• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • Antalya 12 °C

Bangladeş'te Alim Değil Alem Öldü

Bangladeş'te Alim Değil Alem Öldü
Ramazan Selimoğlu, Bangladeş'te Hasina diktası tarafından Cemaati İslami liderlerinden Mir Kasım Ali'nin idam edilmesi ve yaşanan zulümleri analiz etti.

Bangladeş Cemaati İslami liderlerinden Mir Kasım Ali, Hasina diktası tarafından idam edildi. Mir Kasım Ali hakkında 2014 yılında verilen idam kararı temyiz mahkemesinde onanmıştı.

Bangladeş'te Cemaat-i İslami liderlerinden Kasım Ali, ülkede 43 yıl önce yaşanan iç savaşta suç işlediği gerekçesiyle idam cezasına çarptırılmıştı.

Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Cemaat-i İslam liderlerinden Mir Kasım Ali'yi 1971'deki bağımsızlık savaşı sırasında yaşanan savaşta kendisine iftira dolu suçlamalarla yargılanan Cemaat-i İslami'nin finansal işlerinden sorumlu en önemli ismi ve partinin en etkili liderlerinden olan Ali, yargılandığı 14 suçun sekizinden hüküm giyerek idamla cezalandırılmıştı.

Cemaat-i İslami liderlerinden Motiur Rahman Nizami de 29 Ekim'de aynı mahkeme tarafından idam cezasına çarptırılmış ve dikta tarafından idam edilmişti.
Cemaat-i İslami liderlerinden Abdülkadir Molla, insanlığa karşı suç işlediği iftirasıyla geçen yıl idam edilmişti. Bir başka lider Ğulam Azzam da 90 yıl hapse mahkum edilmiş, 24 Ekim'de solunum yetmezliği tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Delvar Hüseyin Seyidi'ye verilen idam cezası ise müebbet hapse çevrilmişti.

Ülkedeki muhalefet partileri ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından adil yargılama imkanı sunmadığı gerekçesiyle eleştirilen Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, 2009 yılında iktidardaki Avami Ligi Partisi tarafından 1971'deki iç savaşta işlenen suçları araştırmak için kurulmuştu.

Yapılan bu suçlamaların delile dayanmadığı ve iktidardakilerin kendi düşünce ve fikirlerine göre İslam'ı düşman olarak hedefine koyan bir anlayışın sebep ve sonuç ilişkisi üzerinden kararlar verdiklerini çok iyi biliyoruz.

Mir Kasım Ali ve diğer Alimlerin idam edilmesi buna karşın ümmetin sessizliği bana kışın ayazında Beykoz sırtlarında dönemin zalim Fetöcu/Kemalistleri tarafından katledilen Muhterem Şehid Hüseyin Velioğlu'yu hatırlattı.

O gün cemaatlerin olduğu Türkiye ümmetinden hiçbir tepki gelmedi ve üç maymunu oynadıkları gibi bugün de ümmet üç maymunu oynamaktadır.

Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor: Alimler yeryüzünün kandileridirler. Alimin ölümü alemin ölümü gibidir.

Evet! Mir Kasım Ali ve öldürülen birçok alimin ölümü aslında alemin ölümüne  ve kendi dünyalarının kandilleri olan Alimlerin vefatı, Müslümanlar için büyük bir kayıp iken maalesef alimlere gereken önemi vermeyip Tv ekranlarına çıkan sözde bel'amları izleyen bir toplum (ümmet)'dan ne beklenebilir ki? Uyutulan bir ümmet olarak suskun ve aciziz..!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!..
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?
Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?
Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış!
Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilatları ve bariz şahsiyetleri, ALLAH için kızmaz mı!? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;
Ey RABBimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mümin kullarına yardım et! diye çağıramaz mı!?
Buna da mı gücünüz yetmiyor!?
Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin!
Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin!
Temennimiz, ALLAH'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır!
Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! ALLAH aşkına, bari aleyhimize olmayın!
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
ALLAH'ım! Sana şikayette bulunuyorum Sana şikayette bulunuyorum.
Sana şikayette bulunuyorum. 
Şeyh Ahmet Yasin'in duasında belirttiği bu hakikatler ümmetin felaket çukurunda olduğunun özetidir.

