• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Antalya 17 °C

Başbakan Davutoğlu basının sorularını cevapladı

Başbakan Davutoğlu basının sorularını cevapladı
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye-İran İş Forumu sonrası basın mensuplarının sorularını cevapladı.

İran temaslarını değerlendiren Başbakan Davutoğlu, önümüzdeki yılları planlamak üzere daha sık bir araya gelinmesi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleştireceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katılımıyla Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin gerçekleşeceğini belirten Davutoğlu, ayrıca bakanların karşılıklı ziyaretlerinin olacağını söyledi. 

Türkiye'nin en zor zamanda İran'a destek verdiğini anımsatan Davutoğlu, tüm dünyanın İran'a ambargo uyguladığı dönemde Türkiye'nin, başta Birleşmiş Milletler'de olmak üzere, bütün ambargolara karşı çıktığını dile getirdi. İran'ın, Türkiye'nin bu tutumunu unutmadığını aktaran Başbakan Davutoğlu, "Türkiye herhangi bir ülke değildir. Zor zamanlarımızda birlikteydik. Yaptırımların kalkmasından sonra 'her ülkeden önce Türkiye öncelikli olacaktır' ifadesini her zeminde vurguladılar. İş adamları ile yaptığımız toplantıda da bu yaşandı" diye konuştu. 

Davutoğlu, bölgesel gelişmelerde kritik bir dönemeçte olunduğuna dikkati çekerek, "Suriye'de ateşkes kırılgan da olsa sürüyor. Irak'ta DEAŞ'a karşı yürütülen mücadele var. Hassas bir konjonktür var. Körfez'de yaşanan gelişmeler var. Bütün bunları değerlendirme imkanı bulduk. Çok uzun görüşmelerde bunları dostça, samimi bir şekilde, görüş ayrılıklarımızı da dostça, samimi bir şekilde ele aldık" ifadelerini kullandı. 

İranlı ilim adamı Ayetullah Tabesi'nin vefatı dolayısıyla İran'da yas ilan edildiğini ve Ayetullah Hameney ile görüşmelerinin de gerçekleşemediğini ifade eden Davutoğlu, ilk fırsatta kendisi ile değişik vesilelerle bir araya geleceklerini söyledi. 160 iş adamı ile İran'a geldiklerini dile getiren Davutoğlu, iş adamlarının İran'la iş yapma şevki ve azminin kendisini umutlandırdığını söyledi. İran pazarının büyük bir pazar olduğunu ifade eden Davutoğlu, önümüzdeki dönemde İran ile ilişkilerde büyük bir ivme beklediklerini ifade etti. 

Başbakan Davutoğlu, görüşmelerde anlaşmaya varılan konuların ne olduğunun ve PYD konusunun gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, Türkiye'nin son 13 yılda çok ilkesel bir politika yürüttüğünü söyledi. Bölgenin daha fazla entegre olması için büyük çaba gösterdiklerini dile getiren Davutoğlu, "Türkiye, Ürdün, Lübnan, Suriye, dörtlü ortak ticaret bölgesini oluşturmuştuk. Aynı anda Irak ile ortak hükümet toplantıları yapıp İran'la da çok derinleştirilmiş ilişkilere girmiştik. Bütün bu kuşakta hedef, İran'dan Doğu Akdeniz'e inen birliktelik gerçekleştirmekti. Ancak Arap Baharı sonrasında yaşanan gelişmeler ve bölgede iyi niyetle harekete geçmiş olan Arap gençliğinin rüyalarının ve sönük ideallerinin kaba bir şekilde yönetimler tarafından bastırılması ve ortaya çıkan boşluktan da DEAŞ gibi terör örgütlerinin istifade etmesinde en kritik ülke, kırılgan ülke Suriye oldu. Suriye konusunda Türkiye ve İran'ın bu döneme kadar yakın işbirliği vardı" şeklinde konuştu. 

