendirme kuruluşlarının Ali Cengiz oyunlarına. Onların tek derdi Türkiye'yi köşeye sıkıştırarak, bundan nemalanacak olanlara yol açmaktır. Artık bu kredi notu oyunlarına kendi piyasalarımız ne de uluslararası piyasalar itibar etmiyor. Geçin bu işleri, geçin. Sizin kredi derecelendirme kuruluşları olarakverdiğiniz notlar, bizim karne notu değildir. Bizim karne notu halkımızın notudur, biz buna bakarız. Senin ölçün ne ya? Önce ölçünü ortaya koy. Yanımızda komşu, batmış, bitmiş, tükenmiş. Bir anda dört kademe yükseltiyorsun. Bunu neye göre yapıyorsun? Şu anda pik yapan Türkiye ekonomisiyle ilgili de utanmadan, sıkılmadan kalkıp yok durağanmış, yok bir derece indiriyormuş filan. Ya biz zaten bu işlere alıştık. Sizi de çok iyi tanıyoruz. Biz evelallah bu yolda nasıl basamakları çıktığımızı dünya gayet iyi biliyor."

Türkiye'nin, savunma sanayinde, ihracatta, üretimde kendisiyle yarıştığını, büyüme oranlarında dünyada rekor kırdığını dile getiren Erdoğan, "Sen büyüme oranına mı, ihracatına mı, ülkedeki kişi başına düşen milli gelire mi bakıyorsun? Neye bakıyorsun? Bunlarda ölçü siyaset. Türkiye'nin siyaseti emir alma siyaseti midir yoksa emir verme siyaseti midir? Evet, biz artık bunlardan emir almıyoruz." diye konuştu.

"KUSURA BAKMA, TÜRKİYE'NİN BAŞBAKANI BENİM"

Son gittiği Davos Zirvesinde, IMF ile yaşadığı olayı hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunların meşhur başı vardı, Strauss-Kahn diye. Fransa'da bazı hülle işlerine filan karıştı. Seçime girecekken seçime de giremedi. Bunlar o zaman bizim IMF'de para pul işlerini değil, siyaseten de bizi yönetiyorlardı. Biz dedik ki 'Paranı, alacağını gel tahsil et de ama bizde siyaset yapma. Eğer bizim ülkemizi siyaseten de yönetmeye kalkarsan, kusura bakma Türkiye'nin Başbakanı benim. Ben yöneteceğim. Sen de paranı al.' Sonra ne oldu? 2008 bu görüşmemiz. 2013'te bu iş bitti, ödedik. Ama 2013'te de bu defa geldiler, bizden 5 milyar avro borç istediler. Arkadaşlar 'Verelim mi?', 'Verin' dedik. 'Veren el, alan elden hayırlıdır, üstündür.' dedik. Sonra baktılar ki Türkiye hakikaten ciddi. Vazgeçtiler, istemediler. Bakın o günden bugüne bizim artık IMF ile işimiz yok, bitti."

O zaman Merkez Bankasının rezervinin 27,5 milyar dolar olduğunu anımsatan Erdoğan, bugün rakamları almadığını ama şu andaki döviz rezervinin 120 milyar dolardan aşağı olmadığını söyledi.

Genelkurmay Başkanı, komuta kademesi, tüm subaylar, erler, komandoların dimdik ayakta olduklarını vurgulayan Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile yürüttüğü Afrin Harekatı'nda Türk ordusunu kucakladığını belirtti. Şehitlere rahmet, gazilere şifalar dileyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güvenlik güçlerimizin ayakları altında ezilenler, uçaklarımızın bombalarıyla imha edilenler, sadece terör hedefleri değildir. Onlarla birlikte aynı zamanda ülkemize ve bölgemize giydirilmeye çalışılan deli gömleğini de paramparça ediyoruz. Terör örgütlerinden temizlediğimiz her toprak parçasıyla beraber Suriye'nin de Irak'ın da geleceğini kurtarıyoruz. Türkiye'nin sahaya güçlü bir şekilde girmiş olması emperyalist hevesleri kursaklarda bırakıyor. Suriye'de 7 senedir, 1 milyon masumun alçakça, vahşice öldürülmesi karşısında gıkı dahi çıkmayanların ardı ardına endişe beyan etmelerinin sebebi budur."

"BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜ KAYBETMEKTEN ENDİŞE EDİYORLAR"

Doğu Guta'da, içinde kadınların ve çocukların da olduğu 1 milyona yakın insanın katledildiğini belirten Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüşmeleri olduğunu anımsattı. 