Hasina diktası tarafından değişik suçlamalarla idam sehpasına götürülen alimlere dünyanın sessiz duruşu, ikiyüzlülüğün belgesidir. Bir hayvan öldürüldüğünde ayağa kalkan hayvanseverler kadar olamayan insan severler yok maalesef!
Ümmetin idamlara tepkisiz, sessiz, gamsız olmasına ne demeli? Ümmetin içine düştüğü bu durum, Batı'nın içimize soktuğu mezhep ve etnik temeldeki sorunlarla boğuşturulmak, birbirine kılıç çeken Müslümanların zalime ve İslam düşmanlarına karşı namlusunu çevirecek bir kararlılık ve dirayetin ortadan kaldırılması suretiyle sinirleri alınan bir ümmet oluşturuldu. Ümmetin suskunluğunun diğer bir sebebi Müslüman ülkelerin başına getirilen Batı uşakları liderlerin hakikatları perdelemekle masuma suçlu, suçluya ise masum rolünün verilerek Müslümanların terörizmle anılmasını sağlayan Batı'nın Defacto yapılarının devreye sokulmasıyla İslam'a ve Müslümanlara karşı bir düşmanlığın ortaya çıkmasına ve dinin bir öcü olarak beyinlere nakşedilerek uyuyan bir ümmet oluşturulmasına sebep oldu.

Sana şikayette bulunuyorum! ALLAH'ım!

Gazze'de, Irak'ta, Afganistan'da, Arakan'da, Çeçenistan'da, Doğu Türkistan'da, Filistin'de, Suriye'de, Bangladeş'te ve birçok İslam ülkesinde yaşanan zulümlere ümmetin sessiz kalması ve birlik olması gereken yerde birbirine hasmane bakan ümmetin liderleri (?) bu işin sorumlularından biridirler.
Biz Müslümanlar ittifak etmedikçe ve savunmadan çıkmadığımız ve saldırıya geçmediğimiz müddetçe Batı'nın dinazorları bizleri ezmeye ve yok etmeye devam edecek. Ümmeti mezhep ve etnik temelde öyle bir yozlaşma ve tefrikaya sokmuşlar ki mezhebimizden veya ırkımızdan olmayan Müslümanlar kafirlerin bombalarıyla katledilirken ekranları seyrederken Oh olmuş diyebilecek kadar vicdanımız körelmiş. Çok acınacak bir durumdayız. Ümmetin düştüğü zilletten kurtulmanın yolu Allah'ın kitabı ve Resulullah (s.a.v) efendimizin sünnetine yapışmak ve birliğimizi sağlamak. Buna ek olarak Batı dünyasının içine tefrika sokmak, ihtilaflarını derinleştirmek suretiyle birliğimizi sağlamak ve bunların yollarını aramalıyız. Yoksa gözlerimizin önünde vurulan o bedenlerin hesabını Allah'a veremeyiz.

Sana şikayette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı ve Birliğimiz bozuldu Yollarımız ayrıldı Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikayet ediyoruz… Şeyh Ahmet Yasin' in duasıyla Rabbimize iltica edip Yüce ALLAH, birliğimizi, kuvvetimizi toplayıp livaü'l hamd sancağı altında buluştursun.  Amin…

‘'İdamın ipinden korkmayın, üzülmeyin. Şehid kanı bulaşmış toprak çok daha verimli oluyor. Siz de o toprakta kolayca kelime-i Tevhid bayrağı dikeceksiniz'' diyen Mir Kasım Ali'nin şehadetini tebrik eder, ümmetin uyanışına ve dirilişine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Şehadetin mübarek olsun.

Bak çorak topraklar sulandı. Bak şafak doğdu! Uyanma zamanı artık!

Kaynak: DOĞRUHABER
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Hür 24 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 532 658 98 55