Suriye ve İran ambargolar altındayken Türkiye'nin her iki ülkeye de kapısını açtığını hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'nin bütün uyarılarına rağmen Esed'in yaptığı baskılar ve DAEŞ terörünün, Türkiye ve İran'ın Suriye konusunda farklılaştığı bir konjönktür ortaya çıkardığını söyledi.  Görüşmelerde farklılıkların yol açtığı sıkıntıları da ele aldıklarını anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

Kimin nerede hata yaptığı konusunda karşılıklı müzakere ve muhasebenin ötesinde, şu anda ne yapmak gerektiği hususuna odaklandıklarını ifade eden Davutoğlu, önemli bir altyapı ve görüş ayrılıklarının en azından tespit edilerek giderilmesi yönünde ortak anlayış zemini oluştuğu kanaatinde olduğunu dile getirdi. Davutoğlu şunları söyledi:

"5 noktada birliktelik olduğu inancındayım. Birincisi, bölge sorunlarının bölge aktörleri tarafından çözülmesi yönünde güçlü bir siyasi irade sergilemek. Son dönemde bölge dışı aktörlerin maalesef kapalı kapılar ardında neler olup bittiğini bölge ülkeleri ile paylaşmadan birtakım planlamalar içine girdikleri anlaşılıyor. Biz buna karşı bölgedeki bütün aktörlerin, komşusu olan bütün ülkelerin, Suudi Arabistan başta olmak üzere, Arap dünyasının bütün önemli ülkelerinin hep beraber bölge sorunları konusunda herhangi bir bölge dışı aktörün veya aktörlerin tek başlarına belirleyici olmayacakları şeklinde istişare etmelerine önem veriyoruz. Geçmişte bunu yaptık. Irak'ta komşu ülkeler toplantısını ilk defa AK Parti'nin ilk yıllarında biz ihdas ettik. Şimdi de Suriye konusunda daha fazla istişareye ihtiyaç var. Orada dökülen kan kardeşlerimizin kanı. Bu kan üzerinde hesap yapanlara fırsat vermemek lazım.

İkincisi, çözüm ne şekilde seyrederse seyretsin Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğinin bozulmasına izin verilmemesi. Bu da çok önemli bir anlaşma zeminidir. Bugünlerde uluslararası basında Suriye’nin kaç parçaya ayrılacağı konusunda değişik spekülasyonlar yapılıyor. Biz buna karşı, Türkiye de İran da eminin diğer bölge ülkeleri de Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve parçalanmaması konusunda ortak bir anlayışa sahibiz.

Üçüncüsü, yeni ortaya çıkacak siyasi ortamın zedelenmemesi için yani bir müzakere zemini olması için ateşkese birlikte destek vermek, bu da önemli bir ortak zemindir. Biz akan kanın durmasının, siyasi müzakereler için önemli bir zemin oluşturacağı kanaatindeyiz. Bunun için de ateşkesin sürmesi konusunda Türkiye ve İran etkide bulunduğu taraflara birlikte ve ayrı ayrı, bu taraflar nezdinde girişimlerde bulunacaklar.

Dördüncüsü, siyasi tablonun, yönetimin temsil kabiliyeti yüksek yönetim olması... Biz Suriye'de tek bir etnisitenin, tek bir mezhebin egemen olduğu bir siyasi yapı değil, bütün Suriyeli unsurların temsil edildiği bir yeni dönemin başlamasını arzu ediyoruz İran'la birlikte. Bu konuda da bir mutabakatımız var. Temsil kabiliyeti yüksek bir siyasi yapının ortaya çıkması için birlikte çalışma düşüncemiz var.

Beşincisi, teröre karşı amasız, kayıtsız, limitsiz bir işbirliği. Bu hem DEAŞ hem PKK'nın uzantıları... Bu noktada da İranlı dostlarımızla kanaatlerimizi paylaştık. Terör Türkiye'yi de bölgeyi de İran'ı da istikrarsızlaştırarak... Terör odaklarına karşı birlikte faaliyet gösterme kararlılığımızı da teyit ettik. Güvenlik birimlerimiz, Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarımız, beyan ettiğim 5 ilke çerçevesinde müzakerelerimiz devam edecek."

BUNLAR HUKUKİ SÜREÇLERDİR

Zaman gazetesine kayyum atanması ve Boydak Holding'e yapılan operasyona ilişkin soru üzerine Başkabakan Davutoğlu, bazı yabancı basın organlarında AK Parti hükümetinin gazetelere el koyduğu yönünde iddiaların yer aldığını ve iş adamlarına yapılan muamelelere ilişkin haberlerin bulunduğunu anımsattı.

Davutoğlu, "Bunlar kesinlikle hukuki süreçlerdir, siyasi süreçler değil. Hukuki süreçlere olduğunu gösteren husus ne? Türkiye'de hükümetimize muhalefet eden, farklı fikirler serdeden tek gazete bahsedilen gazete değil. Diğer gazeteler, özgürce fikirlerini ifade ediyorlar, hiç kimseye de 'Niçin bu fikirleri serdediyorsunuz', diye bir sorgulama, bir şekilde bir uygulama yok" diye konuştu.