"Açın, insani yardım anlayışı içerisinde en azından yaralıları alıp hastanelerimizde tedavi ettirelim." dediğini aktaran Erdoğan, henüz olumlu cevabı alamadığını söyledi. 

Doğu Guta'daki vahşeti görmezden gelenlerin Afrin konusunda hassasiyet sahibi olmalarının tek nedeninin bu olduğunu ifade eden Erdoğan, "DEAŞ kılıfı altında Suriye'yi parçalama hayalleri akamete uğrayanlar, bölücü örgütü kaybetmekten endişe ediyorlar. Onları kaygılandıran yitip giden milyonlarca hayat değil bozulan hesaplarıdır." değerlendirmesinde bulundu. 

Türkiye'nin kimin ne dediğine değil ülkenin, milletin ve bölgedeki kardeşlerinin geleceğinin neyi gerektirdiğine baktığını belirten Erdoğan, "Zeytin Dalı Harekatı'nı başlatmak için nasıl kimseden icazet almadıysak, sonlandırmak için de hiç kimsenin baskısına boyun eğmeyiz." ifadelerini kullandı. 

"TERÖR KORİDORUNUN OLUŞTURULMASINA RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ"

Operasyonların Afrin'deki terör bataklığı kurutulana kadar devam edeceğini bildiren Erdoğan, Türkiye'nin güney sınırı boyunca bir terör koridorunun oluşturulmasına asla rıza göstermeyeceğini kaydetti.  Erdoğan, "Rabb'im, kahraman ordumuzu muzaffer kılsın." diye dua etti. 

"Cumhur ittifakı"na işaret eden Erdoğan, "Bu cumhur ittifakı birilerini rahatsız ediyor. Demek ki iyi yoldayız. Eğer onlar rahatsız olmasaydı bu iş sıkıntıydı. Bu cumhur ittifakı, aslında 7 Ağustos birlik, beraberlik, dayanışma ruhunun hamdolsun bugüne yansımasıdır." dedi. 

"EN UFAK BİR YANLIŞA FIRSAT VERMEDEN GÖTÜRMELİDİR"

7 Ağustos dayanışma ruhunun dayandığı yerin 15 Temmuz olduğunu vurgulayan Erdoğan, 15 Temmuz'a inanlar, şimdi cumhur ittifakını kurmuşlardır. Bu da 7 Ağustos'a dayanıyor. Herhalde bununla da bir çizgi çiziyorum. Bunu da anlıyorsunuz. Çünkü 15 Temmuz, bir kırılmadır. Bu kırılmada işin dışında olanlar, içinde olanlar var. Beraberce inşallah bunu da sonuna kadar sürdüreceğiz. Cumhur ittifakıyla tabanımız, MHP tabanıyla muhabbetini inşallah bir ittifak anlayışı içerisinde en ufak bir yanlışa fırsat vermeden götürmelidir." ifadelerini kullandı. 

"ONLAR, KİMLERLE KURACAKLARSA İTTİFAKLARINI KURSUNLAR"

CHP'nin AK Parti grubunu ziyaretini anımsatan Erdoğan, "Bunların hepsi tezgah... Grubumuz böyle bir tezgaha prim vermedi. Geldikleri gibi gittiler. Çünkü biz bunları tanıyoruz, biliyoruz. Bunları biliyoruz. Ama böyle bir ziyaret talebinde bulundukları için de 'Gelmesinler.' demedi arkadaşlarımız, kabul buyurdular. Ondan sonra da gönderdiler. Çünkü hiçbir şeyleri bunların güvenilir değildir." şeklinde konuştu. 

Erdoğan, "Onlar, kimlerle kuracaklarsa ittifaklarını kursunlar. Zaten kimlerle el ele yürüdükleri belli. Kandil'de, Tendürek'te, Cudi'de, Gabar'da olanlara beraber yürüyorlar. Farkımız ne? Biz de milli ve yerli olanlarla, milletle beraber yürüyoruz. Farkımız bu. İnşallah bu dayanışmamızı gerek Mart 2019 gerek Kasım 2019 seçimlerinde taçlandırmak suretiyle en ideal noktaya kavuşturacağız. Allah'ın izniyle Türkiye yapılan hesapların tamamını darmadağın edecek güç imkan ve stratejiye sahiptir. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Siyaset Akademisi'nin 18'inci döneminin hayırlı olmasını diledi.

 

Kaynak: HÜR24 Haber
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55