• BIST 95.350
  • Altın 243,682
  • Dolar 6,2952
  • Euro 7,3611
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 27 °C
  • Antalya 35 °C

Beyinler Kirlenince…

İhsan Pınar

        Kime baksan, kime sorsan; herkes “ Hak, Hukuk, Adalet, Dürüstlük…” diyor! Ve büyük bir kesimimiz güya bu ulvi değerleri kendisine şiar edinmiş olup, isimlerinin önüne bir takım sıfatlar ekliyorlar. Ama yaşanan hayatın gerçeğinde bu değerleri görmeye hasret kaldığımız gibi; yalan, sahtekârlık, aldatmalar, haksızlıklar… Her tarafımızı kuşatmış durumda. Peki neden?

        İdeallerimiz ve yaşadıklarımız arasındaki bu tenakuz neden? Elbette bu olumsuzlukları cinler veya uzaydan gelenler yapmıyor ve elbette bu yanlışları hiç kimse bize zorla da yaptırmıyor. Peki, faili olduğumuz bu kötülükleri neden yapıyoruz? Söz ve icraatlarımız arasındaki bu çelişkiler neden?   

        Allah (cc) hayat rehberimiz Kur’an’ı Kerim Er Rad 13. Ayette mealen şöyle buyurmaktadır: "… Bir toplum kendi nefislerindeki hali değiştirmedikçe, Allah onları değiştirmez…”

        Bu iyilik için de böyledir; kötülük için de böyle. İmtihan yeri olan bu dünyada Allah, insanı seçiminde hür bırakmış ve her topluluğa kendi emek ve tercihlerinin karşılığı vardır. İyilik yapan, iyilik için çalışan karşılığı olarak ‘İyilik’ bulur. Kötülük yapan ve kötülük için çalışanlar da tabii olarak yaptıklarının karşılığını bulacaklardır. Toplumlar buna göre ilerler veya birbirlerini yerler.

        Eskiden “dızé malé jı malé be” veya “ eğer bekçi hırsız olursa, hırsızlığı önleyemezsiniz” diye kalıplaşmış yaygın sözler vardı. Solcularımız da hırsızlığın ücret yetersizliğinden kaynaklandığını ve eğer çalışanın ücretine yeterli zam yapılırsa hırsızlığın önlenebileceği gibi bazı tezler ileri sürüyorlardı.

        Güven duyulmayan bekçiler rahatlıkla değiştiriliyor, işine son veriliyor. Ücretlere de kendinizce iyileştirici bazı düzenlemeler yapabilirsiniz. Ama peki ya ‘dız jı malé be?’ veya patron hırsız olursa?

        Yükselmenin en alçakçası, mazlumların sırtına basarak yükselmektir. İnsanları aldatmak, haklarını yemek… Bütün inanç ve hukuk sistemlerinde aşağılanan bir insanlık suçudur. Siyasi olarak da, ekonomik olarak da zayıf, fakir ve mazlum insanları çıkarına alet etmek, onların haklarını gasp etmek aşağılığın da en dibi olanıdır.  

          Kulağımıza öyle duyumlar geliyor ki, inanmakta zorluk çekiyoruz. Ama bu söylentiler yayıldıkça, akıl ve vicdanlarımızın kabullenemediği bu gayri insani söylentileri irdeleme ihtiyacı hissettik. İstihdamı artırmak, fakir halka bir nebze yardımcı olmak için İş Kur üzerinden İşverenlere bir takım destekler verilmektedir. Bunlardan biri de şartları sağlayanlar için bazı personelin ücret ve sigorta primleri devlet tarafından ödenmektedir.

        Yanlış yerler çekilmemesi için öncelikle dürüst olarak çalışan, çalıştırdığı işçinin hakkına tenezzül etmeyen işverenlerimizi canu gönülden tebrik ediyoruz. Ama bazılarının çalıştırdıkları işçinin devlet tarafından ödenen ücretini alacak kadar alçaldıkları söylenmektedir. Deniliyor ki, devletin iş Kur üzerinden çalıştırdığı bu insanımız için yatırdığı aylık maaşı almak için biri gitmekte ve adına para yatırılan çalışanımızın devletten aldığı ücretin bir kısmını işyeri sahibi almaktadır. Düşünebiliyor musunuz! Beyefendiye bir ay boyunca çalışan işçinin ücret ve primlerini devlet yatıracak ve işyerinin milyarlarından gözü doymayan patron, devletin çalışanına ödediği asgari ücretin 600 lirasını geri alacak. İşçinin kabul etmemesi durumunda da işine son vermekle tehdit edecek…

        Sigorta, çalışanın en tabii hakkıdır. Asgari ücret altında ve sigortasız işçi çalıştırmak hak gaspı ve kanunen suçtur. Çalışanına devletin verdiği ücreti almak; devletin verdiği sigorta primleri için kendi yakınlarından veya piyasada para aldığı birilerini göstermek sahtekârlık ve hırsızlıktır. Muhtaç olan fakir insanlarımızı haklarını aradıkları takdirde işlerine son vermekle tehdit etmek çeteciliktir. Müslümanlık, Devrimcilik, Halkçılık, Welatparezi… Hiçbir sıfat bu alçaklığı kabul etmez. Ve bu alçaklığı yapanlar bunlardan hiç biri olamazlar. Ancak sahtekâr, yalancı, hırsız, dolandırıcı, haramzade… olurlar.  

        Kendine insanım diyen hiç kimse bu dolandırıcılara yüz vermemeli ve hiçbir grup bu sahtekârları aralarında barındırmamalıdır. Devlet ve İş Kur, bu sahtekârların takipçisi olmalı ve çalışanının hakkını çalan bu sahtekârlara ibreti âlem için en ağır cezaları vermelidir.

        Toplum olarak duyarlılık göstermeliyiz. Hak ve Adalet için çaba göster…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55