Türkiye'de hükümetten, AK Parti'den hoşlanmayan çok sayıda iş adamı olduğunu belirten Davutoğlu, bazı iş adamlarının kendilerini şu veya bu gerekçeyle beğenmiyor olabileceğini söyledi.

Kendisiyle birlikte İran'da bulunan iş adamlarının kime veya hangi partiye oy verdiğini bilmediğini aktaran Davutoğlu, iş adamlarıyla Silopi'de yoğun bir gün yaşadıklarını, sonra da birlikte İran'a geldiklerini anımsattı.

İş adamlarıyla görüşmelerinde kime oy verdiklerini düşünmediğinin altını çizen Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Muhtemeldir ki bir kısmı bize oy vermedi, başımızın üzerinde yerleri var. Ta ki iş adamı olarak iş adamlığı yapsınlar onların her meselesini, hangi iş adamımız kime oy vermiş ve bize vermemiş olduğunu bilsem dahi, onlara her türlü imkanımızla yardımcı olmak bizim görevimiz. Burada aranızda her gazeteden temsilciler, her yayın organından. Muhtemeldir ki bazılarınız bizimle aynı düşüncede olmayabilirsiniz, hiçbirinize bir ayrım yapmadık, yapmayız. Peki burada olan husus ne? Burada iş adamlığı yapmaktan daha çok Türkiye'de bir siyasi operasyonun parçası haline gelmek gibi bir çabası olan, sadece bu grubu kastetmiyorum, ilkesel bir şey söylüyorum, gazetecilik yapmaktan daha çok Türkiye'de siyasal bazı operasyonların hatta bazı kara para aklama operasyonlarının da parçası olarak değerlendirilmiş bu iddialarla açılmış bir hukuki süreç var. Ve bu hukuki sürece çok açık net ifade ediyorum, hiçbir müdahalemiz olmamıştır. Her iki süreç de tamamıyla hukuki şekilde seyretmiştir. Ne benim ne de herhangi bir arkadaşımın dolaylı ya da doğrudan bir müdahalesi söz konusu olmamıştır, olmaz da."

TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ NOKTASINA GELDİĞİ DÜZEYDEN GERİYE DOĞRU HİÇ GİTMEYECEKTİR

Türkiye'nin demokratik hukuk devleti olduğunu belirten Davutoğlu, "Demokratik hukuk devleti meşruiyetini halktan alan bir hükümete karşı açık bir darbe teşebbüsü niteliği taşıyan bir faaliyet içinde yer alanların yaptıkları faaliyetin ekonomik mi, gazetecilik mi olup olmadığı konusunda sorgulama hakkı da vardır. Türkiye basın özgürlüğü noktasına geldiği düzeyden geriye doğru hiç gitmeyecektir ama kimsenin de basın veya başka araçları kullanarak devlet içinde bir paralel yapılanmanın aracı, meşruiyet sağlayıcısı olarak faaliyet yapmak suretiyle bir vesayet odağı oluşturmasına da herhalde göz yummamamız lazım" şeklinde konuştu.

Bu süreçlerin hukuki olduğunu ve isteyenlerin itiraz edebileceğinin altını çizen Davutoğlu, "Siyasi bir boyutu yoktur, siyasi boyutu varsa eğer bu el konan veya kayyum atanan kurumların, onların yaptıkları bazı illegal siyasi faaliyetler sebebiyle siyasi boyutu vardır, yoksa bizim onlara bir hukuki süreç işletilmiş olması dolayısıyla değil. Bunu da bu şekilde değerlendirmek lazım" dedi.

Brüksel'e de bir ziyaret gerçekleştireceğini anımsatan Davutoğlu, orada da gündemin bu konuyla işgal edilmeye çalışılacağını ifade etti.

Gece-gündüz Türkiye'de reform yapmaya ve Türkiye'nin gündemini olumlu bir zeminde sürdürmeye çalıştıklarını belirten Davutoğlu, "Bu olumlu zemini bu anlamda bu hukuki süreçleri başka yerlere çekerek lekelemeye veya olumsuz bir algı oluşturmaya da kimsenin çaba sarf etmemesi lazım. Türkiye demokratik hukuk kuralları neyse onu işletir, burada da hükumetimizin hiçbir dahli olmamıştır, dediğim gibi. Bugün özgürce herkes fikrini ifade ediyor herkes özgürce iş dünyasında ekonomik faaliyetini yapıyor ta ki kimse gizli gündemlerle başka çabalar içine girmemiş olsun."

Kaynak: HÜR24Haber
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55